Günlük 2
03/11/2008> Bu gün Aysel almaya geldi beni Toggy'den, gece onda kalmıştım, kahvaltı yapıp Çıralı'ya gittik. Hasan adında bir bey ile tanıştım orada ve tüm gün sohbet ettik. Zeynep bir nar getirdi kiii!!! >>>>> işte sağda.
Akşamınan Toggy böbrekim kötü gel bende kal yarın da Antalya'ya hastaneye gideceğiz dedi.
Bir de ben çok yoğunum yahu; oraya git buraya git, evimi toplayamadım gitti kaç gündür!
02/11/2008> Nihat ile Antalya'ya gittik. Tez Tour'dan çek ve sanayide Nihat'ın yeni aracı olan VW Caddy'yi aldık. Dönüşte BMW'yi ben kullandım, üstünü açtık, öyle geldim Kemer'e, akşama baş ağrısı yaptı, biraz uyudum geçti. Akşama'a Toggy'ye geçtik, iki arkadaşı geldi bir dizüstüne Vista'dan Xp'ye geçiş yaptık.
30/10/2008> Toggy eniştesi ile geldi, uyduyu yaptı gitti.
Sabahtan GATAB'a gittik. iBook'un güncellemelerini ve istediğim programları indirdim kurdum. Bu arada alıştım Mac sistemine. Rahat, dertsiz ve kolay. Tabiidir ki tasarım da çok keyifli.
Bu gün LD ile Antalya'ya, bir heykel atölyesine gittik. Yazmış olduğum Tekirova Sualtı Projesi çerçevesinde denizaltına batırılacak bir heykel yapılıyor. Gemiyi çekmeye çalışan bir adam figürü. Şimdilik kil halde. Heykeltraş ile tanıştık, sohbet ettik; ben sordum o cevapladı. Bir ara LD ile Işıklar Caddesi'be çıktık ve bir saat kadar yürüdük.
Yürürken LD bir yere girdi, "Tchibo" adlı bir dükkan. Çok ilginçti, kahve ana ürünleri ama içerde ilginç bir sürü ürün var. Yok efendim pil ölçüsü, erkek polar kazağı, banyoda kullanabileceğiniz suya dayanıklı bir cihaz (ki doğa sesleri çıkarıyor ve üzerinde renk değiştiren şekiller var) velhasıl-ı kelam LD'nin güzel ifadesi ile: "İhtiyacın olmayan ama alacağın bir sürü ıvır zıvırın olduğu bir yer!" Esas ilginç nokta da odur ki bu mağaza on beş günde bir konsept değiştirip yeni satıştaki ürünleri yeniliyor. Güzel bir gün oldu.
Uydu için LD'nin uyducu bir tanıdığı geldi, ama uzunca uğraşmasına rağmen bir türlü tutturamadı uyduyu. Hatta bir ara evinden gidip LNB ve uydu alıcısını getirdi ama olmadı, olmadı. Üç saatten fazla süren bir uğraştan sonra LD arabadan bir anten getirdi, onunla çekiyor tv ama bu defa da tv'nin kumandası olmadığı için kanal ayarı yapamıyoruz, sadece NTV ve Star kanallarımız var. Olsun TRTInt'den iyidir her halükarda. Bu arada bu konuda son bir not: Hotbird çatır çatır çekiyor! :) Halıları hala yıkatamadım.
LD sağolsun, bana bir telefon verdi. Kendisinin yedek telefonu. Sevindirici bir gelişme oldu, zira tam istediğim gibi ince, şarjı iyi gidiyor; çok özelliği de yok. Tam kafamdaki telefon. Yalnız şarj cihazı yok, tedarik edeceğiz. Telefon defteri eski telefonumda kaldı tamamen, dolayısıyla hem bir metin belgeye kaydettim, hem de uzun zamandır istediğim bir olay olan Turkcell'e yedekleme işini bu telefon ile halledebileceğim. Hepsini elle girmek ayrı bir dert ama ne yaparsın, iyi, güzel, doğru hiçbir şey kolay olmuyor.
Akşam Nihat bizde iken Olessia geldi Sandy'yi gezdiriyormuş, çay - kahve içtik. Sandy ile oynaştık. Sonrasında LD de gitti. Kaldım yalnız, bunları yazdım işte. Efendim her şeyden önce mutfak bankosunu temizledim. Ben yanık sanıyor ve çıkmayacak gözüyle bakmaktaydım lakin sıcak su ile yumuşadığını fark edince üzerine gittim ve pırıl pırıl oldu.
Bir ara atladık LD'nin evine gittik. Oradan çarşaf yorgan kılıfı yastık ve kılıflarını aldım. Oh işte bu iyi oldu. Sonra efendim öğleden sonra makarna yapalım dedik, LD gitti dünyayı almış geldi. Makarna yaptık, sos yaptım, hatta sonra Aysel'de geldi. Yedik hep beraber afiyetle.
Yemek yapmayı özlemişim.
Eve bir geldim bir de ne göreyim? İki köpek yedi tane kedi! :)
Yeni evimde en sevindiğim olaylardan birisi bu kedi meselesi. Kemer'e geçen sefer geldiğimde evimi çok seviyordum ama istediğim şeylerden birisi de kedi beslemekti. Denk gelememişti lakin bu evde bu şansım var! :)
Evim hayli ufak. Herhalde kırk elli m2 kadar. biraz fazla ufak evet. Yine de Kemer'in merkezinde, Ralli Servis Alanı'nın yanında, tam olarak Kemer Bld.'si Boccia (petanque olarak da bilinen metal topların atılarak oynandığı bir oyun) sahasının tam karşısında.
Balkon, bu gün (27/10)LD ile balkonu yıkadık, sünger bir şilteyi attık, çay demledik. Oturduk. Manzara, güneş, boccia, yanında basketbol sahası ve biraz uzaktaki halı sahasından gelen ve ek canlılık yaratan sesler; güzel bir ev.
Evin eksikleri var, pisliği yeni yeni gideriyoruz. LD büyük yardımıyla buzdolabını temizledik ama ne kadar pis olduğunu anlatamam; koku bitiriciydi. Duvarları silmem, tavanı bilmem artık kaç kat kireçle boyamam lazım. Halıları yıkatmak da gerekli. Çarşafların neredeki benim?
Toggy bugün bardaklarımı getirdi. İçlerinden birisi Sevgi'nin kahve kupası idi, eski anılar insanı bir garip yapıyor. Bazı bardakları unutmuşum ama onlar da güzel bardaklarmış. :)
Sizinle Osman'ı tanıştırmak istiyorum efendim. Neşe kaynağı, güzel hatun hayranı. Onunla oynuyoruz bu aralar. :)
Nutuk'u okuyorum, benim kitaplarım nerede?
27/10/2008> Akşam üstü Nihat geldi beni pazara götürdü, yeşillik ve meyve aldım.
Akşam Nihat geldi Tansaş'a gittik, sabun - deterjan - vs.'yi hallettim. Hoparlörlerim geldi ya, eski müzik arşivimden özellikle klasik ve jazz türü parçaları attım Mac'e, özlemişim kaliteli müziği kaliteli sistemde dinlemeyi (Bang & Olufsen almam lazım yani benim :)
Levent'ten "Biz Toprağı Bilirik!" adlı, Bergama'daki altın şirketine karşı mücadeleyi anlatan bir kitap.
25/10/2008> Şimdilik her şey çok kıvamında. LD MacBook verdi, mac günleri başladı. Nihahat'ın lcd tv'yi alıp yerine getirdiği Sony çok güzel çıktı. Uydu Hotbird'e ayarlı, yarın onu Turksat'a çevireceğiz. Şimdilik internet için bir çözüm yok.
LD yarın bana bir ibook ve logitech hoparlörlerimi getirecek.
24/10/2008> Efendim Nihat ile Kekova'ya gittik. Çok güzel yerler gördüm ve fotoğraflarını çektim Nihat'ın Nokia'sı ile, güzel çıkmalarını umuyorum. Kale vardı oraya çıktık, Nihat'ın bir tanıdığı varmış, oradaki evine gittik, ev inanılmazdı. Aloe vera bitkilerinden tutun da şişe mantarlarından yapılmış pergole perdelerine kadar çok emek dolu idi. Bu aloe veraları ne yapıyorsunuz dedim? Kırıp oramıza buramıza sürüyoruz dedi hanım kişi, zaten cildi yaş elli olmasına rağmen mermer gibiydi, o zaman anladım nedenini.
Bu arada tüm gün boyunca arabayı ben kullandım, ve BMW'nin neden tutulduğunu da anlamış oldum. Tutulur efendim tutulur, Kekova yolu inişli çıkışlı, kıvrım kıvrım bir yol; araç 1.8 motorlu olmasına rağmen arkada itiş olsun, denge olsun, direksiyondaki o keskinlik olsun, araba 99 model olsa da kendini çok net hissettirdi. Hani Ultimate Driving Machine lafı var ya bu adamların; hakikaten doğruymuş. Denedim, zorladım, canını çıkardım; adamlar haklı.
Dönüş yolunda çektik bakkalın önüne, sigara alıp aracı üstünü kapatacağız, bir teyze, resmi de var, yükleyeceğim sonra: "Ee siz üşürsünüz büle, kapatın üstünü bunun!" dedi. dedim teyzem ondan durduk. Hah hah kapayın kapayın dedi. Dedi sonra gelin yemek yapayım size, eve gelin dedi. Yahu ne biçim bir insanımız var hakikaten insan mest oluyor. Resmini çektim teyze dedim: "Ana arkamdan mı çektin leeeennn?" dedi. :)
23/10/2008> Kemer'e geldim. Nihat'ı aradım, bir geldi pir geldi, doğrudan yemeğe geçtik. Nihat evdeki lcd'yi almış yerine 90 ekran bir tüplü Sony koymuş, tv güzel ama kelimenin tam anlamı ile dev gibi. Beş kişi imanları gevremiş tv'yi taşırken. Nihat tv'nin 165 kg. olduğunu söylüyor ya bilemiyorum.
21/10/2008> Yiğit Bulut bir öneriyle geldi mat da bunu dedi.20/10/2008> Bu çakra demek ne demek?
17/10/2008> Dün gece Siyaset Meydanını izledim Sarızeybek Albay vardı, saat üçe kadar sürdü. On bir gibi kalktım. Nihat aradı, İstanbul'a gidip tekneleri için motor almış, tv'leri değiştirmiş. Yani günlük şeyler.16/10/2008> Bir günlüğüne Antalya'ya gidildi. Bora, Batu, Argın ve ben. Doluştuk Range Rover'a, önce otellerin sandalye ihtiyaçları için rattan denen türde koltuk baktık. AHK Interiors'a gittik, Bang & Olufsen bölümü vardı, inanılmazdı. Duvarda asılı 33'000. €'luk bir plazma tv vardı, Batu onun tv olduğunu anlamadı, tablo, ayna gibi bir şey sandı! :) Bir katalog aldım, bunları bilen - alan var mıdedim? "Yok abi, ben bile burada gördüm bunları, arada yat döşüyoruz dedi. Onlara koyuluyor." Neyse aldım bir katalog. Oradan Savaş Plastik adlı yere gittik, iki saate yakın orada kaldık. Aysel'e abonelik işleri için bir adam gelmiş halı yıkıyormuş, "Yok dedim gerek yok." Ben yaparım, kendi işimi hele kendi pisliğimi kendim temizlerim arkadaş. Akabinde Kosifler otoda BMW baktı Bora & Batu. Beyaz bir Range Rover vardı, hayranlık uyandırdi bizimkilerde, ben B&O kataloğunu okudum. Büyük Migros'a geçtik sonrasında, geçen geldiğimde Arby's yemiştim ya, Argın ile Burger King'de duble çizburger yedim. Dönüşte ben kulladım cipi, iki buçuk saatte döndük. 12lt/100 km. ve 78 km./s. ortalama ile döndük. 14/10/2008> Gece Bora geldi, Balık Pazarı vs.12/10/2008> Tekne ile çıkacağız, çıkalım, tabii.Her zamandan farklı olarak Karacaören'e gittik. Detaylı anlatım ve fotoğraflar burada.
10/10/2008> Mustafa Argın ile Antalya'ya gittik. Range Rover ile gittiğimizden çok rahat geçti yolculuk. Eşyalarımın büyük çoğunluğunu rahat rahat götürdüm. Kendisi ile Konyaaltı Migros'ta ayrıldık, oradan dolmuşla Kemer'e, Toggy iş çıkışı geldi beni aldı, Kemer merkezden; geçtik evine. Nihat aradı: "Ben evdeyim, hadi gelin." dedi. Eşyalarımı aldım, Toggy'nin arabaya yükledik. Geçtik yeni evime. Nihat yok? Aradım, Göynük jandarmadaymış. Neyse gittik, anahtarı aldık, eşyaları attık yeni eve, döndük Toggy'ye. Ertesi gün sabah 7'de kalktık, Toggy Ankara'ya gidecek, kahvaltımızı yaptık bir güzel Kemer Patisserie'de, evime geçtim. Temizlik, Aysel'i aradım geldi yardım etti, temizledik evi misler gibi. Aysel gitti, Nihat geldi, quad merkezine gittik, orada Kemer'e dönelim diye tartıştık, döndük, Evde Aysel'le buluştuk, o beni Migros'a bıraktı, orada Arby's yedik, Batu'ya da alacaktım, çekindim, kokar falan diye; neyse Argın ile döndük Fethiye'ye.
08/10/2008> Kefal diye bir yere gittik. Balık restoranı. Sahibi Fethiye'nin en iyi balıkçısı, bütün balıklar denizden hatta çoğu olta balığı. Arkadaş sırf meze ama ne meze! Kalamar dolma, ahtapot kokoreç, deniz börülcesi, ve daha niceleri. Şu an karnım ağrıyor.
Bir de dün Osman Pamukoğlu'na, dayanamadım, mektup yazdım. Siyasetçi misin, asker mi?
07/10/2008> Mustafa Argın, Cuma günü Antalya'ya gidecekmiş; çok güzel denk geldi. Hem de iki gece kalacak ve dönecek, bir hafta sonra tekrar gidecek! Yani eşyaları bırakmak ve önmek, Bora geldiğinde burada olmak, ve gittiğinde Kemer; daha ne kadr denk gelebilirsi ki?
Aynı zamanda bir başka talebim olan "pide" ile buluştuk. :)
Atatürk sayfası elden geçirildi ve zenginleştirildi.
06/10/2008> "Abbas" durumları yaklaşmakta. Batu gideceğime inanmış olacak ki bir aydır dile getirdiğim kurufasulye ve berber taleplerimi karşıladı! :)
03/10/2008> "E bu kadar da olmaz artık!" dedirten sahneler yaşadım sayın izlekler!
Kabiliyetsiz Batu denen bu Kaya'nın resimlerini düzenledim, yoruldum dinleyeyim dedim, bir baktım arada dizüstünü kaptırmışız, almış aşağıya götürmüşler. Neyse, odaya ineyim dedim, "İnemen, müşteri duş alacak!" dedi Batu, Allah Allah demeye kalmadan: "Akşama nişan var sandalye lazım!" diyerek altımdaki sandalyeyi de aldılar. Bu ne biçim bir iş böyle bir çıkayım dışarıya diyecek oldum, kadın geldi resepsiyonun içini paspasladı, "Çıkma du bi dakka kurusun!" dedi arkadaş. Höh be!
Biraz önce Nihaha-hat aradı. "Senin geminin üzerindeyiz." dedi. Anlamadım önce, sonra dalacağım birazdan dedi. İnsan gurur duyuyormuş ciddi ciddi. :)
02/10/2008> Driving Speed 2 oyunu var, onda takıldım. Wall-E filmini izledim, güzeldi.
Kemer, Kemer'e gideyim artık; sıkıldım. Kitap okumak istiyorum. Soba yakayım.
27/09/2008> Levent gitti.
Dün gelmişti uzun bir yola gidecek, bir gece bizde kaldı, sabah yola çıktı. Batu ile Mio marka bir gps cihazı ve yol için aldığı Asus Eee Pc ile ilgilendik özellikle. İkisi de güzeldi. Sabah motorun sigortasını değiştirdik. Levent sigorta aldırmış ama şoförü gitmiş araba sigortası almış, atladık sanayiye gittik, aldık sigortaları, yaptık değişimi. Arka çantanın üzerine acil durum kişisi olarak adımı telefonumu yazdım. üzerine Ufak tefek şeyler verdim ben de, mp3 attım, i-pod'u için bir kolaylaştırıcı program, bir ufacık çantacık verdim, babasının ve Edibe'nin numaralarını aldım; umarım hiç birisine gerek kalmayacak. Yine de boynuna ve motorun gidon demirine bir kart yaz dedim, "haklısın hocam" dedi, penisilin alerjik olduğunu, acil durumda temas kurulacak noktaları yaz. Çakmağı varmış, ben fazladan misina verdim bir metre kadar. Kim bilir, lazım olur belki?
Ben onun resmini çekip koymayı istemiştim, o giderken durdu, benim resmimi çekti!
Biraz işten konuştuk, biraz hayattan. İyi ki gelmiş LD (Levent Demir).
26/09/2008> Bora gitti.
Dün gece gittik tatlı yemeğe. Ben aşure istedim maaşallah bir geldi ki Bora şöyle bir baktı: "Sana çerez tabağı gelmiş!" dedi! :) Gerçekten bir avuç badem, ceviz, fındık var tabağın üzerinde. Neyse efendim, birazını Batu'ya, birazını Argın'a verdim, çerezleri hep beraber yedik. Sonrasında tam kalkacağız, yağmur başladı. Hadi dedik yürüyelim dedik, Batu çok bozuldu, çok rahatsız oldu, hatta bizimle değil, karşı kaldırımdan yürüdü... Neyse geldik otele, sırılsıklam; aynada şunu fark ettim: şimdi ben göbekliyim ya, göbekli adamın yağmurda ıslanması bir başka oluyor. Göbek ıslak, altı kuru! :)
İndim bilgisayarı almaya, aşağıya; az ıslanmış ama ıslanmış. Neyse aldım odaya geldim, kapattım. Sabah huysuzluk etti açılmadı. Akşama kadar güneşte kuruttum, şimdi iyi. Sanırım içine biraz su kaçmış! Acaba içinde bir nem ölçer falan olma ihtimali?
Yakında Kemer'e dönerim. Bu akşam Levent (ld) gelecek.
25/09/2008> Dün akşamki operasyonun adı: "levrek" idi. Gece vakti geç saatte on taneden fazla levrek tutuldu. Hele Bora bir tane tuttu ki tututu tu maşaallah! Kendisini buradan kutluyoruz. Kendisi performansını Esra'ya (eşine) adadı.! :) Bora'nın tuttuğu babafingo aynı zamanda çok delişmendi, tam üç defa torbadan çıkma başarısı gösterdi ama sonucu değişteremedi.
Batu bizi iki gündür oraya gidecez, buraya çıkacaz diyerek kandırmakta. Bora ile kendimizi House'a verdik.
23/09/2008> Bora nihayetinde geliyor, biraz önce konuştuk, iki saate burada.
Cep hattımın açıldığını yazdıydımı mesincırcıra aman efendim bir arayan var, hey maaşallah! Ferit ile görüştük, iyi oldu. Özkan ile görüştük, üçlü koltuğum ve çam. mak. ondaymış (ref. vilma oldu mu sana: haydaa!!!) !!!
Bora Cuma gibi gidecekmiş, artık ben de ufak ufak Kemer diyorum.
Dün gece Batu on birde uyudu, e ben de, sabah ezanıyla uyandım, almışım uykumu. İlginçti.
22/08/2008> Nihat'ın canı sıkkın, zırt pırt konuşuyoruz. İyi de oluyor.
21/09/2008> House'a devam, çoğu zaman sinir ediyor ama onu da öyle kabul etmek lazım. Bunun dışında World Racing 2 diye bir oyun indirdim, onu oynuyorum.
Deniz ve yelkenli olayı bitti gibi bir şey. Bra gelecek belki o zaman çıkarız, gerçi hava da bir garip oldu artık, eski tadı yok güneşin.
Hava değişimi ile beraberbir kırıklık, bir keyifsizlik.
Bıyıkları kestim!
19/09/2008> Şimdi bıyıklarım şu şekilde oluyor: bıyık var ama kenarlardan aşağıya doğru iniyorlar ama ne inmek! Yok canım tabii ki ülkücü gibi değil, aslında güzel de değil ama ne yaparsın? :) Neyse konuya dönelim çeneme kadar iniyorlar. Amerikan kamyoncuları gibi mi? Evet, sanırım evet! Peki yakışmadığını düşünüyorsam neden? Ee sıkıldım ama ya sizin bu sorularınızdan? Burası demokratik bir ortam değil günlüğüm yahu! Ben de sevmiyorum ama değişiklik lazım arada, ne bu yıllardır aynı surat. Siz o kadar sık görmüyorsunuz tabii ki benim kadar suratımı efendim, dışarıdan konuşmak kolay... Haha - ha!
Telefonu açtırdım, Nihat'la konuşmaya başladık.
15/09/2008> House M.D. 23GB büyüklüğünde bir indirmemdi, ki bitti. Tabii ki büyük bir olay bu. Askerde başlamıştım, anca bitti! :)
Ben size bıyık bıraktığımı söylemiş miydim? :)
House çok güzel.
12/09/2008 > What Happen In Vegas, izlemez olaydım, Angel-A idare eder, Happening macera filmi istiyordum iyi geldi.
Nihat hastalandı on iki kilo verdi dediler, meğer iyileşmiş, adam önceden hastaymış! Göbeğim gidince ayakkabılarımı bile kendim bağlıyorum şimdi çok iyiyim dedi. Yani Nihat artık çok mutlu! :) Yıllardır o bağırsaklar iltihaplıymış, nasıl yaşadı hayret.
09/12/2008 > "Abi ben hiç çerez yemezdim, senin yüzünden alıştım!" dedi Salih, kendisi BatularOteli'nin barmeni olur (süperbirinsandır şahsiyeti sayfalarca anlatılmalıdır), kendimi bir an kötü bir insan gibi hissettim, bunu ona da söyledim; en son: "Esrar değil a bu! yi yiyebildiğin kadar Salih'im!" deyip konuyu da kapadım, kendimi de toparladım sayın okur.
Soğuk soğuk terliyorum, sanırım mevsim dönerken kıçıyla beni devirdi, kendimi kötü hissediyorum hasta mı olsam ne?
Bir süredir (ama iş bulmam lazım ufak ufak sıkıldım ben gailesizlikten / bu araya giriverdi idare ediverin gari) sıkım sıkım içim sıkıliydi, insanları falan özlüyordum, meğer "eylül ülen eylülmüüüş!" diye fark ettim ben birden okurlar izlekler (birden çok mu samimi olduk ne? çok da parantez oldu birden, bir parantez içinde iki "birden" hayır değil a du bakalım?).
Radikal'de Ayça Şen yazıyor, bunu biliyor muydunuz? Tavsiye ederim okudukça insan Şen'leniyor. Alın bir tane daha.
Sevgili günlük, bu gün birini istemeden kırdım. Kudretli zaman, bunu da halleder misin lütfen rica etsem senden?
08/09/2008 > Yıllardır değiştirmediğim hotmail şifremi değiştirdim. O kadar uzun yıllardır kullanıyormuşum ki garip geldi.
Charlie Chaplin'in kendi elinden hayatını okumaya başladım.
07/09/2008 > Bu gün F1 şaka gibiydi. İlk iki turluk normal heyecan, sonrasında kırk tur bildiğiniz yarış. Lakin son iki tur ise yıllardır görülmeyen bir heyecan. İyi ki izlemişim. Muhteşemdi.
Bilgisayara Vista yükledim.
06/09/2008 >Erdoğan Aydın Doğan'la da kapıştı ya hadi hayırlısı.
ESR adlı oyuna takıldım. Diz üstüne basit yarış oyunları aradım, bir iki tane denedim, şimdilik ESR'den memnunum. / House M.D. tahminimden iyi gidiyor. / Jameson viskiyi hatırladım, ne de güzel içkidir, içiyorum. / Ufak adamdan uzak dur, ufak hesabı yine seni yaralıyor (ref: vilma).
03/09/2008> Bu gün belgesel izliyordum bir ara, sonra resepsiyon tarafına geçtim; unuttum tv'yi. Arkadaş kuş belgeseli başladı: kraa kaa kraa lobiyi mahvetti belgesel! GOW'da bir bölüm vardı ki canıma okudu, zor geçtim.
American Beauty izlendi, çok beğenildi.
Crock's giyildi, beğenilmedi. 02/09/2008 > Be Kind Rewind adlı film izlendi. Beğenildi.
Batu İzmir'e gitti. Bir iki günlüğüne ben bakacağım resepsiyona.
GOW (Gears Of War) oyununu yükledim, askerde bir internet café'de oynadığımdan beri aklımdaydı, biraz kasılmakla birlikte oynayabiliyorum şimdilik.
01/09/2008> Dün Cin-Bal'a gittik. Mangal ve et. Pirzola söyledik. Ben iki tanesini ayırıp, baharatladığım zeytinyağına yatırdım ve marine ettim. Arkadaş mangal işi bitince en son atarsın, ne lezzet, ne lezzet! Bir de bir sucuk vardı ki!...Deception diye bir film izledim, güzeldi.
Askerde başladığım ama bitiremediğim House M.D. diye bir dizi vardı yarısında kaldıığım, onu attım torrente, devam ediyorum şimdi. Bir de o biterse iyi olacak.
Fall diye bir film var, altyazısını bulamadım, kendim çeviriyorum.
30/08/2008> Buyurunuz: Herkesin Cumhurbaşkanı Gül Abdullah'ın Seçimi.
29/08/2008> Dün bir vurdum ayağımı, ufak parmağım yarıldı. Kanadı bir zaman. Al sana çıplak ayak işte!
Terminator: Sarah O' Connor Chronicles dizisine başladım, ilk sezonu bitirdim: insan özlüyor be terminatörü! Yayınlansa da izlesek tamamını.
27/08/2008> "Çıplak Ayak" uzun zamandır gündüzleri çıplak ayakla dolaşıyorum. Ne rahatlık ne rahatlık! Akşamları ayakkabı giymek zor geliyor neredeyse. Özgürlük ile doğrudan alakalı ayaklar, ya da ayakların çıplaklığı. Yaşasın özgürlük! :)
26/08/2008> Trevanian'dan Şibumi okundu, eh işte beğenildi. Lakin bir Dan Brown değil tabii ki. Yine de bir satır yukarşıdaki linke tıklayın ayrıntıları öğrenin. Terminator Sarah O'Connor Chronicles'a başlandı, iyi gibi sanki dendi. Tunus'a gideceğiz mi belli değil.
20/08/08> Hancock, Mutant Chronicles izlendi, memnun olundu.






Recent comments
12 weeks 5 days ago