,-

 

Twitter Güncellemeleri

 


 
26/08/2009> Efendim, insan su içmeyi unutur mu? Ben unutuyorum işte. Sabah ayağıma giren dayanılmaz krampla uyandım, dedim ben susuz kalmışım. Saat onbirden ikiye kadar habire su içtim; ikide anca çişim geldi, o derece kurumuşum. Unutmamam lazım , ve de su içmem.
   Dün gece Inglorious Bastards adlı filme başladım, valla ne bilem, pek beğenmedim ama bitirelim hele bir durun.
25/08/2009> Roma ile (ön taraftaki iş arkadaşım) Burger King'e gittik, yolda Soner aradı, ben de bu gün ona uğrayayım diyordum, ben Kemer'e geldim nişanlımı da aldım dedi, dedim geçin Monte Kemer'e, kahveleri ben ısmarlayayım dedim. B. King'e Sbarro açmışlar Roma'ya ile pizzaları falan anlatırken baktım: Ferit! dedim (hazır İtalyan yerindeyken) Mammamiyaaa!!! onunla yedik yemekleri, oradan Soner'lere oturdum, biraz benim ayarlamaya çalıştığım yeni kariyerimden bahsettik, gelişmeleri aldım.
24/08/2009> Babam aradı bu gün, özlemiş. Sesini duyayım dedi. Sen gelsene buraya dedi. BestBuy diye kocaman bir yer açılıyor, sen oraya bir departman müdürü falan olsana dedi. Ben burada olmanızı istiyorum dedi. Gönül işlerin nasıl dedi, var mı biri, evlensene artık dedi. :) Bak varsa birisi, parayı dert ediyorsan gel konuşalım dedi. :) Velhasıl-ı kelam babam özlemiş beni. Bir de kireçlenme iyice kollarına falan inmiş. Annem bu arada namaz kılarken aradan: "Benim yerime aynaya baksın, kendini öpsün!" dedi, sonra da bir yandan namaz kılmaya, bir yandan kendi esprisine kikirdemeye devam etmiş, bunları canlı bağlantı babam anlattı telefonda! :)
   Doubt filmini izledim, beğendim. MeriliSitrep büyük oyuncu da bu filipiseymonhofman da çok başarılı yahu!
   Dün gece LD Asus EEE Pc'sine format attım xp kurdum. SSD falan ama bana yavaş geldi. Gerçi işlemci Celeron ama daha hızlı bekliyordum yine de. O sebeple hayli geç yattım.
   Bu gece de yattım, kulaklarım, düşünceler ve çağırışımlar uyutmadı beni; biraz sörf, bir de bu yazı; saat 04:25.
23/08/2009>
Pazar sendromu yaşamaktayım, işe gidesim yoktu; gitmedim. Denize giresim de yok, oturdum biraz film, biraz F1.
   Ev arkadaşım rehber Mehmet işi bırakıyor.
   Sıcak sıcak esiyor hava, yorucu bir sıcak var.
22/08/2009> Fighting filmi izlendi. beğenildi. yapmışlar olmuş. bir dövüş filmi ufak hikaye, ünsüz insanlar ama oldu mu oluyor işte.
   Unborn filmi izlendi. Orta karar bir gerilim. Gary Oldman vardı filmde, şaşırdım.
   Kaç gündür biletler birikiyordu, bu gün onların hepsini girdim.
21/08/2009> Bu gün sanırım beni klima çarptı. Kulaklarım patlarcasına çınladı iki üç saat, sonrasında başım döndü. Uyudum ofiste biraz; biraz da evde uyuyunca geçti gitti. O sebeple bu gün denize giremedik.
   Bu gün Nesrin ablamız, sağolsun, bize evinde tatlı kurabiye ve patatesli börekimsi bir şey yapıp getirmiş! :) Nasıl da yumuldum kurabiyelere görmeniz gerekirdi. Akşamları uğruyor ve laflıyoruz bir yarım saat kadar o kadar seviyorum ki günün o bölümünü...
   İki üç gündür çok geç uyuyorum, artık görece daha erken uyumam gerekli.
   The Informers filmini izledim. Bilibobtorton, kimbubesincır, vinonadaraydırdıramman vardı, seksenlerde geçen bir film idi; toplumsal eleştiri içeren bir filmdi. İlginçti. Denk gelirse izleyiniz.   
   Yiğit Bulut ile Evrim Teorisini izlerken canım sıkım sıkım sıkıldı. Yani evrimi anlayamayan adama ben ne diyeyim?
20/08/2009> Denize devam, telefon paramı yatırdım.
   Hava yazdan dönüyor galiba. Nem başladı gerçi ama akşamları da daha bir serin oluyor gibi artık.
   Pardus 2009 kurdum, lakin pek uygun değil sanırım netbook'lara. Döndüm win7 kurmaya tekrar, usb'den kurmakta zorlandım. basit tek bir işlem yüzünden (bölümü etkin atama) dört gün yattı makina. Bu gün akşam kurdum.
   Bu gün etli bezelye yedim çok güzeldi.
   Bu hafta ön taraftaki marketin oğlu ile muhabbeti ilerlettiğimiz hafta oldu. Gece bir gibi gidiyorum, bir kaç Beck's, saat dörde beşe kadar laflıyoruz. Lakin bu gece gitmedim, yorgunum, zira dün gece altıya  kadar oturduk! :)
15/08/2009> İşim var yapasım yok. Velhasıl çalışasım yok. Neden? Denize girdim, bir güzel geldi ki çalışmak zor geliyor.
   Efendim bu gün Otto'ya dedim ki denize girelim; akşamına Toggy aradı, hadin denize, mayo da benden dedi.
   Sonrasında Otto'ya yahu bu tekstilcideki ablanın cebi var mı sende bir arayalım demiştim, denizden çıktık ki Otto aradı Nesrin abla geldi dedi. :) Yahu daha ne diyeyim?
   Marketteki genç arkadaşa verdim 1TB'lığı, değiş tokuş yapacağız.
   Keşke zengin olaydım da Nesrin Abla'ya borç vereydim bir yer açaydı. Akşam için bir parça kol böreği (patlıcanlı), bir parça kek, iki üç tane sigara böreği, kurabiye (tatlı) tabağı yapaydı, biz alaydık her akşam saat dört beş gibi. Ki herkes de alırdı zira genel bir talep bu lakin arzı yok.
   Ussain (bildiğiniz Hüseyin canım) yine yüz metre dünya rekoru kırmış, artık nereye kadar?
   Youtubemattube'e video eklemeye devam.
   Bildirgeç'e ilk yazımı yazdım, ana sayfadan girdi hemencecik pek sevindim. Ama yorum yapan olmadı. Bunun sebebini başlık konusundaki yanlış seçimime bağladım. Daha iyilerini yapacağım söz veriyorum kendime.
   Hepinizi çok seviyorum ben.
14/08/2009> Street Fighter Legend Of Chun Li filmi izlendi.
   Grid adlı oyuna sarıldı, kafaya takıldı, gerekirse ekran kartı alınıp oynanacak.
13/08/2009> Duplicity filmi izlendi, yani güzel diyelim. Daha iyi olabilirdi. / House izlemeye devam ediyorum, özlemişim keratayı.  / Nihat GT3 için direksiyon almış, bir ara gidip bakacağız.
12/08/2009> Gün İçi Eğlencesi / SNT#9 says: işimdeyim gücümdeyim modunda mısın? / mat says: yok, artık "yerim bu işi!" modundayım; genelde sahil ofiste geçiriyorum saatlerimi / SNT#9 says: o nire, hayali bir ofismi, yoksa var mı öyle bir yer? / mat says: yok gerçek, ön tarafta da var bir ofis
SNT#9 says: e süper!!! çoktan seçmeli ofis, harika!
mat says: Koleos'u yazıyorum, bir de kitap okumaya başladım
Ectasy Günlükleri, Frederic Beigbeder, Aganta Burina Burinata, Halikarnas Balıkçısı bitti; Easy Way to Smoke Smoking, Alan Carr (sonuncusunu ingilizceden okuyorum, ondan özgün adını yazdım ) devam etmekte.
bir dünya e-kitap indirdim, basıp basıp okuyacağım, sırada Ahmet Ümit, Kukla var. Alan Carr kitabını ingilizceden okuyorum zira yeni işimde ingilizceye ihtiyacım olacak, kelime haznemi geliştirmek bakımından pek faideli olmakta, size de tavsiye ederim şiddetle.
   Aldığım klavye - fare setini ve 1TB'lığı eve götürdüm, daha çok evde takılacağım artık. Yakında da yüzmeye başlama planlarım var.
08/08/2009> Bu ufak kedicik aşağı yukarı her akşam gelip bir kolaçan ediyor benim ofisi. Kulakları bir ilginç. Vaşak gibi sanki. Kedi gibi değil.Üstüne üstlük yabani. Seviyorum kendisini, hayatımda bir renk, bir tat.
Traş oldum bu gün ama sadece ense ile kulak üstlerini aldırdım. Sanırım ben saç uzatıyorum. Berber bir ara sırtıma dokundu, birden masaj yapmasını istedim. Size de bazen bir insanın dokunuşu yumuşak gelir mi? Bu gün işte bana öyle oldu.
Osman incecik kablonun üzerinde o kadar rahat dengesini buluyor ki şaşmamak elde değil. Ayağı yada eli otomatik buluyor sırasıyla yerlerini.
Bu gün Koleos'u siteye ekledim. Ama şöyle bir şey var: yazarken doğal ama okurken bazen beni bile korkutuyor.Eklediğim kısmı yazalı bir kaç gün oldu ama yine de eklemek için bekledim. Yine de sonuçta eklemeliyim dedim, ekledim. Bir şekilde bu da benim.
Nihat'la kapıştık bu gün iş yüzünden. Bu denli sevip bu kadar kızdığım başka kimse yok hayatımda, olmasına da bir daha izin vereceğimi sanmıyorum...
Audi A5Bu gün bir ara quad transferi yaptım. Iran'lılar vardı, dillleri türkçe'ye yakın geldi tınlama olarak. Dönüşte audi A5 gördüm, pek güzeldi.
Akşam Nihat ile oğlu geldiler, ben ufaklığı çok seviyorum. Bu arada evvelsi gün de Erkal'ın oğlanlar gelmişlerdi, fark ettim ki ben çocuk seviyorum ve çocuklar öyle şeyler ki sevmemek mümkün değil. Doğruya bu kadar doğru tepki veren bir şey olamaz, bence tanrı çocukları bundan seviyor. Evlerine giderken bana uğradık ufaklığa PS2 oyunlarımı verdim. Bir de şu var, çocuklarımıza kötü davranıyoruz, ben doğrusunu yapınca şaşırmaları benim insanlığımı yaralıyor. Neden? Çünkü insanlık çocuklara verebileceğinin en iyisini vermekle yükümlüdür. Bu laf ta Özgün'ün (kızkardeşim) kreşinin sloganıydı galiba! :) nereden geldiyse aklıma.
Ve son olarak, aklımı kurcalayan iki nokta: kül müyüm, yoksa ateş mi (birisi dedi de! :)? İkincisi ise yeni parfümüm Cartier Declaration olabilir mi?

SL65 AMGEfendim bu alet, buralarda iki hafta kadar durdu. Bendeniz baka baka bir hal oldum ama ne güzellik!
Dün bir ara netten bakayım dedim ayrıntılarına, buyurunuz:
Fiyat: $ 179'000 USD, ki bu Amerika fiyatı, burada çok daha pahalı.
Özelliklerine gelince:
  • Aluminyum çift turbo, 5980 cc, 612.0 beygir V12 motor,
  • 1950 kg. / ton başına 313.85 beygir / 1000 nm tork, 
  • maksimum sürat 250 km/s,
  • 0 - 100 km/h hızlanma süresi: 4.1 sn. / 0 - 160 km/h hızlanma süresi: 8.6 sn. / 0 - 400 m. kat etme süresi: 12.2 sn.
 

Şimdi bir takım arkadaşlarımız içini bu değerler çok fazla anlam ifade etmese de, hepsi ürkütücü derecede iyi değerler. Kısacası bu araç yeryüzünde görüp görebileceğiniz en muhteşem araçlardan birisi...


05/08/2009> Yeni hikayemiz: Dünyanın Bana İhtiyacı Var!
03/08/2009> Gün içi eğlencesi:
Bora says: Kimin adı varadero idi bakayım?
Mat / nicoteen says: Küba romunun
Bora says: Varadero küba romu muymuş?
Vay be! Güzel miydi?
Mat / nicoteen says: Vallahi çok güzeldi. Tek bir kadeh içtim ama tat almaçlarım (reseptör) hemen algıladılar kaliteyi. Bir çaktım shot şeklinde, bir anda gözümün önünden bacaklarında puro saran kızlar, upuzun kumsallar, Vantanameraaa!, Çikiçiki - Bumbum Salsa,
Bora says: Ne içkiymiş be, Bi şat böyle yaparsa; dahası napar artık Allah bilir?
Mat / nicoteen says: Ay em dı kıng of diyen iğrenç türk şarkıcı, son olarak da may neym iz küban pit, aym dı king of dı rumba biiit diyen Maske geldi aklıma; sonra ben de kendime geldim
Bora says: Afiyet olmuş
Mat / nicoteen says: Oldu netekim! :) Varaderoooooo!!!

  Öğle vaktı Toggy'yi aradım, yedin mi dedim, yemedim dedi; onlar da isabet işte Burger King'deymiş, aatla gel hemen dedi. Yalnız bu Turkcell meselesine fazladan bir tavukburger vermişler, arkadaş o ne kötü bir şeymiş öyle...
Burada MutluBurada Kızgın  

Akşamınan Nihat geldi balık yemeye gittik. Yahu ne kötü bir servis? Kemer diyoruz, başka söze hacet yok! Tamam servis kötü olabilir de insan karides söyler de gelmez mi yahu? :) Yiyemeden kalktık.

 
 O kadar acıkmış ki Nihat, resmen aşağıdaki gibiydi hali: "Bari salata gelsin!" derken.
   Gece ise bu defa ben işimi bitirince sahile indik saat bir gibi, plajda yürüdük biraz. Özlemişim, iyi geldi. Deniz çok sıcaktı, nerede Ege'nin serin denizi?
   Taking Of Pelham filminden umutluyum ama altyazısını bulamadım, kendim çevirmeye başladım.
Salata Gelsin!   Sabah uyuyorken telefon geldi, rüya görüyormuşum; hatırlayıp güldüm bir süre. Şöyle ki: şimdi bu traş sabunu vardır, her şey beş yüzcülerde falan satarlar. Onun içinde gümüş varmıi, her yerde yasaklanmışmış, olmazmış da olmazmış efendim kılıklı bir adam tv'de anlatıyordu. Ben de rüyamda bir celallenmişim yahu nasıl olur? Çok da severdim falan diyerek hop oturup hop kalkıyordum! Rüya işte :)
   Dün gece saat dört, balkondayım, Mustafa! dedi biri. Baktım Mişa, hav ar yu falan, dedi: "My brother". Ah dedim very nice, he came for holiday? Yok anlamadı, Vacation? Onu da anlamadı! Yani iki aydan fazladır buradasın, turistik yerde insan tatilin de mi ingilizcesini öğrenmez? :)
   02/08/2009> Terminator Sarah O' Connor Chronicles izlendi, bitirildi; devamı bekleniyor.
   Juno izlendi, size de tavsiye edilir.
   Şunu fark ettik, bu sene Antalya'da nem yok!
   LD eskisi gibi gelip gitmiyor, özledim.
   Powerball devamlı elimde, alıştım kendisine.
   Yani işte böyle sayın izlekler!.. :)
   29/07/2009> Çok ama çok sıcaktı bir kaç gündür, nem de vardı. İnsan dışarı çıkamıyordu, bu gün bitaz daha iyi. İşler düştü. Daha rahat oluyor artık ama gece ikiye kadar çalışmak ağır gelmeye başladı artık.
   Terminator Sarah O'Connor Chronicles'a devam, sezon ikiyi de indirdim. Onun dışında kayda değer bir şey olmadı bu geçtiğimiz günlerde.

Sipariş
- Sizde et döner var mı?
- Yok. Vardı, kaldırdık.
- Neden kaldırdınız yahu?
- Çok satılıyordu, altından kalkamadık!
- Nasıl yani?
- Paşa Kebap'tan yiyin, biz de oradan yiyoruz.
E ben daha ne diyeyimki şimdi? :) Adamlar herhalde bir vakit: "Şimdi biz bir işe girip maaşlı çalışırsak, çok iş yapabiliriz; o halde kendi işimizi kuralım, baktık bir şey çok satıyor, kaldırırız!" mı dediler, artık nasıl oldu? Ben akıl sağlığımdan korktuğumdan çok fazla düşünmedim efendim... :)

    25/07/2009> Gece saat on bir gibi hatta biraz daha geç, Toggy geldi. Dizüstü bilgisayarı bozulmuş. Kablosuz ağ kartı çalışmıyordu, win7 kurduk, bir dünya sürücü indirdik, bana mısın demedi. Saat üçe kadar falan uğraştık.
   Eve geçerken bakkala uğradım, peynir özlemişim ben, sürülebilir krem peynir aldım, iyi geldi ama aradığım tat değildi. Yine de hiç yoktan iyidir, iyi geldi.
   Lusy aradı, böbrekleri ağrıyormuş bir kaç gündür; Toggy'den sonra o da yollandı hastaneye.
   Gece evde kalan rehber Mehmet, saat dört buçuk gibi çıkır çıkır çıkır balkon kapısına ne yapıyorsa artık? Beni uyandırdı öyle gitti sağolsun. Kalktım geldim ofise, Nihat geldi; börek yedik limonata içtik. Gittim eve şam şeytanı gibi uykusuz, vurdum kafayı kalktım saat üç gibi.

Uyurken çekilen resimlerim; çok nemrut yatmıştım, ama uyurken insan masum oluyor işte.

    Sayın izlekler; bazen böyle önüne geçemeyeceğin mutluluklarla gelir hayat işte. Yıllar öncesinden kopup gelen bir mutluluk ve parıltı: Metin Milli!
    Lütfen bu konuda üstüme gelmeyiniz, hassasım; böyle bıyık bırakırım bitersiniz sayın izleklerim.
    Ayrıyetten sizlere önemle hatırlatmak isterim ki: Seviyorum işte, var mı diyeceğin? Birazdan KralFM'den sizler adında istek yapacağım bu şarkıyı, aç aç radoyu aç!
    ekşi'den bir edit yapıştırayım buraya, diğerleri de

burada.
    bilgisayarıma sızmış trojan.
   ofisin içine süzülen güneş ışığının verdiği huzurda secret garden dinleyip, ruhumu özgür bırakmışken, nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde; hazreti winamp, metin milli çalmaya başladı.
   seviyorum işte var mı diyeceğin adlı çalışma, ofiste infial yarattı. patron yerinden irkildi, kafasını kaldırıp "metin milli değil mi bu ya?" diye inanmak istemeyen bir tonla sordu. evet bu oydu. bıyıklı ve pelerinli olan geri dönmüştü. 20 yıllık kehanet yerini bulmuştu:
   senenin ilk ayında, kızıl dolunayın şafağında, bıyıklı olan yeniden dirilecek, pelerini boğazında!

19/0782009> Sabah Erkal aradı, aradım meşguldü; kalktım gittim. Önemli değilmiş! :)
   Ertesi günün biletlerini girdim. Biraz takıldım; eve geçtim.
   Güzel bir uyku çektim. Marley & Me filmini izledim. Sonunda ağladım, çünkü Marley öldü. Marley başroldeki köpekti.
   Biraz daha ağladım, içimde varmış! :) Sonrasında uzun bir banyo yaptım; bembeyaz giyindim. İşe geldim, rehberlerden hesapları aldım. Andy Mckee dinleyip, işim devam edeceğim.
18/07/2009> Daraldım çağırdım Nihat'ı, o da sanayiye gidiyormuş, bastık gittik.
   Resimlerden de görebileceğiniz gibi, değişik bir gün oldu! :)
   Giderken Raptor'un hakkını verdi Nihat ki, arka dağ yolunda zaman zaman on bin devir cıvarına çıkarak hızın ve makinanın zevkine vardık.
   Sanayide bir adet Camaro SS vardı, ama motoru yoktu. İnsan içerisine bakınca bu güçlü Amerikan arabalarının hayrete düşüyor! Bu kadar mı basit, bu kadar mı kötü olur? Lakin yine de dışarıdan bakınca etkileyici arabalar yapmayı biliyorlar. Mesela bu kare, araba önden resmen asabi görünüyor değil mi?
   Tabiidir ki efendim, sanayi ortamının olmazsa olmazı çay ve eski pet şişede soğuk su sekanslarını da yaşadık. Garip bir dinginliği var bu sanayi sitesi ortamlarının. Seviyorum neticede.
 
   En son olarak da size iki adet usta gobee (göbeği) fotoğrafı sunuyorum. Bu kareye gereken önemi göstermenizi rica ediyorum, size böylesine bir kültürel hizmeti yapan az bulunur. Bundan böyle ustaya ihtiyacınız olduğunda gobeeinden tanıyabileceksiniz! :)
 

16/07/2009> Powerball yüzünden kollarım ve sırtım ağrımaya başladı, oh olsun bana! :)
   Bir çok okuyucumuz: "Bu pavırbol ne ola ki?" diye sordular. Efendim bu her türlü sırt ağrınız için birebir bir alettir.
   Aşağıdaki resimde gördüğünüz gibi çevirirsiniz, siz çevirdikçe o kolunuza güç uygular, böylece siz de spor parmaklarınızdan sırtınıza kadar kaslarınızı çalıştırmış olursunuz. Bu arada bu yaptığınız ayıp açın Google abiye sorun; ne de alışmışsınız hazıra? Hatta yazdıysan anlatacaksın diyen bile oldu! Velhasıl, siz devamlı sırt ağrısı çekiyorsanız bir tane almalısınız.  
15/07/2009> Powerball günleri başladı a dostlar! Gelin siz de çevirin!!!
   Kalan siparişler geldi bugün. Powerball, pilipusbdivx, nötrojenaceymisın. Rehber de geldi geri eve bu arada! :) Herkes geldi günlerdir geleceğim diyen Lusy gelemedi! aylardır, o ayrı mesele! :)
   Özkan ile konuştuk, o da çok daralmış. Assos tarafında taş ev alalım, meyhane ile pansiyon yapalım kararı aldık. Gelmeyen olursa biz içeriz, kalmayan olursa biz kalırız dedik; sizi de bekleriz ama bir on sene yapacağız, unutursanız on seneye bizi suçlamayın, not alın efendim.
   Logitech diyorum, başka da bir şey demiyorum; elli liraya aldığım klavye fare seti; bu kadar mı güzel olur?

   14/07/2009> < Geceden güncelleme >

   Ütüm geldi. Aslında benimkisi değil; LD daha yeni diye kendisininkini getirmiş. :) Bir sevindim ütü geldi diye, görecektiniz. Hemen ütü yaptım bir kaç parça.

   Çocukların çamaşırlarını yıkadım gece. Uyuyasım gelmedi.
   Soner'i aradım, aramıştı. Pazartesi buluşması için aramış. İleri bir kaç güne erteledik. Çok asılıyor bu konuya Soner, teşekkürü hak eden bir davranış.
   Terminatör Salvation'a başladım.
   Bu gün saçlarıma jöle sürdüm, turuncu gömleğimi giydim; kendimi beğendim. Çok zayıfladım ben ya, pantolonlar iyi durmuyor artık eskisi gibi, onu iyiden iyiye fark ettim bugün. Bir de fark ettim ki sıkıntım yok ama hayatımın toparlanmaya çalıştığım bu döneminde beni tatmin edecek bir şey de yok.
   Koleos kendisi akıp gidiyor. Ben yazıyorum diyemem; kendisi akıp gidiyor. Dün gece iki sayfadan fazla yazdım birden.
   Akşam Nihat delirdi, ofiste fırtına estirdi. bir kaç bir şey kırdı; acaba Tanrı onu bana bir şeyler öğrenmem için mi yolladı? :)

   Yarın siparişlerim gelecek. Powerball'lu günler başlayacak. Neutrogena'mı özlemiştim, o iyi olacak. Evden tv'yi yolladım, Pilipis usbdivx de geliyor, ne işe yarayacak acaba diye düşünmüyor değilim :) Kalemlik bulamamıştım Kemer'de, mantıksız fiyatlara satıyorlar iğrenç şeyleri; üç lira yetmiş beş kuruşa sipariş etmiştim bir kaç tane ne çıkacak merak etmekteyim. Klavye fare ikilisini eve mi getirsem, ofiste mi kullansam?
   Gün içerisinde artık benle konuşmamayı seçen bir eski tanıdıkla karşılaştım, kendisine komiklik yapayım derken gerçekten komik duruma düştüm! :) En son baktığımda arkasından elini ağzına kapamış kahkaha atmamaya çalışıyordu halime! Ben de bir süre kendi garip hallerime güldüm. Artık konuşmayan iki kişinin bu şekilde eğlenceli bir şeyi paylaşması ne ilginç değil mi?
   Yalan dünyada, ah yalan dünyada diyor şu an J. Özçelik, bir yandan ezan okunurken. Ama Allah için, ezanı okuyan güzel okuyor, sabahın bu saatinde iyi geliyor. Kendisi ibadete çağırıyor ama ben her sabah gün doğarken ibadet kadar temiz bir uykuya yatıyorum...
   E ben artık yatıyorum, sizlere de her gece tatlı bebek uykuları diliyorum efendim; esen kalın!
   :)
 

  Mesincırımda da dediğim gibi hava sokak hayvanları için çok sıcak. Lütfen pencere önüne, balkona, hatta mümkünse kapı önüne su bırakın.
   Halikarnas Balıkçısı'na devam.
   Jülide ÖZÇELİK'in
Kendinle Kalırsın adlı şarkısını şiddetle öneriyorum.
   Dışarıda deli bir rüzgar var (saat 23:00 şu anda). 
   Masaüstünüz için çok güzel duvar kağıtları indirdim bu gün,
buradan indirebilirsiniz.
   İnternettenden de TRT3 Radyosunu dinleyebilirsiniz.
   13/07/2009> Dudak altı sakalımı kestim. Sabah Mişa uyandırdı, Türk müziğini sordu bana, ona Jülide Özçelik dinletirken uzun süre önce ÜniversiteFM'de dinlediğim bir türk jazz şarkısını buldum. Hatta yükledim sizin için
bu adrese; indirip dinleyin ama lütfen gidip orijinalini de alın.
   12/07/2009> Güneş! Güneşle beraber bende kendime geldim.
   İzlenen filmler: 
  • Transformers, Revenge Of The Fallen, görsel efekt konusunda dibe vurulmuş.
  • Diary Of A Sex Addict, olmasa da olur.
  • Fermat's Room, ilginç film, izleyin.
  • Knowing, ben seviyorum N. Cage'i, izleyin derim.
  • Watchmwen, izlemekle kalmayın, nette çizgi roman serisi var indirip izleyin derim ben. 
   11/07/2009> Hava lanet olasıca bir biçimde kapalı ve ben çok olumsuz etkileniyorum bundan. LD bir de Mevlana'nın "Etme" şiirini yolladı, Yılmaz Erdoğan okumuş, o da üzerine tuz biber ekti!
   Hep güneş olsun istiyorum ben.
   Bu gün Nihat geldi , yemeğe aldı beni, yoldan birini aldık ve onu bırakırken benim eski balıkçıyı bulduk. Toggy'de geldi; sonra onunla HepsiBurada siparişilerimi verdim. Kablosuz klavye-fare, powerball, Neutrogena. Bir de ofisler için kalemlik. Ha bir de Philips usb divx, hepsini pek ucuza aldım; çok iyi oldu.
   10/07/2009> Yahu bu nasıl sıcaktır böyle?
   Maymun var burada, Osman; bayıldı yazık, hortumla yıkadık ayıldı! :)

   Ben inanamıyorum,
   Hem de çevremdeki insanların yaptıklarını duyunca,
   Bir de anlatmıyorlar mı?
   Yahu diyorum, aynı dünyada mı yaşıyoruz?
   Gördüğüm kadarı ile onlar plastikler
   Gibiler ama asla gerçek değiller
   İnsanlar da gerçek değil, ilişkileri de, kurumları da.
   08/07/2009> Gündüz geç kalktım, işe değil Nihat'ın evine gittim. Temizlik, ama ne temizlik? Her taraf köpek kılı. Nihat'ın kızdığı kadar varmış gerçekten. Sonrasında benim eve geçip biraz eşya aldık. 
   İş, bildiğiniz gibi. :)
   Boğucu sıcaklar başladı artık.
   Bir iki gün uykuya dikkat edeceğim yarından itibaren; yoruldum zira bedenen; spor da yapamayınca çöküş olur bu sıcaklarla, dikkat etmem lazım.
07/07/2009> Gece: Balkondayım.
   Bir hazır çorba yaptım kendime (kıtır domatesmiş) pek güzel geldi.
   Akşam rehber meselesi iyice saçma sapan bir hal aldı. bir ara çok sinirlendim insanlara yapılan muamelelere ve kötüsü insanını bunu zorlamalar var diye kabul etmesine; önce kaçtı Mehmet (rehber) sonra sakinleştim biraz ve ofise geri çağırdım. biraz konuştuk, anlatmaya çalıştım ama, ama, ama... Ben kabullenemiyorum insanların kendilerine kötü davranılmasına izin vermek zorunda kalmalarını; bununla ilgili sebepleri olmasını. Adalet, dünya üzerinde, olmalı!..
   Sinirlenmek istemiyorum çünkü insanlar etrafımdan açılıyorlar ben o haldeyken; o zaman farkına varıyorum ki sükunetimle zıt öfkem insanları aptallaştırıyor. Öfkem haksızlığa karşı da olsa ve bir şeyleri düzeltmeye yönelik, "neden?" "nasıl?" soruları  yöneltiyorum hep o halde bile, anlamaya çalışıyorum insanları. Sonrasında ise hep o bildik cümle: "Haklısın!".
   Sonrasında dün geceyi Kamil Bey ile konuştum biraz; operasyona biraz daha müdahil oldum.
   Angels & Deamons'u izledim, iyiydi.
   Evdeki hoparlör setini  ofise götürdüm. Müziksiz bir hayat büyük bir hatadır. Şimdi daha iyi bir ses ile daha çok anlıyorum parçaları.
   LD'ye uğradım, savunmamızı konuştuk.


 

Club Med Kemer


 
 

   Bir de beş yüzlük hard diski getirse de alsam terabaytlığa müzik arşivimi.
   Hepsiburada.com'dan bir kaç şey ekledim sepetime, onları da alayım. Esas mesele bir telefon mu alsam kameralı, yoksa doğrudan fotoğraf makinesi mi? Fotoğraftan uzaklaşmak istemiyorum; hatta fotoğraf olmalı hayatımda ama ufak bir makina mı, tam profesyonel bir şey mi; henüz onun kararını verebilmiş değilim. Her ne olursa olsun bir telefonum varken, bir tane daha almak mantıksız geliyor. Lakin tam uzman makinesi de şimdilik atıl kalacak.

 

 

Gözümden akıyor uyku.   Annem aradı evvelsi gün sebepsiz, "Sen neşe kaynağısın!" dedi. Bunun beni nereden döndürdüğünü bir gün buraya yazar mıyım bilemiyorum.
   Dün gece çıktım gece iki gibi ofisten, Mr. Frog diye bir yer var; orada bir Beck's içtim, geçtim eve.
   Dolunay vardı, yolda gördüm; bir baktım, bakamadım derinlemesine. Çıktım balkona, bir yandan sigara, bir yandan dolunay. Ay neden orada? Ve ay neden var?
   Bir şeyler karaladım, bir kaç sigara daha içerek; sonra yattım uyudum.
   Evdeki rehber gidiyor.
   Dün gece Kamil Bey diye bir adam var, operasyonu yapıyor; bitmiş resmen. Ofiste uyuttum, izin vermedim eve gitmesine; fakat fiziksel olarak o radde bitmiş ki toparlayamadı...
   Havalar düzelsin artık bir de, İngiltere mi yahu burası!
   Batu'yu aradım; sitesini yapacağım. Bora'nın amcasının öldüğünü söyledi; aradım Bora'yı ulaşamadım.
   Baran Şadan Gökovalı ile tanışmış, ki kendisi Halikarnas Balıkçısı'nın ve Azra Erhat'ın manevi evladıdır. Huşu içinde anlattı. O adamla oturup içmek lazım aslında.
06/07/2009> Nihat bu gün kendisine iki gün huzur vermemi istedi! :)
   Havalar da pek kötü canım! Sıkıntılı. Kapalı. Basık. Boğucu. Ne gerek var halbuki değil mi ama?
05/07/2009> Yoruluyorum pek çok.
   Dün işe kafam ciddi bozuldu, hatta sinirimden ağlayasım geldi bir ara.
   Gittim eve, çıktım baktım Ferit. Beraberce Club Med'e gittik, defile varmış; biraz kaldık, sonrasında ofise bıraktı beni.
   Akşamına istifa verdim; kabul edilmedi. Adamı resmen deli ederler, başka bir şey değil.
   Bir de:
peeehhh!!! 

 OtururkenOfiste Çalışırken30/06/2009> Dün gece Masha geldi saat iki gibi; birer bira içip sohbet ettik. Biraz türkçe çalıştık.
    Bu gün çamaşır, bulaşık falan ile başladım güne. Nihat buralarda takılıyor, ön ofise gidip bakıyor falan; şu anda da horlaya horlaya uyuyor benim ofisteki üçlü koltukta! :)
    1 TB'lığa yedekleme işlemini bitirdim. Ufaklığa (x110) format attım, xp'yi, win7'i uçurdum, sıfırdan win7 kurdum; hem de usb'den.
   Bu trompet alacağım ama sezon sonunda, arada fransızca ders vereyim diye düştü aklıma.
29/06/2009> 2012 hakkında NASA
 

açıklaması

.
  Deli gibi uyudum, saat bir buçuk gibi uyandım. Ne dinlenmişim! Toggy uyandırdı: "Neredesin?" diye, dedim evdeyim, dedi gel, senin ofisteyiz. Toggy bir arkadaşı ile gelmiş, sohbet - muhabbet. Bir ara dedim: "Toggy açalım mı Kemer'de bir bilgisayarcı?" Dedi olur. Neden olmasın?
   Ralli servis alanına nereden izin alınır hususunu açtım Tolga'ya. Onun bu huyunu çok seviyorum, kalktıktan bir saat sonra aradı verdi bilgiyi.
   İki saat falan oturdular, sonra beraber çıktık; ben yazıcıyı tamirden almaya gittim.
   Bu gün ilk defa sulu yemek yedim ofiste; bundan sonra devam ederim, hem güzel, hem ucuz. Peki ne yedim? İzmir Köfte! :)
28/06/2009> Kapling'in manyetiki ile ilgili çalışmamız çerçevesinde e-postalar vardı, onları attım.
   Aman işte pazar yahu! Uyuz uyuz, insanın çalışası az geliyor içinden! :)

   Bora Tanık adlı arkadaşım, dostum, şu hayatı çekici kılan az sayıda insandan biri; bu gün doğum günü. Ahanda buradan kutluyorum, kendisini de aradım ki tarzım değildir; çok az kişi için yaparım. Bir de resmini koyayım tam olsun! :)
   Bu arada Bora'da bu fotoğrafta ne de güzel çıkmış!
 
   27/06/2009> Nihat E71 almış gelmiş, biraz inceledim, güzel alet. Akşam üstü gittik sen iphone al, ben bunu sana vereyim dedi ama ek aylık ücret ile alıyormuşuz, gereksiz buldum; almadık.
   Yonja diye bir şey varmış, bir övdüler bir övdüler, feysbuuk gibi bir şeymiş, gün ortasında boş zamanım vardı yaptırdım kayıt.
   Netbuklar için çanta sipariş etmiştim, geldiler ama beklediğimden kötü çıktılar. Zaten netbukum da yok! :) ama olsun, hediye etmek için almıştım.
   Gece heykeltraş arkadaşımız Emrah en sonunda adsl bağlatmış ofise, kendisi ile gecenin köründe mesaşlaşırken seni feysbuk'tan ekledim bu arada Mustafa Asım Temel diye aratınca hemen altında "Ampüle Hayır!" sonucu da çıkıyor, hoş bir enstantane dedi.   
 
 

Tam görünüş

Yamaha Dargster & Nihat26/06/2009> Şimdi bir Yamaha Dragster motor ile turladık, pek iyi geldi.
   Öğleden sonra da harddisk. Gün içinde hallettim tüm dosya atma işini. Alet tahminimden ufak ve şık çıktı; sonuç itibarı ile memnun kaldım pek çokça yaptığım alışverişten.
   
25/06/2009> Bu gün net'e girdim bir de ne göreyim? Askerden Çıtak denen Serhat feysbuuk'tan olsun, mesincırdan olsun her yerden abi ara beni diye mesaja boğmuş ortalığı. arayınca işin rengi belli oldu. Kemer'e gelmiş. Aldım benim eve götürdüm. Babası aradı evdeyken, hep beraberiz meğer ortalık karışmış biraz. Neyse çarşafları değiştirdim, yastık kılıflarını; duş alın uzanın dinlenin ofise gelirsiniz diye bıraktım evde onları. 

  Of! Of! Of!  Şimdi efendim, alıyoruz bu güzel bardağı, atıyoruz buzluğa.
   Kendisi buz kaplanıyor.
   Alıyoruz kendisini, koyuyoruz biramızı.
   Bir süre kıyamıyor, bakakalıyoruz.
   Bardak üzerindeki ısıl etkileşimleri ve dahi değişimleri hayran hayran izliyoruz.

  Dayanamıyoruz içiyoruz! :)


    Akşama geldi bunlar, dedim ne yapacaksınız, dediler gidiyoruz İzmir'e. Yapmayın yahu dedim, konuştunuz mu babanla? Evet dediler. Dedim paranız var mı? Dediler var ama az var, dedim alın şunu. E güvenilir bir imajın böyle harcamaları da oluyor. Daha önce de buna benzer bir şey olmuştu. Zengin olmayı zaten bir tek daha çok yardım edebilmek için isterim. Bir de gerçekten ihtiyacı olanlara ulaşması için.
   Bu gün iki kız daha geldi iş görüşmesi için. Birisi matematikte birisi ziraatte okuyor.
   Dün gece bir misafirim vardı evde, bana elmayı hediye eden kişi; balkonda oturup lafladık biraz. Rehberin yerde yattığını görünce şaşırdı tabii! :)
   1000 Megabayt yer var bunda!24/06/2009> Uzun zamandır aklımda olan bir nesneydi, artık zamanı gelmişti; ben de aldım. Boyutu 1 TB. Yani 1000 GB. Özellikle müzik arşivim ve sitemin yedekleri için hayati. Bir de oluşturmaya başlayacağım fotoğraf arşivim için de hayati durumda olacak kendisi. Yeter mi derseniz tabii ki bu işin sınırı yok. Lakin yine de çok rahatlatacak işlerimi. Yarın teslim edilecek.
   Bu akşam iş görüşmesi için bir kız çocuğu geldi. GATAB'daki çaycı bayanın kızıymış; görüşmemizi yaptık. Bu gün belli olacak.
   Yeni bilgisayarı toparlamakla uğraştım biraz; Vista Starter Edition vardı üzerinde; aynı anda en fazla üç program açabiliyorsun; dolayısıyla bana uymayacaktı. XP kuramadık e-sata sürücüleri sebebi ile. Windows7 kurdum. Şu an ondan yazıyorum bu girdileri. Yeni kasa çok sessiz ki bu çok büyük bir avantaj. Artı kulaklık ve USB çıkışları ön tarafta. Olacak, daha da iyi olacak. :)
22/06/2009> Ne bu elma? İşte bu bana hediye edilen elma efendim. Ne kadar da güzel değil mi? :)
   Gündüz Antalya'daydım. Mert'e uğradım, sonra Genco'ya. Genco'yu çok özlemişim, iyi oldu. Biraz da iş konuştuk Genco ile, sonrasında akşam altı gibi döndün Kemer'e; bu arada giderken de İrem'e uğradım, eşyalarımı aldım. İrem Kanada'ya gidecekmiş Temmuz'da, dil öğrenimi için; rakamsal olarak çok cazip; bu kış ben de bir Rusya yapsam mı acaba, dil öğrenmek için?
   Antalya'ya in, trafikten nevrin dönsün ve yorul. Ne büyük lüks Kemer gibi ufak yerde yaşamak, evinin işine yürüme mesafesinde olması! Ben günde iki üç kere eve gidiyorum; hatta tuvalete bile. Her yere yapabilen bir adamım ama bahane oluyor işte! :)
   Akşam evi tekrar aradım, babam ile konuştum; iyiymiş. Bana tadımı sordu, iyiyim dedim. Aynı şeyi Mert'de sormuştu; gönül işlerin nasıl diye! :)
   Dün akşam oturdum uydu ile uğraştım biraz, beceremedim.
   Bu alttaki resim ne? Uğraştığım şeylerden biri. Bölgelere göre otel yerleşim haritası (haritanın türkçesi ne?). Peki onun da altındaki resim ne? LD bir gün gelip "Dişlerin" notumun altına eklemişti. :)
    21/06/2009> Bu gün rehberleri de ele aldım. bir de şu bilet girecek çalışanı ayarlasam daha iyi olacak ama şimdilik sıkı çalışma zamanı. Listeler bir süredir iyi gidiyor; sonraki seviyeye geçme vaktidir.
   Saçları kestirmedim; biraz uzasınlar ama bir toparlatmam lazım. Ben hep saçlarımı kesen bir sevgili istemiştim biliyor musunuz? Neden bu kadar istiyorsam bilemiyorum ama içimde var işte. :)
   Trompetlere baktım, dört yüzden dört bine kadar var.
   Yeni bir bilgisayar yarın geliyor; daha da güzel ve rahat olacak.
   Şimdilik bu kadar.
   Yarın bir ara Antalya'ya uzanabilir, hatta Mert'e gidebilirim.
   Dog Soldiers izlendi, eh iyi geldi işte gecenin bir vakti.  Bildiğimiz kurt adam hikayesi, askerler de hayatta kalmaya çalıştılar; ama izletti işte film, yani iyiydi.
   Babalar günü diye evi aradım, açan olmadı. Sonra da arayan olmadı. Halbuki ben onlara bir telsiz telefon vermiştim, numararaları görüp ararlardı beni? "Pedere bir şey mi oldu?" diye bile geldi aklıma; yarın bir arayacağım.
   Bu arada Sayıştay'dan adıma düzenlenen evrağı aldım. Otuz gün içerisinde savunmamı yazacağım. Onay verdiğim iki harcama ile ilgili olarak kanuna muhalefet bulmuşlar. eh efendim, kamuda attığın her imzadan on beş yıl sorumlusun sonuç itibarı ile! :)
LD!   20/06/2009> Twitter olayına girdim.
   Akşama LD uğradı, bütün gün sörf ile uğraşmış, üzerine bir de dalmış; ölmüş yorgunluktan. Ben bu kadar etkinlikçi bir adam görmedim hayatımda.
   Bir türlü çalıştıramadım şu Rosetta Stone'u, rusça öğrenmek istiyorum halbuki!
   Kullandığımız programda üç senelik veri vardı, şişiyordu program. Bu vesile ile nasıl veritabanı şifresi bulunur - kırılır - MS Access ile eskileri silinir öğrendim. Program şimşek hızında çalışıyor şimdi; çok rahatladım.
  İş konusunda ise rehberlerden hesapları ben almaya başlayacağım. Bir de eleman bulursam kafamdaki sistemi çalıştırmaya başlayıp dışarıyı düzenlemeye başlayacağız. Bu arada sezon çok ama çok kötü.
   Opera Opera dediler yükledim; iyi ama şu sayfaları güzel göstermeme olayı soğuttu sildim. Ama yine de şu güzel: Opera 10'da (son Opera sürümü) iki kişide web sunucusu gibi davranma hatta kendi web sitenizi yayınlama olayı var. Bir ara ilgilenmem lazım şu Opera ile.
   Amerika'lılar Ay'a ileri üs kuracaklarmış; bir ileri yerleşke; barınacaklar yani, hadi bakalım. Neymiş peki bu "ileri üs"? Yani efendim mekikler dünyadan değil oradan gidecekler uzayın derinliklerine? Çünkü en çok enerji dolayısıyla para dünyanın yerçekimini yenmek için sarf ediliyormuş. E peki iyi de Ay'daki üsse nereden gidecek bu bileşenler? Burdan parça parça ama yine harcayacağız insanlık olaraktan bu yerçekimini yenme gücünü biz? E hadi bakalım... :)
   Trompet bakacaktım unuttum.
   Dün Topçu gece köründe mesincırdan ileti yolladı: Chris Botti iyi seçim diye, ne güzel Botti'yi bilen insanların olması.
   Andy McKee külliyatı indirdim; iyi geliyor çok; çalışırken.
   Daha romanımı gündeme bile alamadım. Yoğun çalışmanın kendine zaman ayıramama tarafı bu yaşadığım dönem. Bir ay daha, sonra koşuya ve kendime ayırabilecek zamanım olacak.
   Bora'ya sigara bıraktıran tekniğin kitabını ve sesli kitabını indirdim. O da duracak bir köşede şimdilik.
   Unutmadan: twitter adresim

http://twitter.com/mustafaat

; bence siz de twitleyin!
   Nescafé! :)  
   17/06/2009> Horsemen izlendi, beğenilmedi.
   Ütü yapıldı. Bora ile geyik yapıldı:
- Bora, ben trompete heves etmekteyim, senin de motor alasın var; düttürü dünya gezelim derim.
- Goran bregoviç klipleri tadında yaşayalım bundan sonra. :)
   Dün gece saat dört gibi gençler evin karşısındaki musluğu kırdılar, sese uyandım; sebil oldu sana fıskiye, hemen Alo GATAB'ı aradım, geldiler yaptılar sağolsunlar.


 Heaven Is All Around, Translated To Sound. Michael Hedges

  16/06/2009> Milk izlendi
   Jazz'a iyice ağırlık verildi ve iyice tadına varılmaya başlandı.
   Hatta bir tane terabaytlık harici disk alsam diyorum artık ben.
   İşten bir arkadaşın çamaşırlarını yıkadım bu gün. İnsanlara yardım insanı besleyen bir şey.
   Dünya ütü var, yapasım yok.
   Yazasım var okuyasım yok.
   Yardımcı olduğum bir kızcağız vardı, bana hediye almış; bir elma! :) Ufak şeyler mi mutlu eder esas insanları, yoksa ben mi böyleyim sadece?
   Horsemen izleniyor. Lakin kitap okunamıyor, bu da beni sıkıyor?
   Trompet kaç paradır acaba?
   State Of Play filmi de izlendi ama hayal kırıklığı yaşandı.
   Yahu bu Beck's ne de güzel biradır. Derken canım Rothmans sigarası çekti.
   Bu gün sitem açılmıyordu, bakalım yarın ne olacak?
   Home diye bir belgesel vardı, Bora söylemişti, buldum indirdim, izleyeceğim bir ara.
   Söylemiş miydim? Tekne, Batu trompet?
   Geçtiğimiz Pazar bir moto gp izledim ki The Doctor son iki turda inanılmaz bir yarış izlettirdi bizlere.
   Saçlarım uzadı, kestirsem mi, uzatsam mı?
   Atasözleri ve deyimler sözlüğü vardı, onu alıp okumak istiyorum ben, okumalıyım. Nereden çıktı peki bu? Mahşerin  Dört Atlısı'ndan? O nereden çıktı? E ben de onu diyorum ya, nerede çıktı bu deyim?
   Bir de bir süreliğine bir rehber var bende kalan, yazık yerde yatıyor; ben üzülüyorum.
   Ne alakası varsa, bir çocuk bir evlatlık diyorum.
   Velhasıl bu kadar.

 

En iyisi kendinizi iyice silin, temizleyin. Siz dünyayı görebildiğiniz penceresiniz...
Bernard Shaw


   12/06/2009> Dün uzun süredir ilk defa adamakıllı uyudum, sabah bir gibi kalktım yataktan. Çok ama çok iyi geldi.
   Bir duş aldım, çamaşır yıkadım, beyazlar kar beyaz oldular, renklileri yarın yıkayacağım. Ev düzene oturdu.
   11/06/2009> Tanşaş'a gittim, bira (dört beş çeşit), İce Tea Green, elma, nektarin, kiraz, çikolata, deterjan, üç çift konçsuz çorap (renkleri neşe verici derecede canlı, hatta bir çifti yavruağzı! :), vs. aldım, evde bir posta beyazları yıkadım, iyi de oldu! :)
   Kediler benden korkuyorlar, süt de aldım, bir kutu kendime, bir kutu onlara; alıştırmayı düşünüyorum süt ile kendilerini. :)

     Evimizin dibinde Adnan Saygun Kültür Sanat Merkezi var. Pekineller'i dinlerken tv'de onlar bahis ettiler, İzmir'de çok güzel bir yer yaptılar diye, eve giderken önünden geçiyorum devamlı, çangır çıngur düştü jeton o anda, orası sanat merkezi işte. Yani opera, tiyatro, senfoni eve bir kaç adım uzakta! :)
   Pazarları yelken kursuna gidiyormuş Esra ile bizim şureka, arada yelkenci olsak fena mı olur?
   Motor ehliyetini araştıracağım haftaya, unutursam diye yazdım buraya.
   Moet & Chandon bolümü gördüm, yanında Danska metal şişesi, eski dostları çarpınca gözüme gülümsedim birden.
   İzmir'in özlediğim farkları: 
 
  • Kot giyen bayan çok az, gençler dahil, tek parça elbise ne de güzel bir şeydir.
  • Açık ayakkabı, güzel ayaklar,
  • Sahilde insanlar şehri yaşıyorlar (bu arada Kordon'da konserler başlamış mıdır?
  • Gözgöze gelenlerin birbirini selamlaması,
  • Otobüste kimsenin ter kokmaması (bu gün sıcaktı ortalık, araba almadım hususi, otobüse bineyim diye).
   Programımı yaptım:
  • National Geographic serileri vardı, babamla Bora'dan aldığımız, öğrenecek çok şey var.
  • Rosetta Stone Russian Level 1, 2, 3
  • NG Fotoğraf Okulu, Hep istediğim ama ele alamadığım kitaplar (Yaratıcı Mitoloji, Şeytanın Orospusu, Rastlantı ve Kaos, Teknolojinin Evrimi, Foucault Sarkacı). bu kitapları Kemer'deki evimi dağıtırken ayırmış ve İzmir'e getirmiştim, kısmet bu güneymiş
  • Akşama ütü var, yaşşaaaaa!!! :) 
   Akşam babam yardı attı bizi gülmekten: "O kadar kız arkadaşın oldu, bir tane bulamadın şöyle yurt dışından!" dedi. Annem bastı kahkahayı: "Baban evlenemedi ya rus sevgilisiyle ya!" diye. bu defa da ben koptum. Babam: "Bu adam zaten Avrupa kafalı, mutlu olamıyor burada ondan diyorum!" deyip o da koyverdi makaraları! :) Bu arada evde akşam beş çayı başlamış bizim evde, o arada oldu bunlar çayları yudumlarken (zaten benim babam eskiden evde robdöşambır ile otururdu, hatta fular taktığınıbilirim yahu ben evde! :)
 
   15/05/2009> Dün gündüz Bora ile restoranda buluştuk, bir kahve içtim. Akşama üç yüz kişilik bir davet vardı, Bora neft yağı sürülmüş gibi olduğundan sadece bir kahve içip kalktım.
   Sağda Marmit'ten bir kare

   Bodrum'a gelmem için ısrar etti bora Salı gibi, benimde canım sıkılıyor, konuşacak adam yok, bana da iyi olur dedi. Gideceğimi sanmıyorum ama bakalım. Neyse oradan Baran'a geçtim. Evlilik işleri, yardım vb.

   Windows 7 (Xp'den sonra Vista, Vista'dan sonra 7 geldi) indiriyordum bitti. Baran'ın ofisteki bilgisayarlardan birine kurdum. Vista'dan çok farklı görmedim. Ama Vista'daki tutukluk yok 7'de.


 
 

Ofisten saat iki buçuk gibi çıktım. Kemer, sessiz, sakin. Üzgün gibi sanki, ama dingin, huzurlu bir şekilde... O sırada kulağımda jazz vardı, aklımda sanat. Parka, boş Liman Caddesi'ne bakarken aklımda varoluşun güzel yalnızlığını hissettim bir an. Bıraktım kendimi müziğe, J. Abercrombie, Timeless...

Eve yaklaşırken, karanlıktır bizim sokak, evlerin bahçelerini gördüm, gülümsedim güzelliğe. Bir den fark ettim: dolunay!

O karanlık ve boşlukta öyle güzeldi ki.

Balkona çıktım bir yandan ona bakıyorum, bir yanda kulağımda müzik,
dolunay sundu içimdekileri
  biliyorum, şu koca dünyanın ylanızlığında,
    dolunaya bakan bir tek ben değilim... :)

 

 

   10/06/2009> Bu gün İzmir'den gelen kargomu yerleştirdim (kıyafetler) ve evde sağı sol kurcalarken klimanın kumandasını ve kemerlerimi buldum. Özlemişim yahu kemerlerimi! :)
   Dün gece kontrol yapmadım ve işi patlattım, böylelikle beklediğim konuşmayı yapma şansına kavuştum.
   Red Sands adında bir film izliyorum parça parça. Cinler hakkında bir amerikan filmi. Kitap okuyamıyorum lakin, o canımı sıkıyor; rusça öğrenmeye hiç başlayamadım, o da içimde yara...
   Ha tabii bir de jiletlerim geldiği için şöyle sinekkaydı bir traş oldum, onu da özlemişim köpürte köpürte.
   Bu gün askerde yazdığım bir yazıyı okudum, yarın falan aktarırım, ilginç geldi bana. Bir de bir metnim var kağıda yazdığım, onu da geçireceğim.
   Chris Botti bir Ave Maria çalıyorki trompet çalma kararımda haklı olduğumu gösterdi. Yarın fiyatlarına bakayım. Yirmi sekiz ayak bir tekne, Batu'ların otelde müşteriler otururlarken birden trompet çalmaya başlasa, herkes sussa, yüksek sanat bir kaç zamanlığına dünyayı durdursa; kötü mü olur?
   Bir de kulaklarım çok çınladı dün gece, Allah hayırlara çıkarsın.
   Ha bir de dünya çamaşır birikti, onları da yıkayayım bari! :)
   06/06/2009> Bu gün derleme toparlama, temizlik günüymüş; ben de kalkınca fark ettim! :)
   İşe evle başladım, ütü yaptım, evi derledim biraz.
   Sonra ufak odanın kapısını çıkardım, daha rahat olacak bu şekilde. Sonrasında ofise geçtim, o gazla fark ettim ki ortalık leş gibi!
   Girdim ofise, temizledim. Duvarları ve kapıyı bile sildim. Arkadaş, bir kapı bu kadar kirlenebilir mi? Bunun dışında kimbilir kaç zamandır değişmeyen, ha bire musluktan doldurulan su damacanasını değiştirdim. Damacana nereden gelmiş acaba, ne biçim kelime? Neyse, mobilyalardan ve koltuklardan bir kir çıktı ki...
   Bu arada gittim bilgisayara RAM taktırdım, 1 GB, toparladı kendini, bir de ek windows kurarım, daha da iyi olur bilgisayarımın performansı ("başarım" mış türkçesi bu arada performansın).
   Bilgisayarcı çıkışı Ayvalık Tost yedim, ne de özlemişim! :) Tolga'ya da söyledim, bana ekmek yapacak. Pişi bile yapıyor adam, şanslı bir adamım ben. Bir de efendim bilgisayarcılar iş bilmiyor bu memlekette, onu gördüm.

   04/06/2009> Nihat her gece saat bir gibi gelip fotoğrafımı çekiyor ben listelerle boğuşurken. :) Resmen hoşuna gidiyor listelerle uğraşmam. Bilet girmeye gelmem demiştim ya, üstüme kaldı biletler; hoşuna gidiyor ben sinirlenince! :)
   Echelon Conspiracy izlendi, Jazz sanatçısı dave koz indirildi, asansör müziği çıktı, bir de bir adam daha indirdim, TRT3'te programında dinlemiştim, 3 haftadır mıdır aydır mıdır bir numaraymış Boston konseri, onu indirdim ama daha dinleyemedim. adı Chris Botti.
   Dün gece altı defa liste yaptım, devamlı bilet geldi, hatta saat birden sonra bile geldi; delirdim diyebilirim. Genel bir saygı var bana karşı, fakat çalışanlarla iletişimim de sıcak. Dün sinirli olduğum anlarda bile yanımdalardı ve destek olmaya çalıştılar; hoştu.
   Erkal tahminimden daha ince düşünceli bir adam, saygı duymaya başladım gittikçe.
   Akşam Toggy'yi aradım, yemek yedik, ben beyti yedim, özlemişim; akşam yedi gibi yedim, hep öyle yapmam lazım; çok rahat oluyor böyle. İşe dalıp saat on bir gibi yiyince rahatsızlık veriyor.


Pastoral SenfoniFethiye'ye giderken mola.
  Sigara içmeye indim, manzara o kadar güzeldi ki köye yerleşmek geldi içimden.
  Yanda tek bir ev, iki katlı. Çıplak ayaklı bir karım olsun, hep terlik giysin mesela, derdimiz gücümüz çocuğumuz olsun diye geçti içimden.
   Gerçi ben jazz ve klasiğe devam ederim ama o kadarını da idare edivesinler gayri komşularımız! :)
 

03/06/2009> Kedi kedi kedi istiyorum, eve geçtim kedim yok! Süt aldım, kedi tavlamam lazım efendim' :) zaten istediğim ev civarındaki sokak kedilerinden. Özgür olsun ama arada gelip takılsın yeter. :)
   iş oturdu gibi, daha ileri seviyelere geçeceğiz önümüzdeki hafta, dün kırtasiye malzemelerini de aldım, oturdu her şey.
   Kendime de yeni bir dolmakalem aldım, mavi; pek beğendim kendisini.
   Krep yaparken ortaya çıkan manzara: yukarıda. Maskeli adam mı desem, gülen surat mı desem; ne desem boş mirim!
   Revolutionary road izlendi. Kitap okumaya daha var, bir iki hafta sonra ancak. Ng Fotoğraf Okulu 1. Bölüm bitti, ufak ufak devam ediyorum. 

  Kimse gerçekleri unutmaz,
sadece giderek daha iyi yalanlar söylemeye başlarlar;
özellikle kendilerine.

02/06/2009> Michael Petrucciani dinlemeye başladım, iyi geldi; özellikle çalışırken çok iyi oluyor.
   Biletler düzene girdi.
   Uyku henüz oturmadı. Film izliyorum ufak ufak.
   Dün Nihat ile TezTour'a gittik; Lara taraflarında biraz etkilendim ama çabuk geçti! :) Nihat'ı Tez Tur'a bırakıp Mert'e uğradım, bir kahve muhabbet. İyi oldu, özlemişim.
   Şimdi Mert deyince, o bana bir şans parası hediye etmişti, toprağa falan gömüp almıştık; onu Fethiye'de tanıştığım Gülten adında bir hanıma hediye ettim ben, o geldi aklıma. bu arada Gülten her gün yirmi kilometre koşan bir insanmış, doktoru yaşın kaldırmaz on dört kilometreye indir demiş! :)
  Para çektim, Tansaş'a gittim, şekerleme, püskühüt, çikolata, eti puh, topkek, kişisel temizlik malzemeleri aldım.
  Dün gece kedi kaçmış kanalizasyona, annesi deli oldu, GATAB'ı aradım, geldiler kurtardılar. :)
   31/05/2009> Çok güzel çakmak aldıydım kedili, Erkal'a verdim kaybetti! :(
   Push filmi izlendi, iyi bir macera.
The Reader izlendi, nesnel (objektif) değerlendirebilir miyim bilemiyorum ama sarsıcı bir film olarak tanımlayabilirim.
   İş oturmadı henüz, hatta bu gün ofis değiştirdim. Bir süre sonra tekrar değiştireceğim hatta. Bir villaya geçeceğiz kısa bir süre sonra. Görenler bahçesinin hayli güüzel olduğunu söylüyorlar.
   Evle ilgili olarak ise arada gidip iki defa çamaşır yıkadım. İnternet için ise eskiden olduğu gibi modem ayarlaması yapmak gerekli.
   JoyFm dinliyorum bu aralar ama klasikmüzik beni ihmal ettin diyor, çok da haklı...
   Karşılıklı hoşlaştığımız birisi var lakin ben birisini kırmadan bir şeyler yaşamaya hazır mıyım diye düşünmem gerekti bu gün, ki bu tamamen benimle ilgili, sonraya bıraktım. :)
   Yeni geldiğimiz ofiste elektrik sorunu var. Şimdi onunla ilgileneyim ben iyisi, hadi size iyi günler! :)
28/05/2009> Bu gün başladım işe. Özlemişim çalışmayı. Tabii ki uzun bir aradan sonra, ki yaklaşık olarak bir seneden bahsediyorum, biraz zorlayıcı geldi; yine de çalışmak gibisi yok.
   Koşmaya tekrar başlamam gerekiyor. Geçtiğimiz dönemde hayli kilo verdim. Hatta artık göbeğim yok ki bu benim için yeni bir şey. Hep göbeğim vardı benim, hatta bebekliğimden beri! Lakin bununla beraber sigarayı çok arttırdım, ve artık beni yorduğunu, etkilediğini hissediyorum. Bırakma planlarım bir dönemdir vardı, hatta bir ara bıraktım sigarayı, ama spor yapmamın da sigarayı bırakmada faydası olacağını düşünüyorum. Yani sözün özü koşmayı biraz da sigarayı daha rahat bırakmak için istiyorum.
26/05/2009> Cuma çalışmaya başlıyorum, öncesinde Fethiye'ye  Batu'nun geleneksel "bu yaz ne çalacağız Asım" sorununa çözüm olmaya geldim.
   Aleks (yavru bir goldın retrivır) eğitime gitmiş, göremedim kendisini, Kuki ile idare ettik artık (gece benim odada kaldı), Kuki de bir pekinez. Muhabbetler her zaman ki gibi: Aleks'i verdikleri okulda adamın cüce bir eşşeği varmış, almak istemişler, adam: "Bana bir Porşe 911 verin, bundan aldığım keyfi anca o verir!" demiş. :)
   Mustafa'nın otel bitmiş artık tamamen, konferans salonu, oyun odası, havuz ve bahçe güzel olmuş. İnsanın fikirlerini hayata geçmiş olarak görmesi hoş tabii olarak.
   Perşembe Kemer'e döner, yeni evime geçer, Cuma çalışmaya başlamadan önce arkadaşlara bir yemek veririm. Cuma günü itibarı ile ise kalemi ve aklı tekrar çalıştırmaya başlarız efendim. :)
   23/05/2009> "Ansızın değişmeye başladı her şey yine, bana yol göründü. Bakalım söyledikleri kadar ciddiler mi, göreceğiz?" demiştik, ciddilermiş...
   22/05/2007> Antalya yağmurlu. Hani güneş şehriydi burası? :)
   Gece bindim, hiç uyanmadan geldim Antalya'ya. Biraz uzanayım, banyo yapayım geçeceğim Kemer'e bir görüşme için.
   Elif Şafak'tan Aşk bitti, değerlendirmesi
burada, Sait Faik'ten Medarı Maişet Motoru'na başladım, bir de Başımıza Çuval Geçirenler diye bir kitaba başladım arada. 20/05/2007> Annemin adı ufakken Ali’ymiş, hiç bilmiyordum. Bildiğin oğlan çocuğu gibiymiş zaten, saçlar, pantalonlar falan ama "Ali"?
   Babam bana ufakken Ravel'in Bolero'sunu ve Rodrigo'nun keman konçertosunu dinletirmiş, hiç hatırlamıyorum. Ben Rodrigo'yu çok sever hatta ilkokula götürüp dururmuşum kaseti, hatta bir gün servisin şoförü: "Verin şu kaseti bana, Mustafa'yı arabaya bindiremiyoruz!" demiş.   
   Anneannemlerdeydik yemeğe bittik salatayı ben yaptım, pek de güzel yapmışım ellerime sağlıkmış, bir de Ankara'da nişana mı ne gitmişiz, on üç on dört yaşımdayken mutfaktan çıkmamışım ya ben, her bir şeyi de yapmışım üç gün boyunca herkes şaşırmış; yahu ben yemek yaparım da, inanın bunu da hiç hatırlamıyorum.
 

Salata yaparken Melek hn.'a (anneannem olur kendisi) bana annemin ufaklığını anlat dedim. Daha çok teyzem Huriş anlattı ama Melek Hn.'da yardımcı oldu şimdi Allah için! :)
   Neyse efendim, saat ikiye kadar sohbet muhabbet ettik. Nuran'ın oğlu Çağdaş'ın (yeğenim olur kendisi) müstakbel eşi vardı, pek güzel pek tatlı bir kız, çok sevdik kendisini ailecek bu vesileyle.

   Yağmur vardı, yürüdüm ıslanmak için. Döndüm sokağına evimizin, nasıl olsa az kaldı, önemsiz artık ıslaklık derken bir adamın yanından geçerken: baktı şöyle bana bir: "Islanma kardeşim, gir şemsiyenin şu altına." dedi. :) yaşamak güzel be günlük, insanlar güzel (ya da hep bana oluyor böyle şeyler :)... R. Dawkins'den, tıklayınız görünüz.  


 

 Yardım edebilmek yardım isteyebilecek olgunluğa gelmeyi ister. Yardım severim dersin de yardım almayı kendine yediremezsin ya? Sen kendine yediremezken yardım edip birini aşağılamış olmaz mısın bre gafil?


 19/05/2009> "He moves in mysterious ways." derler tanrı için hristiyanlıkta, ben de başka bir şey demiyorum! :)
   Ansızın değişmeye başladı her şey yine, bana yol göründü. Bakalım söyledikleri kadar ciddiler mi, göreceğiz?
   Saylan Hn. ve Mayıs'ın on dokuzu hakkında yazdıklarımı sonra ekleyeceğim.
   Ayrıca biriktirdiğim çok yazı var, yeterince damıtmadan yazmak istemedim, yüklü bir matdiyorki eklemesi; yakında girilecek efendim.
 

   Saylan Hn. ve Mayıs'ın On Dokuzu Hakkında 

19/05/2009> Türlü türkü asil kanlar, saygı görmeli olanlar. Bir ömür boyu muhteşem geçmiş anlar; Türkan Saylan'lar.
   Başımızın üzerine yerleştirecek yerde pencereye çıkamayacak hale getirdiğimiz bir çok insan gibi, o da, gitti...
  Unuttum kendi derdimi, aklıma takılıyor, ağrıma gidiyor çok, gördüğü o muamele. Mayıs'ın ondokuzu'nda bu ülkede anacak, hatırlayacak, sarılacak o kadar çok hatırat, gerçek, emek, tarih, o kadar sorumluluk var ki. Ne kızıyor, ne de üzülüyorum. Umutsuzluğa kapılmak yerine sahip çıkmaya karar verişimi güçlendiriyorum sukunet içerisinde sadece.
   Mustafa Kemal'in kurduğu güzel insanların Cumhuriyeti 19 Mayıs'ta başlamıştı. İsterimki bu gün, sizin için de memleketinizi gerçekten sevmeye başladığı bir gün olsun bu gün. Yok, beceremeyecekseniz, bari bayrak asınız, bu kadarcık olsun vefanız.
    Resmini öldüğü gün kaldırdım site ana sayfasından. Lakin hep o kare ile hatırlayacağım: pencerede kendisine sıkıntı veren insanları korumak için tezahüratyapan halka mola işareti yapıyordu. "Onlar emir kulu" demişti, çünkü o kul değildi, bireydi. :)
 
 17/05/2009> Anneannemlere gittim, teyzemlerle gülüp eğlendik. Sonrasında çıktım sahile, yosun, yürüyüş. Bir sürü insan balık tutuyordu. Kafeler dolu insan. Hayat dolu bir gündü. Sıkı yürüdüm.
   Yarın annemle gidip bir koşu ayakkabısı alacağız. Onunla bir şey almayalı çok olmuştu, çok eğleniyoruz biz alış veriş yaparken.
   Aysun'un evi Metin Kasapoğlu Cad.'ndeydi, Century 21 Metin Kasapoğlu Cad.'ndeydi, Mert'lerin evi Metin Kasapoğlu Cad.'ndeydi, İzmir'e geldim, annemlerin evi Kasapoğlu Apt.'nda! Ne oluyor yahu (çiğdem almaya çıkmıştım dün akşam, o ara fark ettim)?
   Bir de bu gün en nihayetinde cepten internet bağlantısını hallettim. Yarın bakayım pahası nedir?
   İzmir'de kalacağım şu görüşmelerden sonra belli olsa da kalacaksam alsam bir köpek. Koşarız onunla sahilde her sabah süper olur.
   Yosun kokusu süperdi be!
   Omuzum iyiden iyiye rahatsızlık vermeye başladı artık, bir hafta daha, sonra tekrar doktor görünüyor galiba. Eski sakatlığa devam. 
   Bu gün çok eski bir kotum vardır benim, yıllardır İzmir'e her girdiğimde denerim giremem içine, artık oluyor üstüme! :) Annem yıllardır "Verelim bunu artık!" der (biz çok eşya dağıtırız da ihtiyaç sahiplerine) verdirmem. "Oğlum" der "Her şeyini verirsin, buna tutundun!" olunca en sonunda bu gün, "Valla Mustafa yıllardır kızarım bu pantalon olmaz sana diye, yine haklı çıktın!" dedi. "Hah! şimdi de ben giymeyeceğim işte!" dedim, pek gülüştük. :)
   Bir de Elif ŞafAŞk okumaya başladım. Yüz birinci sayfadayım. Şems şimdilik benim eski halime benziyor, Allah sonumuzu hayır etsin ilerleyen sahifelerde bakalım! :) 

16/05/09> Baran evlendi. Bodrum'a geçtiler lakin ben gitmedim. İçesim yok zira çok içilir şimdi yoldan başlayarak iki üç gün boyunca.
  Düğün şekeri yerine bitkisi vermişler, hoştu.
  Dün gece annemle önce bir kapıştık, sonra durulduk. Kadınların bir huyu var, mutabık kaldığınız bir konunun, hemen ve tam zıttını yapıyorlar. "Ben altı aydır bununla yaşadım, lütfen bana bu evde de aynısını yapma, yapacaksan ben hemen Bodrum'da Bora ile çalışmaya başlayayım." dedim. Özür dileyerek çok içten bir tamam dedi.

 

İzmir'de vazgeçtiklerimi yaşamaya başlayınca çok hızlı bir şekilde kendime gelmeye başladım. Düğün'den sonra Esra ile yeni restoranları Marmit'e gittik. Kaliteyi özlemişim, bunu fark ettim. Kendi yerimde gibi, kendi evimde gibi hissettim. Kaçınılmaz olarak Antalya'nın içi boş zenginliği ile farkı hissettim.
   Marmit, İzmir Büyük Klüp içerisinde, Fransız Kültür'ün arkasında. Normalde sadece üyelere has, ama dışarıya da açık artık, her ne kadar kapısında üyelere özel olduğu yazsa da.
   İzmir'de iseniz mutlaka tavsiye ederim. 

 
 

 

Marmit'te otururken bir çalışan ahanda şu tüylü şeyi getirdi. Esra ile bir oynadık bir oynadık, bir ara ben de alayım diye içimden geçmedi değil ama görüşmeler var, inersem akabinde tekrar güneye annemin başına kalsın istemedim çünkü daha çok küçük, çok ilgi ister, onun içinde zor olur. Kartopu'nda (eski kedimiz) aynısı yapmıştık kardeşimle anneme, bir daha olmaz artık, yazık kadına.

 


Günlük Sayfaları
 en eskiden> Günlük -3 / Günlük - 2 / Hasat -1 / Hasat -2 > bir öncekine