hasat -1
O andan itibaren daha iyi bir insan olduğumu hissettim. Arabadan inemedim, varmış olsam da. Oturdum hiç bitmesin istedim, dinledim.
Ağladım.
11 dakika 57 saniyelik bir parça. Lakin 04:10'dan itibaren başlıyor her şey. O sebeple sabretmeli, söyleyeceklerini dinlemeli parçanın.
11 dakika 57 saniyelik bir parça. Lakin 04:10'dan itibaren başlıyor her şey. O sebeple sabretmeli, söyleyeceklerini dinlemeli parçanın.
Sanat. Sanat uzun hayat kısa.
Bang & Olufsen işte bu parçalar için alınmalı. İnsan kendisini böyle böyle eğitmeli.
(resme tıklayarak parçaya erişebilirsiniz)
Bang & Olufsen işte bu parçalar için alınmalı. İnsan kendisini böyle böyle eğitmeli.
(resme tıklayarak parçaya erişebilirsiniz)

29/03/2009> Seçim günü fotoğrafları için lütfen aşağıdaki klasöre tıklayınız.
11/03/2009> Ferit ile çarşamba günü çıktık, Antalya - Kuşadası - Bodrum - Kuşadası - Antalya yaptık geldik. Arabamız A3 idi, özellikle otomatik vitesi çok etkiledi beni. Tam otomatik modda iken (D), direksiyondaki kulakçıklar vasıtası ile vites ufaltma ve büyütme komutları verebiliyorsunuz ve kendisi tekrar tam otomatik moda geçebiliyor. Etkileyici derecede başarılı idi. Ayrıca Audi Chorus adlı müzik sistemi de iyiydi. Tabii ki ayarsız idi, yapıverdim hemen, duramadım! :)
Neyse Kuşadası'na gittik zira Ferit'in anne ve babası orada, bir gece orada kaldık. Pür neşe insanlar, yedik içtik eğlendik. Ertesi sabah Bodrum'a Ferit'in bir iş için geçtik.
Kuşadası ve Bodrum aynı desem yeridir, hiç değişmemişler, ama Ada yaşlanmış gibi geldi bana. Bodrum her zamanki Bodrum, ırzına geçilse de ruhunu vermeyen bir güzellik; hala güzel, hala güzel. Fransızlar der ya: "Ça dégage!" diye, işte öyle hakikaten. Oradan çıkan bir enerji var.Aysun'a bir hediye alacaktım, alacaktım buzdolabı yapşakı gibi mesela untuum, kendisine de söylemedim, buradan okur artık! :) İnci adlı bir arkadaşım var, onu aradım, o da İçmeler'deymiş, uğramadık gerçi ama konuşmuş olduk.
Bodrum'da işimiz bittikten sonra tekrar Ada'ya geçtik, bir gece daha kaldık, sabahınan düştük yola Antalya için. Bir ara, Denizli'den sonra) Ferit kıpırdandı şöyle bir koltukta, dedim ben alayım, tamam dedi. Neyse efendim kullanıyorum, bir süre gittikten sonra yol kenarından bir köpek fırladı önümüze, karşı tarafta bir şey görmüş olmalı, hiç bakmadı bize, fren yapmadım, sürat yüz - yüz yirmi kadar, kafadan vurmak istemedim, sola aldım arabayı, sağ ön çamurluktan vurduk. Sağ arka ayağı kırıldı sanırım, seke seke devam etti. Bakmadı bile bize. Biraz ileride çektim sağa, baktık sağ farın hemen berisinde bir ufak göçük, bir de teker ile jant arasında tüyleri kalmış. Ucuz atlattık. Direksiyondaki sükunetin faydaları.
Neyse Kuşadası'na gittik zira Ferit'in anne ve babası orada, bir gece orada kaldık. Pür neşe insanlar, yedik içtik eğlendik. Ertesi sabah Bodrum'a Ferit'in bir iş için geçtik.
Kuşadası ve Bodrum aynı desem yeridir, hiç değişmemişler, ama Ada yaşlanmış gibi geldi bana. Bodrum her zamanki Bodrum, ırzına geçilse de ruhunu vermeyen bir güzellik; hala güzel, hala güzel. Fransızlar der ya: "Ça dégage!" diye, işte öyle hakikaten. Oradan çıkan bir enerji var.Aysun'a bir hediye alacaktım, alacaktım buzdolabı yapşakı gibi mesela untuum, kendisine de söylemedim, buradan okur artık! :) İnci adlı bir arkadaşım var, onu aradım, o da İçmeler'deymiş, uğramadık gerçi ama konuşmuş olduk.
Bodrum'da işimiz bittikten sonra tekrar Ada'ya geçtik, bir gece daha kaldık, sabahınan düştük yola Antalya için. Bir ara, Denizli'den sonra) Ferit kıpırdandı şöyle bir koltukta, dedim ben alayım, tamam dedi. Neyse efendim kullanıyorum, bir süre gittikten sonra yol kenarından bir köpek fırladı önümüze, karşı tarafta bir şey görmüş olmalı, hiç bakmadı bize, fren yapmadım, sürat yüz - yüz yirmi kadar, kafadan vurmak istemedim, sola aldım arabayı, sağ ön çamurluktan vurduk. Sağ arka ayağı kırıldı sanırım, seke seke devam etti. Bakmadı bile bize. Biraz ileride çektim sağa, baktık sağ farın hemen berisinde bir ufak göçük, bir de teker ile jant arasında tüyleri kalmış. Ucuz atlattık. Direksiyondaki sükunetin faydaları.
08/03/2009> 28 Şubat günü Kamil Koç Rahat Hat ile tek koltukta Antalya'ya geldim. Uçakla geleyim demiştim, Bora toplantı yaptıkları için alana bırakamadı, iki çantam var bagaj parası verir miyim derken vazgeçtim uçaktan. Lakin İzmir her yönüyle güzel ve doyurucu idi.
Annem ve babam ile güzel güzel konuşmalar, Baran ile şömine, ocakbaşı, Batu ile kapışmamız ve kendiliğinden barışmamız aklımda kalan güzellikler.
Annem ve babam ile güzel güzel konuşmalar, Baran ile şömine, ocakbaşı, Batu ile kapışmamız ve kendiliğinden barışmamız aklımda kalan güzellikler.
Argın Fethiye'ye gel dedi, bir ara İzmir'deydi, görüştük; bu defalık pas geçtim.
Peki o zamandan bu güne neler yapmaktayım? Evvela bilgisayarımı getirmediğimden site ve günlük biraz ihmal edildiler. Bu arada da Aysun eve adsl almış, bilsem getirirdim dizüstünü. Kemer'deki evi boşaltıyoruz, Nihat ile yeni bir eve geçeceğimi düşünmüyorum, o sebeple eşyaları LD'ye alacağım, hoparlörlerimi Ferit'e vereceğim.
Antalya'ya geliş sebebim, uzun zamandır kafamı meşgul eden konu idi: Aysun. O zamandan beri de nazardan saklanacak kadar huzurluyum.
Çıktığı günden beri Haberturk Gazetesi alıyorum, zamanla özellikle köşe yazarları konusunda daha doyurucu olmasını beklemekle beraber hoş buluyorum. Cumhuriyet'e tabii ki, devam.
Ferit'e uğradım, PS3'ü ayarladık, kablosuzdan net'e bağladık ve oyunları net'e açıldı, bu arada divx açması da ilginç geldi gerçekten. Alınacak alet gerçekten.
Dün en sonunda gittim kendime bir 4GB usb flash sürücü aldım. İzmir'de iken telefona da 2GB almıştım, isabet oldu.
Efendim dün gece Baran'larda şömineye "verdik odunu, verdik odunu!" gecesi yaşadık. Ben ateş olayına vakıf oldum. Eğlencesi devamlı ufak ufak ilgi isteyen, ama emeğini harıl harıl veren bir yapıda olması. İzlemeye doyamadık ama bir süre sonra insanın o görüntünün içine girmesi muhtemel, dikkat etmek lazım. Baran baktı kayboldu mesela! :)
Bir ilginç nokta daha: ateş su gibiymiş, dün farkettim. Su gibi temizleyici ateş. Daha doğrusu kor. O "nar gibi kızıllık temizleyici, su gibi. Böyle bir gecenin olmazsa olmazı ise güzel müzikti, çok güzel müzik vardı. Siya Siyabend'in bir parçasına Baran ile çok takıldık, bir de Any Given Sunday filminde Pacino'nun konuşmasına.
Ateş sözü: "Altını temizle ki yansın, besle ki harı doysun."

hiç hiç bir şey bilmiyorlar, bilmek istemiyorlar
şu cahillere bak, dünyanın sahibi onlar
onlardan değilsen eğer, sana zalim derler
onlara aldırma hayyam
şu cahillere bak, dünyanın sahibi onlar
onlardan değilsen eğer, sana zalim derler
onlara aldırma hayyam
hasan sabbah ile ömer hayyam arasında geçen bir mektuptan alınan sözlerle bir şarkı
23/02/2009> Annem şaka gibi benim! Görüşemiyoruz. Dün babamın cebinden aradı, resmen randevu aldım kadından! :) Yarın gündüz görüşeceğiz bakalım! :) Şaka bir yana teyzemin oğlu (yeğenim midir, kuzenim midir, hala öğrenemedim) evlenecek, bizimkilere iş çıktı işte!
20/02/2009> Siteme iyice hız verdim. Geçiş tamamlandı.
Antalya'ya gidişim belirsiz bir tarihe ertelendi.
Pek yok keyfim, bu yazıyı bile zor bitirebilirim.
19/02/2009> Gün ortasında ocakbaşına gittik Baran ile, bit pazarının oralarda. Arabanın lastiği patladı, adamın biri çıkageldi: "Bende pompa var getireyim stepnenizi şişireyim." dedi! Dünya böyle adamların yüzü suyu hörmetine dönüyor, bu adamlar da ,ne mutlu ki, hep beni buluyor. Bıraktık arabayı önce yemek yedik ve dünyanın en güzel adanasını, tavuk şişini, et şişini, yedim.
Sonra Bora'lara geçtik, aldığımız divx çaları kurdum, sonrası ise felaketti. Sıkıntı saat dörde kadar bitmedi. Alkolü ben, işte bundan bıraktım.
Batu'yu aramaya gerek kalmadı, Bora'larda idi, kendiliğinden halloldu.
18/02/2009> Bu gün Bora, ben ve Baran yemek yedik gün boyu. Akşama Bora ile çıktık ona bir divx player (Piranha marka), bir optik ses kablosu, bir de usb hafıza aldık 4 GB'lık, divx ve kopya dvd izleyememe sorununu çözdük. Projeksiyonu da var, daha ne olsun?
Akşam basket maçı olduğu için Bora'nın, kurulumu yarına bıraktık.
Sitemle ilgileniyorum, hoşuma gidiyor, daha doğrusu Drupal'i çözmek. Artık sitemin kabaca tüm bölümleri etkin. Çok yakında diğer tüm sitelerin girişine bu adrese yönlendirme yaparım sanırım. Tabiidir ki drupal'i bir kere fckeditör kuracağım diye çökerttim, kaldırdım tekrar kurdum her şeyi.
Akşam Baran'larda Pride & Glory adlı filmi izledik, siz de izleyin güzeldi.
Dün Batu ile yol ortasında kapıştık. Bana çok kırıldı. Hatta akşam Bora'lara gelmedi. Yarın arayıp üzdüğüm için özür dilemeyi düşünüyorum.
Sitemle ilgileniyorum, hoşuma gidiyor, daha doğrusu Drupal'i çözmek. Artık sitemin kabaca tüm bölümleri etkin. Çok yakında diğer tüm sitelerin girişine bu adrese yönlendirme yaparım sanırım. Tabiidir ki drupal'i bir kere fckeditör kuracağım diye çökerttim, kaldırdım tekrar kurdum her şeyi.

Akşam Baran'larda Pride & Glory adlı filmi izledik, siz de izleyin güzeldi. Dün Batu ile yol ortasında kapıştık. Bana çok kırıldı. Hatta akşam Bora'lara gelmedi. Yarın arayıp üzdüğüm için özür dilemeyi düşünüyorum.
Bu arada çıktık Bora'lardan yürüyoruz, kapalı spor salonunun orada bir berduş, kafa bir dünya, doğrudan bana: "Bırak be abi!!!" dedi. Neden ben hep seçiliyorum böyle durumlarda? :) Biraz lafladık, hükümete küfretti, elimle sus sus dedim dudaklarıma götürerek...
17/02/2009>
'Akıl, kendi mekânını yaratır. Kendi başına cehennemi cennete, cenneti cehenneme dönüştürebilir.'
John Milton
John Milton
Oh oh! Bir sürahi turşu suyu içtik baranla şiştik yan geldik. dün neler yaptık? Akşam bir yere götürdü Baranlar beni Bostanlı'da, bir yedik bir yedik, bir içtik bir içtik, sarhoş olduk, ishal olduk; oradan tanımadığım birinin evine geçtik, jenga oynanıyordu, ben elleşmedim, iki kuleden hangisi gerçek bilemedim, çok dolu bir geceydi yani bir şekilde. Aysun'la konuştuk, mesajlaştık. Bir anlaştık bir anlaştık!..15/02/2009> Gittiğimiz yer inanılır gibi değildi bu arada, deniz ürünleri yapıyorlar ve sipariş veremiyorsunuz, ufak ufak getiriyorlar herşeyden; ama herşey bu kadar mı güzel olur? Ahtapottan tutta çiğ balığa kadar!..

14/02/2009> Baran'lardayım. Bir gece annemlerde kaldım, muhabbet ettik bolca. Baran'larda şömineyi yaktık, aldık bilgisayarları oh ne güzel diyerek sıcak sıcak internete giriyoruz! Bir ara yeni açılan hayvansal bahçeye gidelim dedik. Hava kapalı diye vazgeçtik. :) Yaklaşan güzel ve büyük günlere hazır mıyım? Evet hazırım. İstiyor muyum? Evet istiyorum. Bodrum'a gider miyim? Bekleyelim ve görelim. Sitemi açtım, ilk sayfayı yerleştirdim. Dün gece de Drupal kurdum. Ama çok sevdim mi? Daha hakim olup daha iyi anlayana kadar karar vermesem daha iyi olur sanki. Flash öğrenmeye başlasam daha iyi gibi sanki.
' Bir insan kilitli olmayan, ama içeriye doğru açılan bir kapıyı boyuna itiyor, çekmek aklına gelmiyorsa, odada hapistir. '
Ludwig Wittgenstein
Ludwig Wittgenstein
11/02/2009> İzmir. Bora'lara geldik Batu ile. Gmail'ime bakmak istiyorum,
açılmıyor. Hayırlısı olsun bakalım, google'ı da bozduk. :) Fethiye, oteller, Batu, Argın. Özlemişim :) Argın oteli biraz daha değiştirmiş, güzel olmuş. PS3 almışlar müşteriler için, kuramamışlar; arkasındaki anahtarı 0'dan 1 konumuna getirince çalıştı. Argın kalsana abi dedi. :) Akşamınan Kefal Balık Lokantası'na gittik, giderken her zamanki gibi Batu kebap mı yesek balık mı ile bizi bitirdi. Balık diyoruz 'ya kebap?' diyor, kebap diyoruz 'balık ta güzel?' diyor! :) Bu arada neşeleri yerinde, o çok iyi geldi. Alex. Kim bu Alex? İki buçuk aylık bir golden retriever! Kuki'ye kardeş ama şimdiden Kuki'nin iki katı! :) Yarın İzmir'e geçeceğiz Batu ile.
açılmıyor. Hayırlısı olsun bakalım, google'ı da bozduk. :) Fethiye, oteller, Batu, Argın. Özlemişim :) Argın oteli biraz daha değiştirmiş, güzel olmuş. PS3 almışlar müşteriler için, kuramamışlar; arkasındaki anahtarı 0'dan 1 konumuna getirince çalıştı. Argın kalsana abi dedi. :) Akşamınan Kefal Balık Lokantası'na gittik, giderken her zamanki gibi Batu kebap mı yesek balık mı ile bizi bitirdi. Balık diyoruz 'ya kebap?' diyor, kebap diyoruz 'balık ta güzel?' diyor! :) Bu arada neşeleri yerinde, o çok iyi geldi. Alex. Kim bu Alex? İki buçuk aylık bir golden retriever! Kuki'ye kardeş ama şimdiden Kuki'nin iki katı! :) Yarın İzmir'e geçeceğiz Batu ile.
06/02/2009> Sebgi aradı. Teşekkür etti. :) Ben de buradan Sevgi denen Burgucu'ya, Lipido Solaris'e, ömrümün bir çok güzel günü, tatlı bir çok anım, aklımda kalan sıcak gülümseme, çabalarımın hiç birinin boşa gitmemiş olması ve aklıma gelmeyen bir çok an, ve dahi sevilmiş olmaktan dolayı; teşekkür ediyorum. :) Efendim www.mustafaat.com adresinde ilerleme var. Hoş henüz ben bile giremiyorum ama... :) Bir de: Argghhhh!!!05/02/2009> Evi derledik biraz toparladık, yirmi gün kadar yok KemEv. Gider miyim İzmir'e, giderim? Cooper S satılmış yarın alacaklar, üzüldüm, İzmir'de kullanmak istiyordum. Nihat'ın aradı: bir söylediğin daha çıktı, hayatımı film yapacaklar dedi. İş ciddi, belki İstanbul'a gideceğiz belki hatta! :) 04/02 tarihi TSİ (Türk Saati İle) 22:30 itibarı ile Aysun ile birbirimize sardık ve çok kapıştık Aysun'la. Başarı tatlıdır ama genellikle ter kokar. (B. Franklin)
02/02/2009> Dün Aysun aradı, Nihat Aysun'a sardı, çok kapıştık Nihat'la. Sonra Aysun ile konuştuk bir huçuk saat kadar. D&R'a giderek Lusi hediyesini Ara Güler albümü ile değiştirdim; çok süper oldu. Babam aradı üç aylık alacağım, sana para yollayabilir miyim dedi?
01/02/2009> Ocak da bitti be! Akşama eve geçtim. Dün gece Kingodisco'da tekrar bir 90'lar programı vardı. Okan sağolsun: Mansur Ark, Ünlü, Umay UmayCemAli, Tayfun, BurakKut gibi sahsiyetleri hatırlattı bizlere. Ben de bugün Ünlü'nün albümlerini indirdim, Hakan Kurşun geldi aklıma, onu arıyorum. >
31/01/2009> Üzülüyorum, sinirleniyorum; zorlanıyorum.
29/01/2009> Kemev'e geldim, Nihat uydu antenini bozmuş. Yarın Antalya'ya gitmek istiyorum. Evimi özlemişim yahu ben! :) LD ile berbere gittik, rahatladım. Nihahat uydu antenini bozmuştu (çocuklara top atın demiş, ayarsız olduğundan tutamamış topu, uydu antene gelmiş top, ayar kaçmış) gecenin on ikisinde kafam bozuldu ayarladım.
27/01/2009> ÖGT'yi aradım: - Dün dedim, o kadar önemli şeyler konuştuk; bu gün ne bir ses, ne bir nefes?
- Dün kasa tutmadı, sekiz buçukta çıktım, eve gittim doğrudan yattım.
- Hayat öncelik belirlemektir Özgün
- Haklısın abi, bu gün konuşacağım.
- Peki.
Ben insanları anlayamıyorum tamam da, bizim aileyi hiç anlayamayacağım arkadaş! Sonrasında annemle konuştuk, o da haklısın dedi. Kız evlendi derdini biz çekiyoruz! :) Bu arada sabah Mert alacaktı, kalktım erken, Özkan'da arayacaktı hatta. Çıkmaya hazırım, ama arayan yok. Ulen dedim neden kimse aramıyor beni? Bari dedim ben arayayım kendimi? Turkcell dedi zor ararsın, servis dışı! Haydaaa!!! :) Aradım Toggy'yi yatır dedim tamam dedi. Açıldı tel, aradım Toggy'yi, sağol dedim, ben yatıramadım LD'yi aradım, o yatırdı dedi. E peki. Sonrasında insanlar kudurmuş gibi aradı: Ferit, Özkan, Lusy, Nihat, LD. Üç kere evden çıkacakken program değişti. Toggy gelecek dertler bitecek.
26/01/2009> ÖGT (kızkardeşim Özgün Gökçe TEMEL) aradı. Konuştuk, anneyi aradım, onunla da konuştuk.

24/01/2009> Arabadan indim, aa solda ne var? Arabanın içinde kedi evi!.. Bir ara poz bile verdi bana! :) Arabanın hikayesi biraz daha hüzünlü. Araç eski bir kamyonet, bir gün çıkmış gelmiş bu araç, arkasında güzel bir ofis masası, deri koltuklar. Durmuş orada öyle günlerce, sonra koltuklar sandalye vs derken bir tek çelik kasa kalmış şimdi. Aysun: "Kim bilir ne oldu, adam battı herhalde!" dedi. Dünyanın hali be okur. 23/01/2009> Bu Levent denen Demir'in Çevre Müh. Odası işi için bir cd vardı, almaya gidecektim. İpragaz Ant. Bölge Md.'lüğü'ndeymiş adam meslek lisesi falan diye Türkiye'de neden açık adres kullanmaz ki insanlar? Murat Bey diye birisinden alacağım cd'yi, telefonda takıştık kendisiyle, benim de alttan almayacağım tuttu; ters davrandım kendisine (ama sanırım haksızlık ta yapmadım, gerektiği kadar yaptım). Mesela: Son derece soğuk bir şekilde:
- Vız vızvız, çevre müh. Arkadaşım...
- Ben çevre mühendisi değilim beyefendi,
- Ne iş yapıyorsunuz?
- Herhangi bir kalifikasyonum yok, Bana Mustafa Bey demeniz yeterli.
Netekim, buldum yeri çıktım yanına:
- Bu gün siz de ben de sinirliyiz galiba.
- Ben sinirli değilim.
- Mesleğiniz nedir?
- Çok kalifikasyonum var değerli zamanınızı almayayım!
Sonrasında ÇMO'na gittim. Lusy'ye gidecektim ama bir yandan da Mert'e gidecektim, saat beşte iş görüşmesi olacaktı; telefon ettim Lusy'ye iptal ettim. Daha doğrusu güneşli ilk günde buluşmaya karar verdik. Bu arada yağmurlu günler hakkında bir yazı yeni sitede, burada. Bu arada yeni site yayına girdi herhalde. Farkı artık sizlerin de yorumda bulunabilecek olmanız. Sonrasında ise Mert'e uğradım, başladık CV'yi yazmaya. CV istediğim gibi oldu Mert'e yolladım, o da ilgili yerlere yolladı. Bu arada eşi de vardı ofisinde, sohbet muhabbet güzel geçti gün. Akşamınan bizi kahveye davet ettiler her zamanki gibi ve her zamanki gibi kahve içmeye gitmedik.
22/01/2009> Aysun gece yarısında şampanyayla yaşgünümü kutladı, çok hoş bir hediye almış. Çok ince bir kumaştan ısı yalıtımlı dar kuplu bir mont.
21/01/2009> Dün Mert'teydim, Miracle Otel'De Ahmet İllez Beyfendiyle görüştük. İzmir'li, son derece kaliteli ve çalışmak isteyeceğim kalitede bir adam. Beni Satış & Pazarlamaya daha uygun buldu. Kariyerimi oradan başlayarak planlamamın daha doğru olacağı konusunda ikna etti beni. Oradan çıkışta Kemer'e, eve bir uzandım. Hızlıca gittim geldim, yol boyunca da yazdığım bir cd'yi dinledim. Uzun zamandır Megane ile Kemer yolu yapmamıştım, iyi geldi gerçekten. Paspası ve halıyı eve bıraktım, biraz kıyafet aldım, Nihat'la biraz didiştim, seviyorum o deliyi, geldim.
21/01/2009> LD Çevre Müh. Odası Antalya Şb.'sini açtı, bir eğitimleri var LPG ile ilgili, benden bakarak olmamı istediği için odaya gidiyorum şu aralar.
20/01/2009> Şu anda LD evindeyim. Kendisi Litvanya'ya gitti (yoksa Letonya mı? Yok canım Litvanya?) eve baktım, arabayı alacağım, Çevre Mühendisleri Odasına geçeceğim buradan, C.tesi Pazar LPG eğitimleri var, odadaki kız deneyimsiz, benden bir el vermemi rica etti. Pazar günü Saklıkent'e gittik, fotoğrafları yüklüyorum, yakın bir zamanda bağlantısını veririm. Ahan da verdim!

GRID'i PS2 için bulamadım, şaşırdım. Sigarayı bırakmak tahminimden kolay oldu, madde bağımlılığı yok gibi bir şey. Korktuğum kadar yokmuş. Bir ara İzmir'e gideyim diyordum, iş görüşmesi falan derken kaldı. İki yeni site açtım, lakin içerik yok şu anda. Birisi Blogger birisi Wordpress'ten. Farkları yorum girilebilecek olması. Fikir dünyası sayfalarını oralara atacağım. Neden iki tane birden? İkisini de tanımıyorum, deşe deşe öğreneceğim. Bir S2000 gördüm, sahibinin telefonunu aldım görüştüm, aracı drift için modifiye etmiş, bayağı da etmiş hem, kırk sekiz bin tl istiyor, çok para tabii. Ama içim gitti.
14/01/2009> Nihat & Toggy'yi özlemiştim. Evime döndüm, evimi de özlemişim. Gece Nihat, ondan önce akşam da Toggy geldiler. Bu arada Aysun sigarayı bıraktı, ben de bıraktım bu durumda! :( Ev geldiğim gece NFS Undercover'ı bitirdim; tırışkaymış, açıkça ifade edeyim. GRID'i indireyim. :)
13/01/2009> Efendim yine uzunca bir süredir sizinle beraber olamadık. Bunun sebebi Kemer'e, evime bir süredir gitmiyor olmam. Dolayısıyla internet pek elimin altında değil. Aslında hayatımda önemli bir takım olaylar olmakla beraber hayatı akışına bırakmak gibi bir dönem bu ve ben ciddi derecede rahat ve iyi hissetmekteyim kendimi (e ne dedi ki şimdi bu çocuk?) Mert ile görüştük, iş konusunda ilerleme sağladık, önümüzdeki hafta daha bir belirli olacak herşey. LD ile Ankara'ya gittik. Pazar gecesi saat on iki gibi çıktık yola ve ertesi gece saat on buçuk gibi tekrar Lara'ya giriş yaptık. Toplamda bin km. civarında bir yolculuk oldu, aşağı yukarı 850 km.'sini ben sürdüm. Dönüşte Afyon'dan itibaren LD aldı, gerisinde ben sürdüm. Aracımız Megane idi, bir depodan az akaryakıt ile ortalamada 4.5 - 5 lt. / 100 km. tüketim ile şaşırtıcı bir ekonomi ile gittik geldik. Gece giderken ben sürdüğümden sabah LD'lere indiğimizde ben uyudum, saat on bir buçuk gibi kalktım ki o arada LD halletmiş işini, Armada alalımverelimmerkezinden aldım kendisini. Orada aa bir baktık: "GEO Dergisi Resim Sergisi Ay Yok mu Ayol Daha Gerisi" varmış! Baktık resimlere doyunca, hoş bir sürpriz idi.
08/01/2009> Dün gece Lusy geldi gece saat onda, onu aldık LD ile, sonrasında LD'ye geçtik. C. Eastwood'un Gran Torino adlı filmini izlerken LD uyudu kaldı, ben devam ettim, bitirdim yattım. Gece atmışım üzerimden yorganı sabah bir kalktım ki piuuu!!! İçim donmuş be!
07/01/2009> NFS Undercover'a sardım ve neredeyse bitirdim. Gece bir sıkıntı, daha çok aklıma takılan bir konu, sebebiyle sabah beşe kadar oturmamın da etkisi var tabii oyunda bu denli ilerlememe. 06/01/2009, Yeni Yıl LD'ye hediye aldım Tchibo'dan, gittim verdim, çantasından aynısını çıkarttı, kendisine aynısından almış. :) 'Ver hediyemi geri!' dedim, kendim kullanacağım. :) Hediyeyi almaya Shemall'a gittiğimde Genco'yu gördüm, sakalından mıdır nedir, yaşlı geldi bana; üzüldüm. Mert'e gittim, SNT'ye gittim. SNT beni kapıda karşıladı, hatta arabadan iner inmez: 'Bele bak, ipincecik ya!' diye iltifat bile etti; kendisiyle çok hoş bir sohbet ettik. Bir kaç önerim daha oldu, yönetişim, kalem, müzik gibi; özlemişim, ne de olsa eski elemanım. SNT'ye giderken, İstanbul İstanbul, Safisa İstanbul, Bilmem Ne Palas, işte ne haspamsa o oteli gördüm; gerçekten ilginçti. Dış kısmın altın varak olması ama arabesk olmaması, 'İşte bu rus!' dedirten bir estetik bir tarzı olması, gerçekten aklımda yer etti. Evi aradım yılbaşı hesabına, babam ile görüştük, 'Ben de endişeleniyordum.' dedi, neden dedim, 'Aramadı bu çocuk diye.' dedi, 'E' dedim, 'Siz arasaydınız!', neyse Şükran'ımla görüşemedim. Sonra da aramadı. Dört gündür kulaklarım çın çın çınlıyor, Allah hayırlara çıkarsın diyoruz. K Dergisi aldım, eşşeğim ben, ihmal ediyorum beni besleyecek şeyleri.
Nihahat uzun süre aramadı, sonra hergün aradı, sonra aramadı, sonra geldi! :) Özkan beni sağolsun, önce yılbaşı için davet etti, ertesinde de sabah aradı, uyuyordum; sonra aradığımda ise: 'Kalabalık bir aile masası vardı, özlemişsindir diye çağırmak için aramıştım.' dedi. Ne ince bir hareket! Yılımın Başı: Yeni yılı, Belit (bkz. sol kolon) ile Club Sera Otel'de geçirdik. Tabiidir ki özel günler kavramı hasarlı biri olarak sosyalleşemedim. Neyse fotoğraflara bakınız isterseniz.
Foto notu: o kadar içersen bu kadar maymun ederler işte!

Recent comments
12 weeks 5 days ago