Reply to comment

Yeni yıla yeni sayfa

Friendfeed'i herkese tavsiye ederiz! gidelim>

Günlük Sayfaları
en eskiden>
Günlük -3 / Günlük -2 / Hasat -1 / Hasat -2 / ,- / Günlük > bir öncekine 


10/05/201> Arabamın sağ ön tekerinde sorun vardı, sesten anlamıştım. Gittim bu gün sanayiye, size daha önce anlattığım adama. Meğer efendim, sağ ön tekerimin fren diski erimiş. Bu ciddi bir durummuş. Siparişi verdik, yarına gelecek, sabah saat onda orada olacak ve değiştirteceğim her iki fren diskini (çift değişiyormuş da). 

Coupling dedikleri kadar güzel bir diziymiş; bir yerlerden denk gelirseniz mutlaka izleyin.

İş giderek oturdu, dinlenebilmeye başladım.

Dişçimi buldum, gideceğim. Diştaşı + dolgular kontrol.

Program şu: 13'ünde gece elemanları dağıt > 14'ünde işlerini hallet, eşyalarını arabana koy ve göreceklerini gör; gece kal İzmir'inde > 15'inde motor direksiyon sınavına gir, öğleden sonra çık yola dön Antalya'ya. > Gece elemanlarını dağıt.

Az kaldı unutuyordum: bu gün çok güzel bir çanta aldım. Netbukum şığıyor ve kendisi sert kalıplı bir çanta; Toggy'ye de istediği çantamı verdim dolayısıyla.

Bir kaset halkın iradesini değiştirebilir mi? Ne oldu o çok sevilen halkın iradesine peki?

26'sından beri 414 TL. akaryakıt (ki mazot!) ve 2100 km. yapılmış. Höh be bilader!  

04/05/2007> Yoruldum bugün. Aslında yoruluyorum bir hafta on gündür iyiden iyiye. Öğlenleri dinlenme olayını da oturtamadığım için, daha doğrusu Beldibi'ne hala ikinci elemanı bulamadığımız için; bir süre daha yorulacağım anlaşılan. Bir iki gündür dükkanların ufak tefek ayrıntılarını hallettim. Kemer'de halledebildim hepsini Allah'tan, Antalya'ya gitmeme gerek kalmadı. 
    Bugün telefon başvurusunu da yaptıktan sonra; en sonunda arabamı yıkattırabildim. Sonrasında traş oldum. Ve Migros'a geçip Cecilia ile iş görüşmesi yaptım. Bu arada Galina da kendini tutamayıp ayakkabı almış. Cecilia gencecik, zenci, beş dil bilen bir hatun. Mozambik'li ve buralara okumaya gelmiş. İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Türkçe ve Portekizce biliyor bu gencecik yaşında. Cecilia'yı beklerken 5M Migros'ta, Turkcell ilegörüştüm HTC Touch 2 almak için, zira ben kredi kartı kullanan birisi değilim. On dakika sürdü telefon görüşmesi veben sinirlendim; Fikret adlı görevlinin bir dediği bir dediğini tutmadı. Neyse Cecilia ile olan görüşmemden sonra Galina'nın arkadaşını almaya alana gittik (Galina kim? Elemanlarımdan biri). Tabii ki yoruldum Antalya trafiğine girip çıkınca. 

    Bu bızdık (mat buraya foto koy) uyuşuk uyuşuk yatarken dükkanın önünde, ben o dükkana beyaz çorap almaya girdim. Çıkışta biraz sevmeyekalkmamla kendinden geçmesi bir oldu! :) Nihayetinde böyle pozlarını çektik kendisinin. 

02/05/2010> Bu gün Club Med Kemer'den çıkarken sincap gördüm. Yıllardır derdim bu Antalya'da, bir türlü göremedim şu sincabı diye, bu gün den geldik. Kıpır kıpır, ufacık, insana neşe veren bir hayvanmış sincap. Ben arabama giderken karşıdan karşıya geçmek istedi. Beni fark edince o ufacık ayaklarıyla panik içerisinde gerisin geriye döndü. Bir süre ağaca tırmanışını, yukarıdan pispis bana bakışını falan izledim. Kuyruğu beklediğimden ince olsa da doğa anayı bu yaratımından dolayı kutluyoruz! :)

01/05/2010> Club Med'in avantajlarından en sevdiğim tarafı iyi yemek yemeniz. Mesela geçenlerde bir parça pide aldım ve şaşırdım. Zira uzun zamandır, soğanı bu kadar az pide yemediğimizden olsa gerek, bu kadar et tatlı bir pide yemediğimizi fark ettim. :) Ayrıca burada kahve tek çeşit: Nespresso. dinamit gibi, fişek gibi, tokat gibi.
   Sanırım bir ev arkadaşım olacak: Aybike adında bir hanım kızımız (26, Ankara) LD evinde atıl kaspasiteyi değerlendirmiş olacağız böylelikle (Ankara, ama Eskişehir'de okuyor). geçen Cumartesi günü randevulaşmıştık ama beni ekmişti, bu defa randevumuza geldi (belki geçen sefer dolayısıyla işittiği azarın etkisi olmuştur :) evi gedi ve beğendi. Kendisi de Göynük tarafında çalışıyormuş (Le Chateau de Prestige Oteli). sanırım evi tutacak zira onun için iyi bir fiyat politikası güttüm. dubleks farkı yok, evi benimle paylaşacağı için ise yarı fiyat verecek (başka parantez açmak istemiyorum).
   Bazen Toggy'de kalıyorum, sohbet - muhabbet uyku tadında kısa ziyaretler oluyor, iyi de oluyor. Geçenlerde bir salata yapmış hatta Toggy, leziz ötesi idi.
   Dün gece Club Med Kemer dükkanını açtık. bu gün ilk müşteriler gelecek klübe. Beldibi şimdilik biraz zayıf, bu hafta üç yüz seksen kişi gelecek (çoluk çocuk dahil) (ay yine parantez oldu). Bir iyi elemana daha ihtiyacımız var, görüşmelerimiz devam ediyor. Kafamızdaki elemanı getirebilirsek çok iyi olacak, sezon boyu rahat edeceğiz.
   Sercan ve Fırat adındaki elemanlarım ile fransızca çalışıyoruz. Fırat bildiğinden telaffuz düzeltimi ve kelime haznesi, Sercan hiç bilmediğinden kelime yerine cümle temelli sistemde çalışıyoruz. Ben de ufak ufak deri terimlerini öğrenmekteyim.
   Kurtlarla Koşan Kadınlar adlı kitaba başladım, ilginç ve gerekli. Gerçi daha ilk elli sayfadayım ama yine de iyi bir kitap olduğu belli.
   Tropic thunder filmini izledim: len Bu Robert D. Junior ve Tom Cruise iyi oyuncular gerçekten. Film kötü değil, denk gelirseniz izleyin. 
   Arabamın sağ amortisörü patlak olmalı, bir ara baktıracağım.
   Batu ile konuştuk, pek bir sıkılmış oteli yetştiremediği için, ama bu defazona olmamış en azından. bir ara, Mayıs'ın ikinci haftası gibi Bora ile kaçmayı düşünmekteyiz.
   Sabah da evden çıkarken kapının kenarında köpek varmış
fark etmedim havvv!! dedi bir depara kalktım, o da benden beklemese olduğundan korkup depara kalktı
apartman bahçesini beraberce koşarak geçtik çok komik yanyana
  ikinizede yazık,beygir gibi koşuyoruz.
   Bahçe kapısından geçince o sağa ben sola açılarak koştuk güvenli mesafeye kadar gereksiz yere terledim sabah sabah

28/04/2010> Efendimm, artık çalışmaya başladım. Günlük programım şimdilik şu şeklide: her gün saat on iki de en geç, evden çıkacağım. Konyaalltı - Club Med Beldi (Beldibi), yarım saatten az sürüyor. Orada öğle yemeği yedikten sonra saat iki - iki buçuk gibi Club Med Palmiye'ye geçiyor ve akşam yemeğine, yani bu demek oluyor ki saat altı buçuğa doğru tekrar Beldi'ye geçiyorum. Zira Beldi'deki arkadaş şu aralar yalnız, dolayısıyla benim özellikle yemek saatlerinde ona destek vermem müşteriler ile temas kurmak anlamında faydalı oluyor. Sonrsında ise saat sekiz dokuz gibi tekrar Palmiye'ye geçiyorum ve dükkanı kapıyoruz. Galina adlı elemanımızı Kemer'e eve bırakıyor ve Konyaaltı'na evime dönüyorum. Bu aşağı yukarı her gün elli kilometre ve yirmi beş milyonluk motorin harcaması demek. 1 Mayıs'ta ise Club Med Kemer açılacak, orası ile Beldi'yi ben Palmiye'yi Ferit çekip çevirecek. , Bunun dışında tabiidir ki, daha ilk günlerimde olduğum için gözlem ve toplama aşamasındayım lakin iyi zaman geçireceğiz gibi şimdilik! :
   Bunun dışında arabamın kontrol panelinde yanan ışık için tamirciye gittim bu gün. İlk yerde adam bayağı bir uğraştı ve sorunun fren müşüründe olduğu ortaya çıktı. Onda olmadığı için orada yaptıramadım. Borcum ne kadar dediğimde, at bir şeyler, bir şey yapamadık sonuçta dedi. Ben uğraştığı ve sonuçta arızayı ortaya çıkardığı için bir beş lira kendisine, bir lira da Durali adındaki çırağına verdim. Bu arada Durali on altı yaşındaymış ama bana on iki bilemedin on üç yaşında gibi gelmişti;üzüldüm. 
   Sonrasında ise daha da ilginç bir durum oldu. Oradan sanayiye geçtim ve bir tur attıktan sonra Minta yedek parça dükkanına yaklaşırken iyi giyimli bir bey ban buyurunuz, yardımcı olayım dedi. Arabam için fren müşürü aradığımı söyledim. Bir bakalım, onun iki fren müşürü var dedi, bir kaç soru ile durumu öğrendi ve girdi pedalların altına. Uğraştı, çıkardı, yandaki Minta'ya geçti ve ben o an anladım onun yeri ile Minta farklı iki yer, meğer adam bana yardımcı oluyor! Neyse girdik Minta'ya, sordu parçayı aldı, Benimki ikili imiş ama orada dörtlü varmış, bakalım uyabilir zira diğer ikisi ABS için, bu arabada ABS yok dedi, tekrar girdi pedallara, taktı, çıkardı, denedi; en son arabadan çıktı ve bana izahat verdi. Madem bu şekilde Antalya'ya gitmek istemiyorsunuz fren lambası olmadan, bunun burasını kesip kısaltırsam olur, ne dersiniz dedi. Siz daha biliyorsunuz, ustasınız; olur diyorsanız olur; yapın dedim. Bitirdi. Yalnız sizin bir lambanız daha yanmıyor dedi konsoldaki uyarı ışığına bakıp. Dedim o önemli değil, frenlerinki oldu, benim için yeterli dedim. Bir dakika bir bakalım dedi ve arabanın farlarını kontrol edip sol park lambamı değiştirdi. Bu kadar uğraşıp, kendinden park lambaasını değiştirip beş lira istedi, ve ben söylemeden, beş liralık bir fiş kesin dedi. Çok şaşırdım gerçekten. Benim için çektiği eziyetin, taktığı lambanın bedeli beş liracık mı? Siz buranın patronu musunuz diye sordum artık. Evet dedi. Elimi uzattım, eli kirli olduğu için bileğini uzattı, öyle yaparlar ya. Elini tuttum, benim için onurdur diyerek kendisini kutladım. Evet hislerim budur, kendisine de söylediğim gibi Kemer için fersah fersah ötede bir anlayış.
   Akşam aklıma geldi; Sedat Bey'i aradım, kongrenin ses ışık salon, sahne işlerini yaptığımız bey efendiyi. Adrasan'daymış, onlara uğramak üzere sözleştik. Bir de Ayfer'i aradım, Çıralı'daki restoranı açmışlar; demek ki artık Çıralı'ya uğramaya başlayabiliriz. 
  Lusy Lusilla Vanilla Ankara'ya dönmüş anladığım kadarı ile, Toggy sorunca baktık Feysbükü'nden, yaşadığı sehir Ankara diyordu. Bunu garipsedim.
   Güneş gözlüğü almam lazım. Sanırım İzmir'e eşya almaya gittiğimde Motomax'tan bir motorcu gözlüğü alacağım.

Kitaplar bölümüne ekleme yapıldı. >

22/04/2010> Antalya’ya geldim; birkaç gün LD evindeyim. Arabayı yarın ya da öbür gün alacağız ve Ferit ile iki üç günlük sıkı çalışmadan sonra işe başlayacağım. Bu gün öğleden sonra Emrah’tan eve geçip dinlendim, uyudum biraz, sonrasında Spartacus, Fringe, birazdan Abbas Güçlü ile Genç Bakış’a bakar yatarım. Yarına ütü var, bir de spora başlayacağım; onu unutmamam lazım. Zira vücudum spor spor spor! diye bağırıyor.

Göz doktoruna gittik. Gittimiştik aslında, lakin damla sıkacağım demişti doktor bey, Bora'nın arabayı Bodrum'a götüreceğim diye sıktırmamıştım. Velhasıl gittik ve damla ile muayeneyi yaptırdık. Mesele şu imiş: normalde (ki ben normal değilim, biliyorsunuz :) insanın gözü düzeltme yaparmış. Ve fakat bu düzeltme yirmili yaşlarda zirvede, yirmi beş yaş gibi ise azalarak düşmede, benim yaşımda ise alt seviyelerde olurmuş. Oysa otuz beş yaşında biri olarak bende anormal bir düzeltme var. Damladan sonra sol 1,50 sağ 2,50 numara hipermetrop çıktı ölçümde. Doktor bey de işte bu noktada şaşırdı. Gözlerinizin bozukluğu normal, damla ile fazla çıkar zaten ama yine de düzeltmeniz yaşınıza göre fazlasıyla iyi dedi. Gözlük verdi fakat 0,50 - 0,75 verdi. Yani bildiğiniz dinlendirici. Takıp takmamakta tereddütte kaldım. Zira takarsam düzeltme tembelleşecek ve gözlüğe devredecek bu işi. Yani gözlüğü devamlı takmam gerekecek, ki ben motora başlama kararı vermiş birisi olarak gözlük takmak istemiyorum. Üstelik yaz geldi ve güneş gözlüğü takmayı tercih eden (aslında ışığa hassasiyet sebebiyle onu da takmam gerekiyor ama :) bakalım kararı vereceğiz.

Baran'ın sitesi için eklenmesi gereken beş yüz civarı fotoğrafı siteye yükledim ve lightbox sistemini etkinleştirdim. Gitmeden önce halletmeyi istediğim bir işti, ben üzerime düşeni yaptım; gerisini Boğaç yapacak; baktık olmadı şu an bir yandan da Dreamveawer kuruyorum, olmazsa ben yapayım gerekli yerleştirmeleri diye.

Ayıkla Fringe’in taşını!
(dizilere sardık da Fringe, Spartacus, Flash Forward, Pacific...)

19/04/2010> Akşam Esra Elif ben Boğaç balkona çıktık, Bacardi Raspberry (içinde meyveler) ve dev bir meyve salatası ile bir sohbet ettik ki sormayın.

Rainmeter ne de güzel! İsterseniz buradan bir bakabilirsiniz.

Neler oldu?

  • Mouse’um beyazdır amman! Mouse aldım benim netbuk için, iyi de oldu.
  • Esra ile dersimize çalıştık, yazılı sınava girdik. Arkamda altmış beş yaşlarında çok tatlı bir amca vardı Diyarbakırlı, yavaş yavaş sesli sesli okuyordu her soruyu: "Aşşş-şağııı-lar-daaa-kiler-deen..." diye diye. "Köy yerindeyim ben candarmalar idarevediyollaada, gencecik oğlanlar bir şey derse gücüme gider diye alayım şu ehliyeti artık dedim" dedi. :)
  • Annem fal baktı:
    • Kurt kafalı adam var, paranı verecek ama bu sene de iyiler, sana bir teklifte bulunacaklar ama sen elinin tersiyle iteceksin. sonrasında ise topu bir dikecekler ki ayar tutturamayacaklar.
    • Bir kız varmış güzel, gidince görecekmişim, ilk görüşte aşk
    • Sezon bitecek burnu güzel bir adam bana ciddi bir konuşma yapacak iş için (yani sonuç itibarı ile fala inanma falsız da kalma ama madem çıkıyor yazalım bari dedim:)
  • Motorum Yamaha YBR 125 olacak çok büyük ihtimalle, ufaktan başlayıp büyüteceğim hacmi ve motoru. Zaten ralli servis alanı ve Club Med'de olacağım için oranın yolu tam tecrübelik. 
  • Çarşamba Antalya’da olacağım. Diziler tedarik ettim bol bol gidiyorum diye, niyetim arabayla bir sorti yapmak eşyalar için ama bakalım.
  • Yazla ilgili olarak planlarım: yüzeceğim, koşacağım; romanımı bitireceğim niyetim bu. Bir de baranların seramiklerini pazarlama niyetim var.
  • Toggy’yi aradım, odan hazır dedi :) zaten bu yaz gece çalışıp gündüz izinli olacakmış. Ne de güzel denk geldi; tam isabet diyorum. Hatta düzeltmelerini yaparken bu metnin aradı, Monte Kemer yeniden açılmış, oraya gitmiş; benden bahsederlerken aradı, e bu sezon bol bol gideceğiz artık eski - yeni mekanımıza.
     

Geçen Hafta> Gelelim esas maceralı kısma: 
"Olanları anlatsam inanamazsınız! "

Cep telefonumu cuma günü kendi ellerimle yatırdım, gözlerimle gördüm, açılmadı. Bir sorun olduğunu tahmin etmiştim ama pazartesi çözerim diye bıraktım. Turkcell'i arasam bizde görünmüyor diyecekler dedim, ki öyle demişler yoksa açarlardı. Yarın bankayı bir arayıp işlem numarası ile falan çözülecek diyerek ve çıktım yola.

Bora ile aldığımız uçağı, belediye otobüsü şoförünün koca otobüsü benden şikayetçi olmak için alan karakola çekmesi ile kaçırdım göz göre göre. Adam bildiğin manyak çıktı. Oraya gittik, polisler kovdu nerdeyse şoförü karakoldan en sonunda. O derece değişik bir insandı. Sonuç olarak ve talebim üzerine savcıya haber verildi, ben şikayetçi oldum.

Bir saate yakın ifade verdim. Bir de o gün polis günüymüş, çaylar kekler sigaralar ikram ettiler Allah için çok iyi bir muamele gördüm. Velhasıl-ı kelam, şaka gibiydi yahu bildiğiniz.

Ne yaptım? Atladım otobüsle gittim Antalya’ya. Sinirimden yol boyu uyudum, yanımdaki yolcu nasıl becerdiyse artık, otobüs çukura girince kahvesini üzerime döktü, "Valla nasıl oldu ben de anlamadım?" dedi; sinirimden gülüyorum artık hatırladıkça!

Neyse indik efendim Antalya garajına. Anahtar sonuç itibarı ile alamamışız meğer. Len dedim (içimden) ben karakola düştüm yılmadım, uçağım kaçtı, otobüsle geldim; param yok, parayı yatıramadılar on günde; IBAN yollarım 23 hane derler; neler oldu, imanım gevredi ,ama geldim, geldim işte! E anahtarı alamadık! Afferin! E ben demedim mi, anahtarı alamadıysak gelme? Neden geldin? Ben arardım anahtar yoksa Ferit’i, Tolga’yı, Mert’i; düşmezdim bu duruma? Ruhum su topladı artık o an itibarı ile.

O anda: "Ben dedim on iki otobüsü ile dönüyorum." Takatım kalmamıştı artık, gece saat dokuz sokakta kaldık. Tepki şöyle oldu nitekim: Otele gidelim! E peki, atladık Migros’a gittik, Umut’u aradım, cepbank yaptık, sonuç itibarı ile gittik otele efendim biz. 

Sabah oldu kalktık. Ferit'le konuştuk, işi bitince beni arayacaktı, buluşma saati fiksleyecektik. Bu arada otelden check-out ettik, mal gibi dolanıyoruz Antalya'da neyse anahtarı bırakan Emrah'lar Kaş'tan gelecekler, onları bekliyoruz heykel atölyesinin önünde. Çantasından “dülülülüdüdüülü” bir ses geldi. Hatun “Allah Allah ?” dedi, çıkardı telefonu: "Aa! telefon kapandı! dedi. Dedim “Aç?”, “Açamam pin’i bilmiyorum” dedi. Dedim “Nasıl yav?” PIN'i iki defa girdi, yanlış dedim: "Allah’ın adını verdim dur girme bir daha kilitleyeceksin telefonu!" o anda artık Allah acıdı sanırım Emrah'lar geldiler apansız, hatun Emrah'ın telefondan evi aradı kartın kartını buldu puk2la açtık, Ferit aradı; buluştuk, gittik Kemer'e, personelle tanıştık. Ve de konuştuk anlaştık. Bu yaz Kemer'deyim sonuç olarak.

İyi hiç mi bir şey olmadı? Kelle yedim efendim... Ünlü bir kelleciymiş, o eski yerlerin tadı vardı. Masalarda bu tabak hazır, kelle gelene kadar maydanoza vuruyorsunuz; lezzet süper idi.  Sonrasında üç gün su içtim ama, değdi. 

Bu arada telefon ne yazık ki ancak İzmir'de açıldı, o kadar gecikti yani. Bora’cığım, canım benim sinir olup faturayı yatırmayı denemiş, borcu yoktur'u görünce üzerine Turkcell’i aramış. Ve fakat faks maks kar etmedi, açtıramadık işte, terslik ya!  Hem borcun yok dediler, hem de parayı ödememişsiniz diyerek hattı bir hafta geç açtılar... 

Bora'cık bunun dışında Eray'ın yatıramadığı paramı kendi üzerine alıp bana yollayarak da performansını arttırarak hayal kategorisindeki bir arkadaşımız oldu! :)

http://www.zefrank.com/youngmenowme/ 

CERN Hk.

01/04/2010> Bora ile Bodrum'dayız. O motorsiklet ile, ben araba ile arkadan onu takip ederek geldik. Eğitimler çok başarılı olmuş, özellikle bakışı ve viraj alışı çok doğru ve net hale gelmiş Bora efendinin.

Dün gece bir ara yemek yedik; muhteşem bir kokoreç, sonra da diğer ofisin bulunduğu Gümbet'e geçtik. Hem merkezde, hem de Gümbet'te eski yıllardan anılar doluştu zihnime. Zihnim eğlenceli anlar ile kadınları tutuyor; hatırladıklarım hep o yöndeydiler yani. :)

Bodrum bildiğiniz Bodrum, ırzına geçilmiş ama ruhunu teslim etmemiş. Her yerde ve her yönde kamyonetler oradan oraya gidiyor. Hummalı bir çalışma var her tarafta. Herkes otelini restoranını yerini yetiştirmeye çalışıyor. Yalnız Gümbet bir başka idi: her tarafını altyapı çalışmaları için kazmışlar ama ne kazmak! savaş sonrası Berlin gibi falandı.

Göz doktorunda bir şey bulamadık. Doktor bey gözüme bir de damla ile bakmamız gerektiğini, fakat Bodrum'a araçla gideceksem bunu döndükten sonra halletmemizin daha doğru olacağını söyledi. Bu arada doktorda göz tansiyonumu ölçen alet ilginçti: göze "püf" ederek ölçen bir cihaz! Önce bir üflüyor bildiğiniz, öyle ölçüyormuş meğerse.

Gözlerimin her ikisi de 0.25 hipermetrop, yaşıma göreçok iyiymiş; hoş mat cephesinde yeni bir şey yok, lisedeyken de öyleydiler! Yine de sağ gözdeki önce net, sonra odak kaybı sorunu ile ilgili bir bilgi yok.
 

29/03/2010> Şunlar oldu efendim: 
 

  • Ehliyet için gittik göz muayenesine Esra ile. Nisan'da sınav var.
     
  • Sağ ayağımın diz altında devamlı vuruyorum diye hep bir iz var + sağ elimi kullandığımda sakarlık ediyorum, yani sanırım benim sağ gözüm bozuldu; doktora gideceğim.
     
  • Eray parayı hala yollamadı. Azarlamaktan çekindiğim kadar hata yapmaktan çekinseydi insanlar, daha güzel bir yer olurdu dünya.
     
  • İş konusu gündeme geldi; gideceğim Antalya'ya önümüzdeki hafta bir görüşmeye. İzmir'de de bir şey var, Bora hiç kasma istersen bir aylık, istersen sezonluk gel çalış diye dünya güzeli bir teklifte bulundu. İki haftaya başlarım çalışmaya sanırım. E hadi bakalım! :)
  • Onun dışında Boğaç, Pia, dizi + film. 
  • Bora, Boğaç'ın aracılığı ile ileri sürüş dersini aldı. İlk gün göz muayenesi için gidemedim, ikinci gün yol sürüşü vardı, benlik bir şey yoktu, ilkine katılamadığıma üzüldüm. 

Bora - Baran - Batu - Boğaç / Ahu - Aysel - Aysun - Aynur, len len, n'ooluyo len? Tesadüf mü bu?

19/03/2010> Güzel bir gün oldu. Öncelikle Bora'larda temizlik olduğu için erkenden kalkıp doğrudan boyozcuya, oradan Baran'lara gittik. Bir güzel yedikten sonra Saint Joseph tayfasından Kunter, Yasin, Dönmez ile öğle yemeğine geçtik.
   Sonrasında Bora restoranına geçtik ve güneşe teslim ettik kendimizi. Bora'nın bir görüşmesi vardı onu bekledi ama ben serildim güneşin altına kedi gibi. Hatta bir ara mırıldanmam bile olası idi ama yan masada birilileri oturduğu için sessiz sessiz keyif aldım! :)
   İlginç bir an ise Bora'nın gelip: "Bilâder sen orta yaş gibi giyiniyorsun; hâlbuki genç tarzı sana yakışıyor, senin giyim tarzını değiştirelim!" demesiydi. Ben de kendisine: "tabii olur dedim, motor aldığımda bu değişikliği yapalım o halde" uyumluluğunu göstererek. Sonrasında bir süre içimden yahu biz zaten otuz beş yaşındayız, orta yaş gibi giyinmesi mi kalmış? Ben neden genç gibi giyineyim? Genç miyim yahu? gibi sorulara gark olmuşken Boğaç geldi. Bora'yı biraz daha bekledik, işi bitti ve geçtik Motomax'a. Bora bir indirimli mont aldı ki bin iki yüz liralık montu üç yüze aldı, Boğaç yazlık eldiven aldı; Bora eski montunu bana giydirdi çıktık yola. 

Peki, nereye gittik? Boğaç'ı neden çağırmıştık? Efendim Çeşmealtı'na, Metin Amca'nın (Bora'nın babası) mezarına gittik. Bu gün doğum günüymüş. Bora sabah söylemişti, ben de gelmek isterim demiştim. Yol güzel ve görece uzun olduğu için de Boğaç'ı da çağırmış idik.

Neyse denebilir ki ilk uzun yolumuz idi. Bir ara otobanda seyir ediyorduk, iki adet motor geldi ve hayli süratli geçtiler yanımızdan, Boğaç bir anda o kadar seri bir şekilde hızlandı ki şaşırdık! Bir anda iki yüz km. süratin üstüne çıktı! 

Giderken eski yoldan paşa paşa gittik lakin dönüşte otoyola girdik. Bacaklarım üşür demiştim, üşümediler. Sürat rahatsız etmedi, yalnız ilginçtir apış aram üşüdü. Onu da içimdeki atkıyı bacaklarımın arasına koyarak hallettik. Bir ara yüz seksene kadar çıkmışız ki bu Bora'nın motoru için iyi bir değer. Peki, bundan ne öğrendik? Uygun donanımla korkacak bir şey yok. Mont sebebi ile üstümde hiçbir sorun yaşamadım ve fakat korunmayan nokta neresi ise oradan rahatsızlık duyuyorsun.
   Aynı zamanda eğitimin farkı çok net, Bora tek derste aldıkları ile eskisinden çok daha rahat ve doğru kullanıyor.
   Güneşlenirken Eray’ı aradım. Kongreden alacağım vardı onu sordum. Meğerse o yarın İzmir’e geliyormuş, hem de Bora’nın restorana. Yarın konuşalım; Pazartesi yatırayım dedi. 

Bu haftanın güzel lafları:
Sevgili günlük tavşan olmak çok zor. Şaka la şaka iki zıplıyosun oluyo. (tşk. Esra)
Zara'nın neresinden dönülse kardır.
Pi'yi üç alanlar bildiğin şerefsiz, ulan bize gelişi 3.12 zaten be!

18/03/2010> Eve gidecektim ama akşam Esra geldi restorana, onunla Elif'e geçtik, onlar Seks-i Memnu'daki bihter ölçeğiyle şiddetli olayları izlediler; ben net üzerinden son güzel meşguliyetimle ilgilendim.
   Bora ile Bodrum'a gitmeye karar verdik bir kaç günlüğüne, ona ofisi kurmasında yardımcı olacağım; ilk uçak inmeden döneceğim. Belki de Fethiye'ye uğrarım.
   Şimdi motora ufaktan başlayacağım, almayı düşündüğüm motor Yamaha YBR 250, yada 125, aşağıda resmi var. Maliyet ve ufak hacimli - hafif motorla başlamak daha iyi; yaz sonunda satıp bir büyüğünü kışın, yani motorlar ucuzladığında almayı düşünüyorum. Kış vakti, motoru büyütmek ile birlikte dövme konusu da gündeme gelecek. Yıllardır aklımda olan ve istediğim bir güzelliktir dövme, velakin daha kışa kadar karar vermeyeceğime karar verdim! :)

17/03/2010> Bu gün Esra ile (Bora Eşi) gittik motor ehliyeti için kursa yazıldık. Toplamda dört yüz gibi bir rakama mal olacak; bu gün yüz ellisini verdik. 

15/03/2010> Akşam bindim gece saat on gibi otobüse Alsancak'tan. Kartı okuttum, okutmamla bir alkış kıyamet; dedim n'ooluyo? 
   Neyse sonrasında hemen bir müzik sesi, arkasından bir kısa alkış daha ve tüm otobüs başladı şarkı söylemeye. 
   Körüklü otobüsün ortasında bir flüt, bir saz, bir gitar. Vur patlasın çal oynasın; istekler, alkışlar, neşe kıyamet!
   Videolarını çektim, grubun adını sordum. Cevap pek komik idi. Grup 169 (otobüsün hat numarası 169 idi)!

14/03/2010> Eve gideyim dedim, uğradım Boğaçlara, Boğaç'ta kaldım, film koyar koymaz uyuduk! :)

13/03/2010> Dün Bora ve Boğaç ile Narlıdere'ye, motor kursuna gittik. Narlıdere'de pazarın kurulduğu yeri bulduk uygun bir yer ararken. Video çektim bir kaç adet.


   Sonrasında Sahil Evleri'ne gidip bir çay içtik, hatta bir ara Serdare geldi.
   Sonrasında ise Bora'ların restoranda takıldık; gece seansına ise Shutter Island'a gittik.
   Shutter Island bir Scorsese filmi, alışık olduğumuzdan birazdaha düşük tempolu ama izleyin derim. 
   Bir hanım kızımız var, Antalya'da tanıştık. Mesincırdan yazışırken bir sessizlik oldu; bahçelerine kamyon girmişti, evleri sallanmıştı. Dün ise yine muhabbet ederken mesincır üzerinden, bu defa da aileden birisi ile ilgili bir sağlık sorunu oldu. Nasıl yorumlanır ki bu? :) 

12/03/2010> Turhan Selçuk vefat etti; ilgili sayfa burada.
08/03/2010> Efendim kongre bitti.
   Son gün içtim sarhoş oldum, ertesi gün yine üzüldüm. Mesela dolmakalemi hediye ettim ekibimden birine. Ben bu içkiyi tamamen çıkartayım hayatımdan. zaten çok çok azalttım; iyice çıkarayım gitsin en iyisi.
   Kongre nasıl geçti? İyi geçti. Kıvanç Bey (patron) benden çok etkilenmiş, Çağla söyledi. Açıkçası kongreyi ben kurtardım diyebilirim.
   Kongreden kazanımlarım: iyi para, Sedat Bey'ler (A&A Organizasyon), Kıvanç Bey, bir kez daha ekip yönetmiş olmak, LD evine geliş, eşyaları alış, Sebgi ile görüşme, SNT ile görüşme, kongre çantaları ve promosyon kalem seti. Belitiçimkıztopkek'in evinin etrafında dolanırken (ne yapayım A&A organizasyon oradaydı! :) kendime direnebilmek; o günleri gülümseme ile hatırlamayı başarabildiğimi görmek. Biraz da endişe duydum ama olacak artık o kadar! :)
   Araba ile ... km. yol yapmışım kongre boyunca. ... TL. ara harcamışım.
   Son gün malzemeleri sökerken Sedat Bey bir Kıbrıs işi var diye bahsetti; hatta beni de çağırmak istediğini söyledi; olabilir diye anlaştık birden. Gider miyim? Giderim.
   Bunun dışında bugün LD evine geldim son alan transferimden sonra. Komşuları ile denk geldim eve girerken, adam sigara içmeye çıkmış balkona denk geldik. İyi de oldu zira ben LD'nin selamını ve mesajını iletememiştim onlara; adamın da cebini not etmediğim için kızıyordum kendime. Gönlüme göre oldu işte.
   Çamaşırlarımı yıkadım, anneme bırakmak istemedim kokan çorapları. :)
   Yarın kargoya veririm eşyaları. Ya akşam - gece; yada yarın sabah atlar uçağa geçerim İzmir'e.
   İzmir dönüşünde Boğaç gelmiş olacak eşyaları ile; onun evini kurarız; Bora Tunus'tan geldi bu gün. Dolayısıyla İzmir'de yoğun bir gündem olacak! :) Motor kullanmayı öğrenmeye başlayacağım Boğaç'tan, en çok ona seviniyorum; bir de köpeği gelecek; ona da seviniyorum ben. Motoru da yaza doğru alırım.
   Kongre sonrası yorgunluğu bu gün çıktı, saat oldu üç ama ben uyuyamıyorum. Çok yorgun olunca böyle oluyor. 

04/03/2010> Efendim kongrenin ilk gününü atlattık; zor kısmı bitti. Bu günden itibaren daha az yorulacağız, daha doğrusu keyifli kısmına geçmiş bulunmaktayız. 
   Dün akşam dayanamadım; gittim on liraya satılan gömleklerden üç tane aldım. Bir tane de pantolon aldım ki o da on lira; şaka gibi. Ha bu arada bir de kravat aldım ki o da beş lira. Yani üç gömlek bir pantol bir kravat etti mi toplamda sana kırk beş lira? Para değil. Kongre için çanta taşımaktan daha ucuza geldi neredeyse! Kongre bitiminde atsam yeridir. Neyse ben hala inanamıyorum ama gömlekler pantolon elimde sonuç itibarı ile. İlk kez böyle bir alışveriş yaptım; du bakali n’olcek?
   Benim netbook iki saatte bir kapanmaya başladı Win7 açık iken. Dönüşte fırsat bu fırsat deyip bir pardus + win7 kurarım artık. 
   Kongrenin ilk günü çok yorucu idi; her kongrenin ilk günü gibi. Sabah beş gibi yattım, yedi buçuk gibi kalktım. Ertesi gün sabah sinirli ve yorgun idim; öğleye doğru ilave bir eleman gelmesi ile stand alanını ona devrettim ve bu değişiklik beni çok rahatlatarak yardımcı oldu. Bu gelişme üzerine ben de Vatan Lara Şubesi’ne giderek üç monitör, bir Compaq dizüstü, iki adet vga çoklayıcı, on beş metre vga kablo, Epson için kartuş aldım otelin teknik şefi ile gidip. 

27/02/2010> Bu gün firmaların logoları ve AA Ajans anlaşmasını çözdüm öğlene kadar, sonrasında AA Ajans'a gittim, WOW İstanbul grup satış - İzmir Tur - Eray ile telefon ve e-posta trafiği kurduk, soru(n)ları çözdüm; akabinde AA ile tasarımları kararlaştırtık ve Eray'ın revize ettiği konuları son haline getirdik.
   Bu arada dün Lüsilla'yı aradım, mermer ihracatı konusunda bir teklif vardı; ve lakin telefonunu açmadı. Beni bir daha aramamasını ben söyledim de, ben arayınca açma dememiştim ki? :) Bulacağız başka mermerci bu durumda.
   Dün bir patisöri bulmuştuk, bu gün onların önünden geçerken indim dedim ki: "Biz Kemer'de yer tutalımi beraber açalım siz yapın beraber kazanalım?" Olmazmış, bu iş el ayarıymış, yanında çalışan dördüncü kişiymiş mesela, anca onunla tutmuş. Yani o iş öyle olmazmış, biz açalım, onlar Lara'dan gönderirmiş.
   Akşam ise Ferit'lere geçtim. Bir kızı olmuş ki Allah nazarlardan saklasın kendisini.
   Bir ufak altıncık alayım dedim, bakına bakına giderken kayboldum bir kere, güç bela Laura'yı buldum. Bu arada Antalya'da yada en azından Lara'da kuyumcu yok. Dedim yeter, altınsız olsun, gideyim Ferit'e. Yalnız bu arada Ferit'ler taşınmışlar; Aysun'un eski evinin ötesinde imiş bana söylemediler onu, ben eski evleri gibi gittim. Telefonda BİM'i geç, Genpa gelecek, oradan dön falan dediler. Ulan bu Antalya'nın her yeri BİM Genpa, ben aynı dizilimle buldum yanlış yerde de onları, gittim Kır Cami'ye. En son Ferit Aysun'un evinin orada dedi de öyle anlaştık.
   Evleri çok ama çok güzel, giriş falan pek lüks ve pek leziz, ev çok hoş, dışında çocuk oyun parkından havuzuna kadar mevcut, içi, kapıları planı ala; ve altı yüz lira kirası var; bildiğiniz bedava.
   Ferit'lerde Zecharia Sitchin 12. Gezegen kitabı varmış, ki dün konuştuk EmraHeykel ile, ilginç bir kesişme idi. Aradım Emrah'ı dedim kitap eski ama satışı varmış, o da alacak yarın. belki de ben alıp hediye ederim unutmazsam.
   PS3'ü ile dizüstünü kablosuzdan anlaştırdık, bir kaç elektronik soruları vardı onları hallettik. Kahve muhabbet sohbet. 

26/02/2010> Neler oldu? AA Ajans ile görüşmeler devam ediyor, hatta çalışmaya başladık.
   LD evine gittim, evi bir kolaçan ettim önce; sonra bir takım eşyalarımı alırken, kapı çaldı. Açtım aşağının kapısını, uzandım duafona cevap yok. Dedim yanlış herhalde. Derken bir iki dakika sonra bir daha. Sinirlendim indim aşağıya. Baktım altmış yaşlarında bir çift mühendi bey diyorlar. Dedim yok o, haziranda gelecek. Dediler ama çatılar sızdırıyor, müteahhiti çağıracağız. Dedim LD gelecek dertler bitecek. Merak buyurmayınız. Dediler bizde sevindik mühendis bey geldi diye. Derken adam dedi Galatasaray maçı var. Kadın dedi bu mühim; aralarında tartışa didişe gittiler...
   Ha bir de buzdolabının buzluğunda buzlar erimiş su olmuş onları tahliye ederken geldi bu çift; gittiklerinde su tahliyesi için buzlukta bıraktığım bezler donmuş...
   Bu gün giderken araçla AA Ajans'a, adamın biri, yolda gidiyorum. "Arabayı üstüne aldın mı?" dedi? Ve yürümeye devam etti. Dedim nasıl? Arabayı sağa çektim korna çaldım geldi, dedim "Buyurun?" yav dedi ben dedi bu arabayı sattım dedi, almadılardı üstlerine dedi ama zaten lastikleri de değiştirmişler dedi. Ben zaten cumaya gidiyordum dedi bitirdi! :) Baktım adam benim fersah fersah ötemde, çıkardım ruhsatı, onu gördü rahatladı. E ne diyeyim? Allah kabul etsin. Zaten beni bulurlar hep :)
   Sonrasında Genco'yu aradım, cebi kapalı; şirketi aradım yemeğe çıkmış oturdum bir mesaj döşendim. İsmimi bırakmaya çalışırken Mustafa Asım Temel dedim, hanım kişi Mustafa Altın Kemer değil mi dedi! :)
   Oradan geçtim Mert'e, gel demişti ama çıkmış, bir kahve, bir su, biraz mail derken Mert geldi, sarıldık öpüştük. Sonra misafiri geldi görüşmeye ben kalktım.  
   Oradan gittim Genco'ya, Genco beni görünce haaa sen miydin yahu dedi. Bana da altın kemer falan dediler boksör sandım dedi! :) Neyse Genco sarmış akvaryuma, çeşit çeşit balık. Biraz dertleştik, sonrasında ayrıldım oradan.

25/02/2010> İlginç bir şey oldu, gittim AA Ajans ile görüşmeye, pek bir seviştik, İzmir'li imişler; bu arada akşam EmraHeykel on beş bin adet damla rozet yaptıracakmış, onlara kaydırdım; kısmet kısmetki ne kısmet...
     Toggy ile görüştük, meğer onda Erkan Oğur cd'lerim var imiş. Bir sevindim bir sevindim benim Erkan Oğur cd'lerim var diye; pek güzel oldu bu. Bir de ona bıraktığım Lowepro çantamı getirmiş, ona bırakmıştım; iyi de oldu getirdiği. 
   Akşam yağmurda yürür iken sen bir hızlan yağmur; ne ıslandım ne ıslandım. Hatta telefonum bozulacak sandım, o derece. Yine de yağmurda yürümek güzel bir şey. 
   Askerler gidiyormuş habire dat-dat dıt-dıt, ara gazı vermeler; ne gürültü Yarabbim. Otel de ana cadde üstünde...



Bu ülkede hem de iktidara yakın diye eleştirilen Anayasa Mahkemesi Başkanı şunu dedi: "Kendi yandaşlarına, inancına ya da ideolojisine daha iyi servis yapabilmek için yargı bağımsızlığının arkasına saklanmak, hukuk ahlakının kabul etmeyeceği bir büyük onursuzluktur. Devlet gücünü kullanan kim olursa olsun, hukuk dışına çıktığında hesap vermek zorunda olduğunu bilmelidir. Bu güç, hukuk dışına çıkılarak toplumu hizaya getirme aracı olarak kullanılamaz. Kamu gücünün emanet edildiği görevliler, bunu kullanarak toplumu tehdit etme, korkutma, sindirme hakkına sahip değildir. Yargı yetkisini kullananların adil yargılama yaptığını, tarafsız kaldığını ve herkesin güvencesi olduğunu topluma hissettirme borcu vardır. Zaten yargı bağımsızlığı da bunun için değil midir?''



Uzun lafın kısası: 2. Dünya savaşında askerin psikolojisini kimse umursamıyordu ve o adamlar savaştan sonra topluma tamamen entegre olup bir de Amerika'ya müthiş bir 50'ler yaşattılar. Vietnam savaşından sonra bir asker psikolojisi keşfedildi ve orduda patates soyan adamlar bile kabuslarla uyanmaya falan başladılar.... Odun olmak, ilgisiz olmak kötü ama çok hassas olmak da iyi bir çözüm değil... 


22/02/2009> Bu Çarşamba geçiyorum Antalya'ya, kalırım artık kongreye kadar. Bu da demek oluyor ki, ayın sekizine dokuzuna kadar kalırım orada.
   Kongrenin işleri derseniz karışık ama çözülecek her zaman olduğu gibi son dakika.
   Boğaç'a ev bulduk. İki Kahramanlar'da, bir Alsancak'ta, Kıbrıs Şehitleri arka sokağında 2+1 beşyüz altı yüz civarı ev dolu. Millet kırılıyor resmen. Ev tutacağız deyince emlakçının gözleri parladı gerisini siz düşünün artık.
   Saçları askerdeki kadar kısa kestirdim, pek rfahat oldular.
   Bir kız varmış görmüş beğenmiş dedim istemem pek latif lakin pek dertli bir yapı kadın dediğin. Bunu aracı olarak ileten hanım kızımız ise: "Aa olmaz ama kadınsız hayat çekilir mi?" dedi, ben de "Misler gibi oluyor, zaten sizini bütün dayanağınız bu kadınsız olmaz önermeniz ama yemezler!" dedim. Pek üzüldü! :)
   İki üç gün önce de bir başka arkadaşım: "Bilader fbody ister misin?" diye sorduydu, kısmet zorluyor bakalım! :)
14/02/2010>
 Eski kokoreççimi buldum. Bana kıyak geçip içini duble koydu!
   Yiyerek gidiyorum Bora’lara; son lokmayı attım ağzıma, biliyorsunuz son lokma büyük olur hep. İşte tam o sırada bir kedi gördüm. Sol ön ayağı sakat, yemek arıyor. Bir üzüldüm o son lokmayı ağzıma attığıma. Sanki dubleyi onun hakkı için almışım gibi geldi bir an. Baktım kağıdın içine, yahu bir tane parçada mı kalmaz? Bir an düşündüm; ağzımdakinin vereyim dedim ona çekinerek, yemez diye. Ama verdim, ama yedi. Hem de öyle yedi ki, o kadar açmış ki; onun hakkıymış…
    Baran’ın arkadaşı Boğaç; kafamın uyacağı bir yapısı var. İzmir’e taşınıyor ve biz Baran vasıtası ile tanıştık. Kendisinde ununu eleyip eleğini duvara asmış bir adam tadı var; ki öyleymiş konuştukça altı yüz beygirlik arabadan tutun da bir Daimler’i, bir motoru, bir altı yüz beygirlik Rover’ı, müzisyenliği, keyfine araba toplayıcığı, web tasarımı konusunda on yıl geride kalmış başarısı, ödülü ile yine arasan bulunmaz bir adam buldum yani!
   Kongre gidiyor ama du bakali n’olcek?

11/02/2010> Antalya'ya gidildi bir günlüğüne, gittik geldik. Yorulduk pek bir. WOW Topkapı ve Kremlin'e baktık, kongre orada olacak zira. Kremlin çok eskimiş, Topkapı daha geçen sene yenilenmiş.
   Sebgi Burgucu ile görüştük. Ona bir kahvesözüm var idi. Kahvemizi içtik, sohbetimizi ettik; iyi de oldu, özlemişim kendisini. Allah herkese böyle deliyi nasip etmez! :) İşindeki başarıları pek sevindirici vehızlı olmuşbSevgiBurgucu'nun. Oradan Emrah'a uğradık, heykel atölyesine. Sohbet muhabbet derken akşam dokuz uçağı ile döndük efendim İzmir'imize. 

07/02/2010> Kerem Künkçü geldi bizde kaldı bir gece, evliliğini boşanmasını anlattı anneme, annem ben Kerem sabaha kadar oturduk. 
   Kongre işi büyüdü, Sağlık Bakanlığı sayfasında adımız telefonumuz yer aldı. Bu arada kongreye az kaldı, hadi bakalım.
   Fırat aradı Bora resto La Marmite'de buluştuk, oradan Tike'ye gittik. Tike'yi hepinize tavsiye ediyoruz efendim. 
   Pazar Bora'lara gittim, yemek yapıyoruz hatta şu anda. 
Ovv! Dil balığı yanına ıspanak denedik, süper oldu. Kalamar tahminlerin ötesinde güzel çıktı, yanına da aldık mı Tuborg! :)

03/02/2010> Değerli izlekler uzun bir aradan sonrasında tekrar beraberiz. Peki bu uzun arada neler oldu?

  • Öncelikle Borali'nin TV pek bir güzel çıktı. Ben de artık LCD TV gereksiz ve pahalı dönemini kapadım. Günümüzde harcanan para ile alınan cihazlar iyidir diyorum, hatta bende alacağım, gaza geldim. :)
  • SanalFaaliyet adında bir sistem düşündüm ve sitesini yaptım, hatta test amaçlı yükledim siteme. Kongre bitiminde çalışmalarına başlamaya ve ürün olarak satmaya niyetliyim.
  • Kongre demişken, kendisi yeni işim. Mart ayında Antalya'da düzenleyeceğiz. Çalışmalarına başladık. Pazartesi dahil oldum kadroya, ki şu anda henüz çok başındayız. Yapacak çok iş var. Yorulacağız, ama güzel olacak. Böyle bir meydan okumaya cevap vermeyeli uzunca bir süre olmuştu, hoşuma gitmiyor değil. :)
  • Kongreden alacağım kaynak ile Nihat'lara karşı iyi bir avukat tutarak önce sigorta, sonrasında ödemedikleri param ve her iki davayı kazandıktan sonra da kişisel tazminat davası açacağım.
  • Bunun dışında efendim, motor ehliyeti almaya karar verdim, sanırım mart ayında sınava girecek ve ehliyetimi alacağım. Sonrasında bir motor alacak ve bahara motor ile gireceğim. Bunun için bir arada İstanbul'a gidip iki günde Honda Motosiklet Eğitim Merkezinde kurs almak istiyorum. 
  • Baran'ların ofisteki arkadaşımız Pelin Amerika seyahatine çıktı ve ofiste bir elemana ihtiyaç duydular, ben devreye girdim ve destek verdim. Ta ki bu pazartesiye kadar, kongre başladı, ona ağırlık verdim. 
  • Bir de bir noktada daha karar aldım, web tasarımına gireceğim. Bunun sebebi şu: kongre işi için Misyon adında bir ajansa gittim, sitemizi onlar yapmış. Ukala bir patronu vardı, ki ben daha ukalayım, kapışıverdik tabiidir ki! :) Dedim ki içimden: “Ulan, bu adamlar bu işten bu sonuçlarla para kazanıyorsa, ben eşşeğim yapmam diye bok atarak!”
  • Geçen hafta Bora'nın restoranda SJ 93 grubu olarak toparlandık, yemek yedik. Ortam ve yemekler çok leziz idi. 
  • Kerem Künkçü geliyor. Kim o derseniz, kendisi Fransa'da yaşayan bir arkadaşımız kolejden. Oralarda tırmaladı durdu yıllarca, evlendi boşandı, hatta bir ara tüm dünyada ünlü olan bir şarkıya prodüktörlük bile yaptı. Ne enteresan arkadaşlarım var değil mi? :) İşte bu adam beni aradı Birkaç defa, en sonunda görüştük (benim telefon açmama gibi aptalca bir huyum var da), İzmir'de olduğuma pek sevindi, zira beni Antalya'da görmeye niyetinden araba kiralamış! Beraber İzmir'de gezmeye karar verdik biz de.
  • Dexter, Dexter, Dexter; ne de güzel diziymiş! Takıldım izliyorum, ilk sezonu bitirdim.
  • Yarına toplantı var kongre için. Bu gün normalde Antalya'ya gidecektik rezervasyon sorumlusu ile, uçak rötar verdi önce üç saat kadar, sonra da biz iptal ettik. Kötü oldu, gitmemiz lazımdı ve fakat du bakalım n'olcek (Aziz Nesin'in kulakları çınlasın)?
  • Friendfeed pek güzel pek hoş, arayıp da bulamayacağım birçok kaynak okuyorum ve FF'in bu huyunu çok seviyorum

You may have a fresh start any moment you choose,

for this thing that we call "failure" is not the falling down, but the staying down.


Burgery Fried Donalds olsun. Burger King'den olsun, patates Mc Donald's dan, Hot Wings sakallı amcadan olsun tam olsun. Canım çekti be.

Farklı bir ajanda için İllallah! http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Book.asp?ID=2116

20/01/2010> Efendim, bugün gittik Bora’ya LCD tv aldık. Kendisi uzun bir süredir (yaklaşık iki yıldır desek yeridir) almak isterdi; ben tutardım. Bekle, HD yok ortalarda, ne gerek var o kadar parayı kullanmayacağın bir şey için harcamaya, HD yayılınca alırsın, hem o arada ucuzlar diyordum ki o gün geldi. 42” bir LG aldık, yaklaşık olarak iki iki yüz elli TL. karşılığı. Full HD, 100 Hz. Bir tv. Bu arada bizim aldığımız 22” Full HD tv’yi biz ne ucuza almışız!

Sonrasında Baran’a geçtim tekrar, Windows’umu kurtardım. Nasıl yaptığım da ilginçti. Ubuntu’nun irc sohbet odası varmış, oradan yardım aradım ve buldum. Yıllar sonra irc’ye girmiş oldum bu sayede. Bir adam, yaklaşık olarak iki buçuk saat benimle uğraştı, yönlendirdi ve sorunumu çözdü. Diyaloğumuzu buradan görebilirsiniz.

19/01/2010>Atladık Best Buy’a gittik Bora ile. TV bakalım dedi. Gittik baktık yakında alır bu adam, bak demedi demeyin! Alınacak tv LG yada Philips gördüğüme göre. Ki ben Philips alırdım, daha güvenilir ve daha estetik buluyorum. 
  Dönüşte eve geçtim; sonrasında Çağdaş’lara gittik, anneanne, teyzeler cümbür cemaat kısacası yemek yedik. Orada Çağdaş’ın aldığı lcd’yi gördüm, 32” korkarım; Bora’nın evine 42” alırsak büyük gelir ama du bakalım. 

Ubuntu’da bir hata yaptım, Windows uçtu. Sanırım veri duruyor ama ben ulaşılabilir olmaktan çıkardım sanırım. Bakacaktım ama Baran’a geç gittim, Bora ile de erken çıktık, bakamadım. Bora'ya tv, bakmaya gittik.

14/01/2010> Ne ilginçmiş! TÜMATA, müzikle tedavi. Bir bakınız bakalım.
Yahşi Batı'ya gitmeseniz de olur, zorlama küfürler var. 

11/01/2010>  Kayıp Sembol bitti, ilgili sayfa burada.
   Lokma sadece izmir’de varmış. Annem söyledi dün. Sokakta dağıtma olayı bir tek bizim buralarda varmış. Bu arada İzmir lokmasının tadı da farklıymış. Yaşasın İzmir! :)
      Bir CIA Tarihi, Küllerin Mirası kitabına başladım. İlginç gidiyor bakalım.
   Tunca ile sokakta karşılaştık. Bizim evin dibinde denecek kadar yakında oturuyormuş. Görüşeli diyerek telefonlarımızı aldık. Aradım hatta biraz önce sabahları beraber koşalım diye, ulaşamadım mesaj bıraktım.
     Turkcell’i aradım, sms paketim, haftada iki gün ücretsiz hizmetlerim sebebiyle onar liradan ayda yirmi lira fazladan para ödüyormuşum, artı olarak iki yüz kırk dakika paketim varmış ki gereksiz fazla ona da elli dokuz lira veriyormuşuz; indik bir alt pakete yirmi dokuz liralık yüz yirmi dakika paketine. Yani tahminlerime göre her ay bir otuz kırk lira fazladan para ödüyormuşuz efendim haybeye. Bu da size ders olsun, siz de gerekli ise bir gözden geçirin bu işi efendim!

04/01/2010> Bora'ya uğradım, Dan Brown'ın son kitabı Kayıp Sembol'ü aldık, bir de ben fark ettim Scriks kalemler vardı, aldık boraya bir çift. Pek para da değilmiş, elli lira civarındalar ama pek güzeller. Bora rahmetli babasının hediyesi olan bir kalem kullanıyordu, dedim yapma anıdır, kalsın. o da tuttu sözümü ama kalem de lazımdı, bu gün çözdük güzelce işte. 

01/01/2010> Kuş geldi bir tane otururken kondu pencerenin pervazına, kaçmadığı gibi gözünü dikti gözüme, dedim ne olmakta? Kaçmak falan yok, yemek istiyor paşam! :) Verdim ekmeği ufalayıp, neredeyse yiyecek elimden. Nasıl da acıkmış? Saçaktakileri bitirdi, yerken yere dökülenleri de ayrıca yedi. Kuş ne güzel bir şey! Yumuşacık, ürkek...

31/12/2009> Eve gidiyordum. İndim otobüsten. Yürüyorum. Bir kadın baktı sola, ben de baktım. Genç bir çocuk, on beş on altı yaşlarında, yerden kalktı; meğer ise düşmüş. Kimbilir belki de yerde yatıyordu. Ben yanına geldiğimde koşarak köprüye doğru gitti.

Bir de baktım köprünün sonunda bir kız. Bu tir işlerde köprünün sonunda hep bir kız olur zaten. Ama o köprünün sonu hikayeye göre ya mutlu sonla biter yada kötü sonla ama du bakali n'olcek derler Anadolu'da.

Bu arada ben de geçiyorum köprüden, kız yürür iken oğlan yakaladı bunu koşarak, oğlan da dev gibi bir şey, basketçi desen olur, o kadar iri, tuttu kavradı kızı, kesti yerden, kaptığı gibi gittiler köprünün başına yine, oturttu kızcağızı yandaki alçak duvarın üzerine dikildi zebani gib tepesine.

Dayanamadım, döndüm geriye, yanlarına. "Nesin, kimsin bilmiyorum ama yanlış yapıyorsun. Kimseye böyle davranmaya hakkın yok" dedim. "Şimdi gidin, sonra telefonla halledersiniz, pişman olacağınız bir şeyler yapıyorsunuz". Çocuk, bana bir baktı, devam ettim, "Vurmayacaksın ve küfretmeyeceksin tamam mı, söz ver bana?" çocuk: "Abi, bildiğin gibi değil!" deyip ağlamaya başladı! Bir kötü oldum ki, kendi hallerim düştü aklıma belki de ondan, kız çocuğuna bir baktım dedim, neredeyse gülecek oğlanın haline...

Dayanamadım, gittim yanına oğlanın, sıktım omuzunu, dedim "Takma, hepimize oldu" falan gibi bir şeyler mırıldandım anlamsız kalacağını bile bile. Elimi koydum omuzuna, yapabileceğim tek şey buydu.

İşte yılın son günü böyle idi. 

Sonrasında bizim evde anneannem, teyzelerim Huriş, Nuran, yeğenim (Nuran'ın oğlu) ve eşi ile tabu oynamalı hoş bir yılbaşı gecesi geçirdik. Özellikle tabu kısmı kahkahalara sevk etti bizi bolca. :) 

29/12/2009> Muhasebe Sanatı

28/12/2009> Neler olmuş son girişten beri?

  • Aklıma ilk gelen Avatar,
    gidin izleyin ama illaki üç boyutlu izleyin, filme yazık etmeyin. Sanıyorum bundan sonrası gerçek üç boyutlu holograifk teknikler olur diyorum, başkada bir şey demiyorum. 
  • Peder Bey ile salondaki kapıların birbirine ççarpması sorununu çözdük. Demonte ettik falan kapıları raylarını fitillerini. Netice itibarı ile başarılı bir çalışma oldu. 
  • Kitap okumaya ara verdim, oluyor arada böyle durup durup bir döneme giriyorum, aynı anda arka arkaya iki üç kitap okuyorum. 
  • Tren konusunda şöyle bir şey oldu: tam kurulumu ve işletimi becerdik, baktık oldu, söktük! :) Şimdi altına bir masa, etrafına dağlar nehirler yükseltiler falan yaparak yakışır bir bütün oluşturacağız; yani demem odur ki iş bir sonraki boyuta geçti. 
  • Nihat'ı telefonda tehdit edince mahkeme ile, durum değişti. İnsanları anlamak mümkün değil. O ufak oyunlar, üç kuruş için dokuz taklalar...
  • Anladım ve fark ettim ki İzmir'de araba almak akıl karı değil. Park edecek yer bulamıyorsun. Motor en mantıklısı ki yakında gider ehliyete yazılırım. Evinin önünde yarım saatten fazla gezip yer bulamamak bitirici. 
  • Flashforward bitti, iki bin onda devamı gelecekmiş, bekliyoruz bakalım.
  • Supernatural tırt çıktı, otuz gigabyte yer tuttuğuna yazık.
  • Fringe'i çok tavsiye ediyorlar; bakalım izleyeceğiz. 
  • Baran'lar yeni bir yer tuttular, yakında oranın işleri başlayacak. 
  • Baran iş teklifi gibi bir şey yaptı, bakalım göreceğiz.
  • Haluk Bey Antalya teklifi geçerli olmak üzere İzmir'de de bir konum için aradı beni, olabilir dedim, onu da göreceğiz. 
  • Benim evi satıp Güzelyalı'da bana bir ev alma projesini, Özgün'ün ev alması için ileriye attık, kardeşime ev alacağız. 
  • Grid, gerçekten güzel bir oyunmuş. Yıllarca oynanacak gibi. Bora'ya oynattım bu gün, ben bi ps3 alayım artık dedi! :)
  • Esra (Bora'nın eşi) hasta olmuş ama öksürüğü çok komik, eski amerikan arabalarının motoru gibi ses çıkarıyor; hürr hürrr diye öksürülür mü yahu?
  • Bora motor işini biraz daha iyice kıvırmaya başlamış, kendine güveni falan gelmiş. Yakında da düşer zaten, genelde motorcuların ilerleyişi o şekilde oluyor da. :)

 

Reply

  • Web page addresses and e-mail addresses turn into links automatically.
  • Allowed HTML tags: <a> <p> <span> <div> <h1> <h2> <h3> <h4> <h5> <h6> <img> <map> <area> <hr><br> <br /> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <table> <tr> <td> <em> <b> <u> <i> <strong> <font> <del> <ins> <sub> <sup> <quote> <blockquote> <pre> <address> <code> <cite> <embed> <object> <param> <strike> <caption>

More information about formatting options