Bilim ve Din Hk.
Saygılarımla
Bilimle din çatışmak zorunda mıdır?
Dört büyük melekten biri Mikail değil midir? Mikail insanlığın atmosferik döngüyü keşfiyle öneminden bir şey yitirmiş midir?
Kur'an niçin sıklıkla bize "Siz ne kadar az düşünüyorsunuz?" demektedir?
Bilim elimizdeki en iyi araç olmakla beraber şundan iki yüz yıl önce dünyayı düz kabul etmiyor muydu?
Yaradan'ı anladığını sanıp onun adına konuşma cüretini gösterenler ile bilim felsefesini kenara koyup bilimsellik iddiasıyla konuşanın arasında cehaletten kaynaklanan cesaret dışında ortak nokta bulmak mümkün müdür?
Değerli arkadaşlarım: bilim "o an" için elindekinin en iyisi ne ise, duruma onunla açıklama getirmeye çalışır. Bilimsel keskinlik - tespit gibi terimleri dindeki kesinlik - tespit ediş gibi değerlendirmek Dimyat'a giderken evdeki bulgurdan olmaktır.
İnanınız hem dinen hem de ilmen bizlerde var olduğu işaret edilen düşünsel kabiliyet, din ile bilimi birbirine düşürmeden algılamaya müsaittir efendim.
Aksi halde Takdir-İ İlahi'nin dediği olur ki, o takdir ediş de bize: "İlim Çin'de olsa arayıp bulunuz!" buyurmuştur.
PS. Burada bilim felsefesinin konularına girecek değilim ama en azından Karl Popper'in ünlü tanımını aktarmalıyım:
Bir bilgi, kendi yanlışlanabilme imkânını içinde taşıdığı ölçüde 'bilimsel bilgi'dir.
Bu anlamda, 'Tanrı kelamı' olduğuna İNANILAN üç kutsal kitap, 'bilim' değildir, bunlarda aktarılan bilgiler veya öğütler de 'bilimsel bilgi' değil, İNANILMASI EMREDİLEN şeylerdir. İnanç yoksa din yoktur, oysa bilimde imana yer hiç olmaz (Bu PS alıntıdır. bildirgeçte el ve ayağın kökeni balık yüzgecinden alınmıştır.).

Recent comments
12 weeks 5 days ago