Günlük 3

26/12/2008> Farkındalık, gün içinde kaptırıp neleri kaçırıyoruz hakkında bir yazı burada.

23/12/2008> Özkan'a uğradım. Laura'nın dibinde oturuyormuş; evleri çok hoş, büyük, içini Ikea'dan döşemişler, bu ayrı bir hoşluk.
   Annemi aradım, durum ve annem iyi.
   İki gündür Antalya'daydım. Çok geç yattık erken kalktık.
20/12/2008>
Bu gün Lüsenya ile ağ kartı sürücüleri için bana geldik, indirdik kurduk.
   Antalya'ya indik Toggy ile. The Day The Earth Stood Still filmine gittik. Beğendim. Esas Türkiye Motokros Şampiyonası Antalya Ayağı varmış, ona da gittik biz.

19/12/2008> Nihat gitti; beraber gidip deri mont ve bot aldık. Doksan küsür milyon liraya (ya da ytl işte ne haspamsa) bir Nike bot aldırdım ona ki, çalışıyor olsaydım, alırdım kendime de.
   Dün Lsn. ile idim, çok boyutlu ve oksijen tüketici bir beyinsel faaliyetti; dizüstüne format attım ayrıca. Normalde sinemaya gidecektik. Evine gittim, bilgisayarına format için, iki arkadaşı varmış (gerçi haberim vardı) yemek yedik, kal dedi kaldım, bilgisayarı hallettim. Konu gece geç saate kadar süren içkili hayat, insan vs idi.


< Kadın doğru olmasa da güzel, erkek güzel olmak için doğru olmak zorunda>


 

Annemi aramak istiyorum, yapamıyorum.

18/12/2008> Çok ütü birikmişti, LD'ye gittiğimde ütümü almıştım; bir girişirsin. Bütün gece ütü yaptım.
   Akşam Nihat aradı, yürü Adana'ya dedi, gitmedim. Bu arada şu an saat 12:47, yine aradım, Kemer'e girmek üzereyim dedi.
   Dün gece LD ile yemek yaptık, makarna; Toggy'de vardı, been ütüye başladığımda onlar da PS'e başladılar.
   Evvelsi gün biraz içim geçmiş akşamüstü, rüya gördüm. Annem Eşrefpaşa (eski evimiz) civarlarında otobüs kullanıyor, içinde bizler var, otobüsü devirdi. Aradım annemi:''Evladım sana malum olmuş, sonra anlatırım.'' dedi. Aradan bir yarım saat geçti, tekrar aradı: ''Ben seni arasam, gel desem gelir misin?'' dedi. Gelirim diyince de: ''İşte bu destek bana yeter.'' dedi; canım sıkıldı tabiatıyla.

16/12/ 2008> LD ile traş olduk. Sanırım ilk defa bir berber istediğimi dinledi. Natürel ense yine karşıma çıktı.
   Traştan sonra berberin tam karşısında elektronikçi vardı aldık kabloyu.
   Öğleden sonra Yurtiçikargo'dan aradılar, PS2 gelmiş. Aynı zamanda Batu'nun bana Amerika hediyesi tişört geldi. Açtım baktım: Cirque De Soleil! Ne sevindim, bana sorsa bu kadar sevineceğim bir hediye belirleyemezdim. :) Aradım ayrıca seçimi için teşekkür ettim.

 

15/12/2008> Akşam LD ile Antalya'ya indik, aldığı 5'e 1 ev sinema sisteminin kablolaması için.
   Bulamadık açık elektrikçi - elektronikçi; oradan döndük heykel atölyesine. Biraz muhabbet ettik, özellikle kuantum konuştuk heykeltraş ile. Bu arada atölyede ÜniversiteFM çalmaktaydı, aryalar, operalar...
   Oradan 5M Migros elektronik bölümüne ve Teknosa'ya baktık, yine bulamadık kablo. Ama Teknosa'dan bir divx oynatıcı aldık.

14/12/2008> Bu aralar sık sık Antalya'ya iniyorum. Ferit ile görüşüyoruz.

12/12/2008> Washington'un bir ilkesini duydum, çok hoşuma gitti: "Korkusuzca isteme ve korkusuzca hareket etme özgürlüğü." Bir siyasetçinin bunu siyasi ilke edinmesi için her halde Washington kadar büyük olması gerekir.

11/12/2008> Bora aradıydı, yollayacak PS2’yi. Hatta bana büyük gelen gömlekler de var, verem mi dediydi? Ver dediydim, unuttuyduk sonrasında. Neyse unutmazsam ararım da söylerim, kim bilir?
   Ayrıntılı Eğirdir
burada.

   Ne yapılır bayramda? Tatile gidilir değil mi? E biz de öyle yaptık efendim.  Nereye gidilir sorusu Çıralı’ya çok gittik, Kaş – Kalkan tarafı uzak türü sebepleri ile başka bir yer ihtiyacı doğurdu. Ee? Nereye gideceğiz o halde? Eğirdir Gölü’ne gidilir mi? Gidilir ulen! İşte bu söz tatilin adresini belirledi.
   Efendim Antalya’dan aşağı yukarı bir buçuk iki saat sürer dendi, oralara gidilir dendi. Güzel yerlerdir vallahi diye ekleyenler oldu. Ben sonrasında biraz araştırma yaptım nette. İlginç yerleri ve yol tariflerini çıkarttım.

   Ertesi günde Ferit biladerim aradı: “E sen gelmiyorsun arkadaş?” dedi. Valla haklı adam diyerek erken çıkma kararı aldım. Evden acele ile çıktım.  Nihat için anahtarı pencereye bıraktım, indim aşağıya aklıma düştü birden Newsweek’leri unuttum, H.Marcus’u unuttum, yol tariflerini unuttum. Eh ulen dedim. Döndüm eve, ulen tam alacağım anahtarı sen düş! Hey Allah’ım! Neyse devam ettim çaresiz, gündüzden indim Migros’a, buluştum Ferit’le. Meğer ki Ferit Migros’a PS3 oyunu almak için gitmiş. PES 2009. Dedim aga bir sürü oyun var. Oyunları sonra değerlendirmek üzere anlaştık, zaten Ferit’te kartı unutmuş.
   Sonrasında geçtik Ferit’lere. Dizüstü bilgisayarında birkaç ayar, biraz PS3 (GT5 Prologue) oynadık, birkaç bira içtik. Sonrasında geçtim Aysun’a,  yarına Eğirdir’e doğru yola çıkmak üzere.
   Çiğdem geldi Aysel’le, sağ olsunlar Motta’dan vişneli bir tatlı almışlar, çay kahve. Sonrasında batım Kaymakamlığa, terhis belgesi ile seçmen işin halletmeye. Son sayımda askerdim ya, prosedür değişik o sebeple. Bir gittim: ne kalabalık, ne sıra, ki saat dört buçuk civarı, ne kuyruk. Tabiidir ki yapamadım. Tekrar asılacakmış listeler.
   Koştum ama sadece kısa bir süre, sanırım ½  saat kadar falan. Az biraz ter attım. Lakin vücudumun şu kadar egzersize bile verdiği tepki şaşırtıcı. İnsan kendini bu kadar mı iyi hisseder yahu?  
   Benim spor yapacağım varmış arkadaş, akşam Nihat’lara geçtik, adam birden hadi yürüyüşe çıkalım dedi.  Nihat dedi bunu!? Allah Allah, Olessia da ben de şaşırdık ama ses etmedik, yürüdük çıktık. Neyse sahile kadar gittik, bu arada bir de baktık ki ne görelim?  Spor aletleri! Eh işte indik çıktık üstlerine, güldük eğlendik kaygısızca.

03/12/08> MacBook çok güzel,

   Yemeği çok azalttım, akşamları yemeyi kestim,
   Sigara çok arttı,
   Meyveyi düzenli yeme gayretlerim devam ediyor,
   Koşmaya başlayamadım,
   Geç yatmada değişiklik yok amma sabahları erken kalkmaya başladım; her gün sekiz buçuk, dokuz gibi ayaktayım.
   Bu kadar.

 02/12/2008> Efendim, Metin Amca'yı toprağa verdik.   
   Akşam Baranlar'da toparlandık, oturduk bir güzel içtik.
   Gerçi İzmir bir maraton gibiydi. Yorgunluk, uykusuzluk, alkol hiç eksik olmadı.
   Ertesi gün sabahtan 08:15 uçağı ile Antalya'ya indim. O gece bir arkadaşımda kaldım. Yorgunluk inanılmaz derecedeydi. Ertesi gün kalktığımda ki gece on birde yatıp sabah on buçukta kalkmıştım,yorgunluk daha da bir anlaşılır şekilde ortaya çıktı.
  Neyse, Nihat ile buluştuk, sanayiye gittik, tekne için aldığı motorların bakımı bitmiş, onların ilk çalışmasına refakat ettik. Ne ses, turbonun sesini, ısısını, gaz kesince manifolttan gelen alevi ilk kez bu kadar net gördüm.
   Ve yine erken yattım. Zira hala yorgundum. Bu gün ise nispeten toparlandım.
   Evimi özlemişim.

28/11/2008> Sabahtan Bora ile Urla'ya, Çeşmealtına gittik. Önce katmer yedik, ardından Metin Amca'nın arkadaşı Erol Bey adında bir adamı aldık, mezar yerine gittik.
   Dönüşte babama uğradık, adam şanssız şarj cihazı bozuk çıktı sıfır telefonun. Hazırladığı iki sayfalık ölüm sonrası yapılacaklar metnini aldık.
   Bu arada hastaneden para almadılar, cenaze arabası ile diğer defin işlemlerinin toplamı kırk beş lira tutmuş. Hızlı, etkili ve tahminlerden ucuz. Yaşasın sosyal devlet.
   Firdevs Abla diye bir ahbapları geldi, Baran'ın sırtına koca iğneyi soka soka gerilmiş kasının uçlarına zerk etti önümüzde karıştırdığı bir sürü maddeyi.
   Akşam Baranlar'da Bala, Bora, Umut toplandık, vurduk biranın dibine. Metin Amcam:"İçmedikten Sonra Cenazenin Ne Anlamı Var?" dermiş. :)
   Bir de arada Ankara'dan Rezzan Hn.'ın kan ihtiyacını çözdük, o da ayrı bir güzellik oldu.

27/11/2008> Bu gün Metin Amca (Bora'nın Babası) vefat etti. Babamı aradım, sağolsun ölüm sonrası prosedürü konusunda çok yardımcı oldu. Hatta elinde iki sayfa metin bile varmış, kendi hazırlamış babaannemin vefatından sonra.
   Zuhal Teyzeyi evinden aldım, hastaneye götürürken lastik patladı, iki sokak arkada lastikçi varmış Allah'tan, yeni lastik aldım.
   Sibel'le görüştük.
   Ayça'yı aradım ulaşamadım.
   Telefonumdan çok memnunum.

26/11/2008> Bu gün akşam saat yedide eski okul arkadaşlarımızla beraber yemek yedik kızlı erkekli, çok keyif aldım. Zaten dokuz kişi iki şişe şarap, üç adet 35'lik vs. içmişiz! :)

25/11/2008> Baran'ın beli sakatlandı. Ona baktım. Kahvaltı hazırladım vs.

24/11/208> Uçak biletimi aldım 30/11 Pazar tarihine. 59 YTL. Otobüse gerek kalmamış resmen.
Cep tel faturamı ödedim.
İlginçtir, Lusenya Çerkez, bir tanıdığım da öyleydi, köpeği vardı, onun da var, hatta aynı cins köpekler! Len yoksa hayatımızı biz yönetmiyor muyuz? :)

23/11/2008> Annemlere uğradık, cep telefonumu aldım. Pek sevdim kendisini, beklediğimden iyi çıktı. Eksik yanları: ekran çözünürlüğü ve kamerasının yetersizliği. Lakin kulaklıkla konuşma yapılıyor olması ve her şeyi unutturan iki aylık şarj süresi! :) Ah bir de tema desteklese!
  Eve gittiğimde Nuran ve Huriye teyzemler ile anneannem oradaydılar, pek özleşmişiz, öpüştük geçti! :)

Baran ofiste bir eski makina vardı, Pardus kurdum Özgürlük İçin, şaşırtıcı performans bir kez daha büyüledi herkesi.
   Akşamınan Saint Joseph grubu ile Sirena'da buluştuk. Hasret giderdik, kahkahalarla güldük, eğlendik.
   Bora'nın babasının durumu iyi değil ve düzelme yok. Ege Üniv.'de solunum cihazı ile dayanmaya çalışıyor.

22/11/2008> Ayten Hn. var. Burcu Teyze'nin (Baran & Umut'un annesi) arkadaşı. Yemek yapmayı sanat haline getirmiş bir kadın. Zaten yıllarca meyhane işlettim ben dedi. Eşi ve inanılmaz çevresi ile devr-i saadet olarak adlandırdıkları zamanlar da yiyip içip sohbetler ettikleri dönemler. Çevre dediğim ise, Nuri İyem, Necati Cumalı gibi adamlar! :)
  Bir kaç defa denk gelmiş, tanışmış idik ama evindeki bir yemeğe ilk kez davetliydim. Çok hoşuma gitti.
     Bu arada kendisi emekli ingilizce öğretmeni. Amerika'da okumuş, Carnegie Hall'da konserler falan; hayranlık...

21/11/2008> Bora ile Urla'ya gittik, Metin Amca'yı (babası) görmeye. Bilgisayarlı tomografi çektirmeye inmiş o da, görüştük, tomografiyi çektirdik.
     Urla Devlet Hastanesi (eski kemik hastanesi) çok güzel bir yarımadada.

20/11/2008> Babam'a ve kendime cep sipariş ettim hepsiburada.com'dan, babama en basiti, bana biraz daha iyisi. 

 

 

19/11/2008> Baran'larda idik, içtik; abartmadık.

Gündüz annemlere gittik Bora ile, babamı pek dinç gördüm sevindim. Annem dellenip evi değişirmiş, pek de güzel olmuş. Ortalık açılmış, ev genişlemiş sanki. Babam cep tel. istedi, alacağız. Aldık annemi doğru Zuhal Teyzem'e (Bora'nın annesi). Ekşili köfte yapmış onu yedik. 


   Evde eski Özgün (kız kardeşim) bilgisayarını buldum. Atsan atılmaz satsan satılmaz. Dedim ben bunu vereyim bir yere. ÇYDD olabilir ya da devletimin bir kampanyası varmış; ikisine de başvurdum, hangisi ararsa ona veririm, olmadı sonra aldırırım.


18/11/2008> Gündüz bir yedik bir yedik, üff!!

   

 

17/11/2008> İzmir bir başka İzmir, işte benim şehrim. Baran'a uğradık. Oradan bir yere geçtik Baran'ın iş yaptığı, çok bekletti bizi hatta bir ara arabada otururken çaycı gördük çay içtik arabada! :) 


 


16/11/2008> Bora dedi nerede PS2? E dedim sizde ya? Dedi yok yav! Dedim Baran'da olmasın? Dedi yok onda! Allah Allah acaba kimde ki? Üstümüzü değiştirmeye gittik arka odaya pijamasal şeyler giyelim rahatlayalım diye, amanın bir de ne göreyim? Ee burada işte PlayStation! E dedim içerideymiş işte? Dedi yapma ya?!
   Yani o andan itibaren NFS Carbon oynuyoruz. Baştan başladık.
   Sabahınan atladık gidildi Narlıdere'ye kahvaltıya. Gazete, Bora, Kahvaltı, Esra. Ben.


15/11/2008> Atladım uçağa geldim İzmir'e. Bora & Esra geldiler aldılar beni havalimanıalanından.
   Kedileri Jossie (cosii) beni nasıl mı özlemiş ben mi özlemişim, ay çok güzel bir şey özlem hemi de tüylüsünden!

   PlayStation'umuz nerede bizim? Ben İzmir'de sanıyordum, Bora'da yolladık ya abi onu birisine Antalya'da dedi. Du bakalım nereden çıkacak?

 

 

 

14/11/2008> Nihat'ın telefonuna 4GB'lık MiniSD aldık ama Nihat'ın telefonu çalıştırmadı, galiba kartta bir bozukluk var. LD'de denedi I/O hatası veriyor dedi. Ben kullanacaktım halbüsem ama kısmet.
   Bu arada FotoMemi bana bir alet hediye etti: hem bluetooth adaptörü hem kart okuyucu. Çok sevdik kendisini.
   Toggy Ikea'dan sehpa, sağa yatanlar için yastık, ve iki adet yarım battaniye niyetine bildiğin örtü ama en önemlisi 55X55 sehpaaaa!!! Benim uzun sehpamla aynı renk.

13/11/2008> Gittik Nihat'la Antalya'ya acentalara para almaya. Sanayiye uğradık tekneleri için aldıkları motorlara bıktık. Acentalara uğradık, ama en önemlisi Nihat ile annesine uğradık. Bize hamsi yaptı. Bu arada Nihat'ın annesi çok genç, çok enerjik (yine de yaşlı tabii canım!).
12/11/2008>
Lise De La Salle konserine gittik, seyirci kızcağız bitirmeden parçayı alkışlamaya başladı, çok ayıp oldu. Lise Hn. elini piyanodan kaldırmaya korkar oldu. 
   Halımı en sonunda aldım, gerçekten güzel yıkamışlar.
   Bu gün hava döndü, güneş yok.
   Bir scart kablo bir de 3.5'' hdd kutusu alsam mı?
   Gülcan Hn. çarşambaları voleybola devam ettiklerini ve tekrar gelsem ya ne güzel olur dedi. Gidesim var.
   Son sigaram kutu uzun Anadolu. Pek sevdim kendisini.

09/11/2008> Fazıl Say hastaydı, kıpkırmızı bir burunla çıktı. Ama çaldı, Gürer Aykal etkileyici tabii her zamanki gibi.
   Nihat'ın bir arkadaşı vardı HerbaLife'çı, kongreye gelmişler, bende bir kahve içmişlerdi. Onun Antalya'ya yeni taşınan arkadaşı varmış, o geldi Nihat, ben, o bastık Aysel'lere gittik. Bahçede bir piknik: kekler, börekler aman efendim daha neler neler? :) Sonunda viski bile içtik.
     Sonra bastık havaalanına gittik, Didem'i bıraktık.

08/11/2008> Neler yaptık? Toggy ameliyat oldu, sağlığı yerinde. Mac gitti, eski bir dizüstü geldi. Pardus kurdum XP üstüne,
   Akşama Fazıl Say konseri var, Aysel ile ona gideceğiz.
   Halıları verdik, Pazartesi alacağım.
   Özkan geldi, Soner geldi.
   Divx oynatıcımı Toggy ile yaptık.
     ''visitkemer'' sayfalarına Kekova'yı ekledim. 

05/11/2008> Toggy aradı sabah, bastık hastaneye, yarın değil öbürgün ameliyat. Genco'nun dükkanı gördüm, Mert'le denk gelemedik. 

 

04/11/2008> Çok ilginç bir şey oldu. Bir aralar çok moda olan pirince isim yazma modasının babasıyla tanıştım. Fransız bir adamda görmüşler ama üzerine isim yazma kavramı, pirinci içine koydukları silindirik cam vs bu adamın fikri. Pirinç işinin modası geçince ne yapalım diye düşünüp bu defa da tablo üzerine siyah heykel, tepesine spot ışık olayını bulmuşlar. E tabii biz bu modayı da biliyoruz.
     En son olarak da bu sefer ne yapalım diye düşünmüşler ve geçici dövme olayını bulmuşlar. Ne adam, ne mucit!

03/11/2008> Sabahtan gittik Antalya'ya, hastanaye. Sonrasında Toggy'nin bir arkadaşının Lara'daki  evine gittik. Bir ara Aysel geldi; yemek yedik hep birlikte, sinemaya da gidelim dedik ama girmedik sonuç itibarı ile, döndük Kemer'e.

02/11/2008> Bu gün Aysel  almaya geldi beni Toggy'den, gece onda kalmıştım, kahvaltı yapıp Çıralı'ya gittik. Hasan adında bir bey ile tanıştım orada ve tüm gün sohbet ettik.
   Akşamınan Toggy böbrekim kötü gel bende kal yarın da Antalya'ya hastaneye gideceğiz dedi.
   Bir de ben çok yoğunum yahu; oraya git buraya git, evimi toplayamadım gitti kaç gündür!

<!-- /wrapper --><!-- /main-content -->